Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Gün gibi rūşen ḳılur her ḫāneyi meh-pāreler
Seyr ider menzillerin ṭut kevkeb ü seyyāreler
Ḫār-i nā-cins ile her dem olduġiçün gül gibi
Ġonçe-veş dil-teng olupdur ‘āşıḳ-i bī-çāreler
‘Īş ü nūş itmek müdām aġyār ile lāyıḳ mıdur
‘Āşıḳ-i dil-ḫasteler zārī ḳılup yalvaralar
Żarb-i desti irmek içün vaṣlına her ehrimen
Fürḳat içre ḳan yuṭarlar ‘āşıḳ-i ġam-ḫˇāreler
Gelmedi bir gün kenāre ol yüzi aġum benüm
Līk her gice çeker pehlūya yüzi ḳaralar
Ey Refīḳī fāriġ ol mekrinden it ḫavf ü ḥaẕer
Kimseye ḫayr eylemez bu dil-ber-i mekkāreler
Günümüz Türkçesiyle
1. Ay parçası güzeller her evi güneş gibi aydınlatır; onları menzillerini dolaşan yıldızlar ve gezegenler say.
2. Sevgili gül gibi her an soysuz dikenle birlikte olduğundan, çaresiz âşıklar gonca gibi gönlü daralmış hâldedir.
3. Gönlü hasta âşıklar inleyip yalvarırken sevgilinin hep rakiplerle yiyip içmesi yakışır mı?
4. Her ehrimen (rakip) el zoruyla vuslatına erdiği için, gam yiyen âşıklar ayrılıkta kan yutarlar.
5. Ak yüzlüm bir gün bile kucağıma gelmedi; ama her gece yüzü karaları yanına çeker.
6. Ey Refîkî, onun hilesinden el çek, kork ve sakın; bu hilekâr güzeller kimseye hayır etmez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Şiir, İki Şair
Bu gazel, Pervâne Bey Mecmuası’nda “Naẓīre-i Refīḳī” başlığıyla ve “Ey Refīḳī fāriġ ol mekrinden” diye başlayan bir mahlas beytiyle yer alır. Aynı şiir Edirneli Nazmî’nin Mecma‘u’n-Nezâ’ir’inde ise “Nazîre-i Nasûhî” başlığıyla, yedi beyit olarak ve “Ey Nasûhî fârig ol mekrinden” mısraıyla geçer. İlk beş beyit iki mecmuada küçük farklarla aynıdır; Mecma‘da fazladan bir beyit vardır (“Bir nazarda gamzesi yüz biñ cigerler pâreler”). İki kayıttan hangisinin doğru olduğunu gösteren başka bir tanık bulunamamıştır. Bu sayfa şiiri, Refîkî’ye ait gösteren Pervâne metniyle verir ve aidiyetin tartışmalı olduğunu kaydeder. Nasûhî mahlasının “nasihat eden” anlamına gelmesi ve son beytin bir öğüt cümlesi olması dikkati çeker; ama mahlasın anlamıyla beytin içeriği arasındaki bu uyum, tek başına aidiyeti çözmez. Benzer bir durum Refîkî ile Fakîrî arasında da vardır (Gazel 9).
Ay Parçaları ve Yüzü Karalar
Matla gök bilgisinin diliyle kurulur. Güzeller ay parçalarıdır ve evleri güneş gibi aydınlatır; ev ile “menzil” kelimeleri, ayın ve gezegenlerin gökte konakladığı burç ve menzilleri hatırlatır, güzellerin evden eve dolaşması gezegenlerin menzil değiştirmesine benzer. İkinci beyitte gül dikenle, sevgili rakiple birliktedir; âşıklar ise açılamayan goncalar gibidir. Dördüncü beyitte rakip, Fars efsanelerindeki kötülük ilahı Ehrimen’e benzetilir; zorla vuslata eren odur, âşıklara kan yutmak kalır.
Beşinci beyit renk karşıtlığına dayanır. Sevgili “yüzi aġ”tır, ama âşığın kucağına bir gün bile gelmez; her gece yanına çektikleri ise “yüzi ḳara”lardır, yani utanmazlar, rakipler. “Kenār” kelimesi hem kucak hem kıyı anlamındadır. Son beyit sevgililerin hilesine karşı bir uyarıdır. Pervâne nüshasında zemin olarak, adı neşirde köşeli parantezle tamamlanan Hafî’nin “Yüzlerinden ref‘ idicek burḳa‘ ol meh-pāreler” matlalı gazeli gösterilir; Mecma‘ da aynı Hafî gazelini zemin sayar. Refîkî’nin Hafî zeminlerine yazdığı başka gazeller de vardır (Gazel 21, 47).
Kaynakça
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 615, şiir no. 1605, vr. 127b. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 430, şiir no. 1145. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






