Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)

Nâleme sabr itmeyüp sögseñ degül cânâ garîb
Çün olur nâz-ı güle bâ‘is niyâz-ı ‘andelîb
Bu ne hikmetdür ki yâruñ göñli sevdâsı ile
Dûş-ı zâhidde ridâ ‘uşşâk boynında salîb
Ey göñül rûz-ı ezel vuslat nasîb-i ‘ayn olup
Saña kısmet fürkat-i yâr olmış ise yâ nasîb
Cüft-i za‘f ol ‘îd-ı vuslatdan ba‘îd olmagla tek
Ol hilâl-ebrûya olmasun rakîb ey dil-garîb
Ey Refîki‿olmaz garîb itse diyârın kişi terk
‘Âşık olan düşse yârından cüdâ olur garîb

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey can, inleyişime dayanamayıp bana sövsen buna şaşılmaz; çünkü gülün nazına sebep olan, bülbülün yalvarışıdır.

2. Bu ne sırdır ki sevgilinin sevdası yüzünden zahidin omzunda hırka, âşıkların boynunda haç bulunur.

3. Ey gönül, ezel gününde kavuşma gözün payı olmuşken sana düşen kısmet sevgiliden ayrılık olduysa, ne yapalım, nasip böyle.

4. Bayram gibi olan vuslattan uzak kalarak zayıflıkla eş ol, yalnız o hilal kaşlıya rakip olmasın, ey garip gönül.

5. Ey Refîkî, insan yurdunu bırakmakla garip olmaz; âşık olan sevgilisinden ayrı düşünce garip olur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gurbetin Tanımı

Gazelin bütün yükünü son beyitteki bir tanım taşır: insan yurdunu bırakmakla garip olmaz, garip olan sevgilisinden ayrı düşen âşıktır. Hemen önceki Gazel 6’nın “Ben vatandan ayru dil senden cüdâ” diye açılması düşünülünce, iki şiirin birbirine cevap verdiği açıktır. Birinde yurt ve sevgili ayrılığı yan yana konmuş, ötekinde ikisi tartılmış ve sevgiliden ayrılık ağır basmıştır. Redifsiz “-îb” kafiyesinin son halkası olan “garîb” kelimesi, beşinci beyitte iki kez kullanılarak bu hükmü pekiştirir.

Öteki dört beyit aynı garipliğe başka başka yerlerden bakar. İlk beyitte bülbülün yalvarması gülün nazını doğurur; âşığın inlemesi de sevgilinin sövmesine yol açar, bu bir haksızlık değil, gül ile bülbül arasındaki bilinen düzendir. İkinci beyit dinî kisve ile aşk arasında keskin bir karşıtlık kurar: zahidin omzunda hırka (“ridâ”), âşığın boynunda haç (“salîb”) vardır. Haç, aşk yolunda şeriat ölçüsünden çıkmanın, kendini dinsiz sayılmaya razı etmenin simgesidir; aynı kelime çarmıha gerilmeyi de çağrıştırır. Dördüncü beyitte bayram (“‘îd”) ile hilal yan yana gelir, çünkü bayram hilalin görülmesiyle başlar. Zayıflayan âşığın bedeni de hilale benzer; şair bu benzerliğe razıdır, yeter ki hilal kaşlının yanında bir rakip bulunmasın.

Aynı Zemine İkinci Nazire

Mecma‘u’n-Nezâ’ir’de “Velehû” (yine onun) başlığıyla, Refîkî’nin Ulvî zeminine yazdığı ilk gazelin hemen ardından gelir. Bir şairin aynı zemine iki nazire yazması nazire mecmualarında az görülen bir durum değildir; Nazmî bu türden ikinci şiirleri hep bu başlıkla verir. Pervâne Bey’in derlemesinde bu gazelin izine rastlanmaz.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar