Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün (hezec-i mahzûf); neşirde muzâri‘ bölümündedir
Ne deñlü vehme gelmezse dehânı
Degül hâlî hayâlümden miyânı
Ben ol Yûsuf-likâdan yüz çevürdüm
Eger bir demde biñ olsa sinânı
Gözüm gibi gelür hâl-i ‘izârı
Gözümüñ depreşür oldı nişânı
Kenâr it dâyimâ fikr-i miyânın
Dilersen ger ola ‘îş-ı nihânî
Me‘ânî bilene de güçdür el-hak
Anuñ hüsn-i bedî‘inüñ beyânı
Dile güller gibi çâk itdürür cîb
Sular çagıldısı bülbül figânı
Güzellerle şarâb içmekdür ancak
Refîkî var ise devlet zamânı
Günümüz Türkçesiyle
1. Ağzı ne kadar hayale gelmese de beli hayalimden hiç eksik değildir.
2. Bir anda bin mızrak temreni olsa bile o Yusuf yüzlüden yüz çevirdim mi? (soru olarak okunursa: asla çevirmedim)
3. Yanağının beni bana gözüm kadar değerlidir; gözümün ağrısının depreşmesine sebep oldu.
4. Gizli bir zevk istersen onun belinin düşüncesini hep kucakla.
5. Doğrusu, onun eşsiz güzelliğini anlatmak meânî bilen için bile güçtür (meânî, beyan ve bedî‘, belâgatin üç ilmidir).
6. Suların çağıltısı ve bülbülün figanı gönle güller gibi yaka yırttırır.
7. Refîkî, devlet zamanı denen bir şey varsa o da ancak güzellerle şarap içmektir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Belâgatin Üç İlmi
Osmanlı medreselerinde okutulan belâgat ilminin üç dalı, beşinci beyitte bir övgü cümlesinde buluşur. “Me‘ânî”, “beyân” ve “bedî‘” bu üç dalın adıdır: söze uygunluk, anlatım yolları ve söz sanatları. Beyitte “me‘ânî bilen”, yani anlamları bilen kişi için bile sevgilinin “hüsn-i bedî‘”ini, benzeri görülmemiş güzelliğini “beyân” etmek, anlatmak güçtür. Kelimelerin her biri kendi gündelik anlamıyla da yerindedir; ama üçünün bir arada bulunması beyti bir tevriyeye dönüştürür. Dânişmendlik derecesine kadar medrese tahsili görmüş Refîkî’nin bu terimlerle oynaması doğaldır.
Matla, divan şiirinin iki “yok” varlığını yan yana koyar: ağız hayale bile gelmeyecek kadar küçük, bel ise yalnız hayalde vardır; ama bel âşığın hayalinden hiç eksik olmaz. İkinci beytin anlamı sorudan geçer: Mecma‘ metnindeki “yüz çevürdüm” sözü, soru olarak okunduğunda “bin mızrak olsa da yüz çevirdim mi?”, yani asla çevirmedim anlamını verir. Üçüncü beyitte ben, göz kadar değerlidir ve gözün eski ağrısını depreştirmiştir. Tezkireler Refîkî’nin yaşlılığında gözlerinden rahatsızlandığını söyler; ama göz ağrısı divan şiirinde yaygın bir mazmun olduğundan beyit ile bu bilgi arasında doğrudan bir bağ kurulamaz. Altıncı beyitte suyun çağıltısı ve bülbülün sesi, gönle gül gibi yaka yırttıran bir bahar musikisi olur.
Aynı Zemine İkinci Gazel
Mecma‘u’n-Nezâ’ir bu gazeli “Velehû Eyzen” başlığıyla, Refîkî’nin Mesîhî zeminine yazdığı ilk gazelin (Gazel 58) hemen ardından verir. İki gazel aynı kafiyeyi ve aynı kısa vezni paylaşır; ilkinde sade bir aşk sesi, ikincisinde belâgat terimleriyle süslenmiş bir övgü öne çıkar. Bu şiir de yalnız Nazmî’nin derlemesinde bulunur.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1786, şiir no. 5518. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
- Mehmet Fatih Köksal, "Refîkî/Refi'î", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2013 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/refiki
Çevrimiçi kaynaklar

![Gazel 56 — Saña kıblem n’ola secde‿itse[ler] inkâr ehli](https://amasya05.com/storage/gallery/4b72c3731324c09a525a3d8012c6268f.jpg)




