Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün (hezec-i mahzûf); neşirde muzâri‘ bölümündedir

Müjeñ tîr olsa vü kaşuñ kemânı
Umar olmaga ol anuñ nişânı
Benüm çok sevdügüm ‘uşşâka rahm it
Bilürsin azdur hüsnüñ zamânı
Zemîn ehlin boyarsın allar ile
Ne gün kim geyseñ ey meh âsmânî
Meleklerden de ‘âlî-kadr olurdum
Olaydum ger işigüñ pâsbânı
Meded hey dûstlar hey âşinâlar
Ki sevdüm nâ-gehân şol bir fülânı
Kad ü ebrûsı ne dîn koyar ne îmân
Baña ger virmeye bir ân amânı
Refîkî gül yüzi devrinde yâruñ
Komaz elden şarâb-ı ergavânı

Günümüz Türkçesiyle

1. Kirpiğin ok, kaşın da onun yayı olsa, (âşık) onun hedefi olmayı umar.

2. Çok sevdiğim, âşıklara acı; bilirsin, güzelliğin zamanı azdır.

3. Ey ay, hangi gün gök mavisi giyersen yeryüzü halkını allara (kana, hileye) boyarsın.

4. Eşiğinin bekçisi olsaydım meleklerden de yüksek mertebeli olurdum.

5. Yetişin, hey dostlar, hey tanışlar; çünkü ansızın falan birini sevdim.

6. Bana bir an aman vermezse onun boyu ve kaşı ne din bırakır ne iman.

7. Refîkî, sevgilinin gül yüzünün devrinde erguvani şarabı elden bırakmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

“Şol Bir Fülân”

Gazelin en canlı yeri, konuşma diline yaslanan beşinci beyittir: “Meded hey dûstlar hey âşinâlar / Ki sevdüm nâ-gehân şol bir fülânı.” Âşık dostlarından yardım ister; ansızın birine, “şu bir falana” gönül vermiştir. Sevgilinin adı anılmaz, “fülân” sözü hem gizliliği hem de söyleyişin şakacı tonunu taşır. Kısa hezec vezni de bu tona uygundur: mısralar hızlı, kelimeler gündeliktir. İkinci beyitte de aynı samimi ses duyulur; “benüm çok sevdügüm” hitabı, divan şiirinde sık görülen ağır sıfat zincirlerinin yerine sade bir sevgi sözü koyar.

Üçüncü beyit renk oyunu yapar: sevgili gök mavisi (“âsmânî”) giyince yeryüzü halkını “allar”a boyar; “al” hem kırmızı hem hiledir, yani sevgili hem kan döktürür hem aldatır. Altıncı beyitte “îmân” ile “amân” arasında ses benzerliği vardır: sevgili aman vermezse âşıkta iman kalmaz. Matlada kirpik ok, kaş yaydır ve âşık bu okun hedefi olmayı umar; dördüncü beyitte eşik bekçiliği meleklerden üstün bir rütbe sayılır. Mahlas beyti gül mevsimi ile erguvani şarabı bir araya getirir; gül yüzün “devri”, hem mevsimi hem kadehin dönüşünü çağrıştırır.

Mesîhî Zemininde, Başka Bir Vezinle

Mesîhî’nin “Güci çog eyler kaşuñ kemânı / Çekdi nice gez miskînler anı” şiiri, Nazmî’nin bu gazeli bağladığı zemindir; dizi mecmuanın muzâri‘ bölümündedir. Refîkî’nin mısraları ise “mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün” kalıbına uyar ve vezin kaydı bu ölçüye göre yapılmıştır. Kafiye ve redif (“-ânı”) zeminden alınmıştır. Refîkî aynı zemine bir gazel daha yazmıştır (Gazel 59). Pervâne Bey’in seçkisine girmemiştir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar