Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün (hezec)
Ne bir dem diñdi ey dil-ber firāḳuñdan gözüm yaşı
Ne ḫod bir laḥẓa oñuldı ġamuñdan baġrumuñ başı
Iraġ olalı ḳapuñdan ḥabībüm ḳıble ḥaḳḳiçün
Bulımazam ki yaṣdanam başum altında bir ṭaşı
Nedendür beni gördükçe ḫışmnāk olduġuñ böyle
Saña kim didi hey ḳıblem gözi üstindedür ḳaşı
Behiştüñ sidresin zāhid iñen ‘arż itme ‘uşşāḳa
İrişmez ḳadd-i dildāra göge irerse ger başı
Refīḳī naġme-i şi‘rüñ işidüp bülbül-i gūyā
Ne dirler gösterüp ḳıldı seḥer gülşende bir ṭaşı
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül alan, ne ayrılığından gözümün yaşı bir an dindi, ne de gamından bağrımın yarası bir an iyileşti.
2. Sevgilim, kıble hakkı için, kapından uzak düşeli başımın altına yastık edecek bir taş bile bulamıyorum.
3. Beni gördükçe niçin böyle öfkelenirsin? Hey kıblem, sana “gözünün üstünde kaşın var” diyen kim?
4. Ey zahit, cennetin Sidre ağacını âşıklara bu kadar gösterme; başı göğe erse de sevgilinin boyuna erişemez.
5. Refîkî, şiirinin nağmesini işitip konuşan bülbül, seher vakti gül bahçesinde… (mısraın sonu kapalıdır).
Edebî ve Tarihî Yorum
Gözün Üstündeki Kaş
Bir Türkçe deyim, üçüncü beyitte şiirin içine yerleşir. Sevgili âşığı her gördüğünde öfkelenir; âşık sorar: “Saña kim didi hey ḳıblem gözi üstindedür ḳaşı?” Halk arasında “gözünün üstünde kaşın var” demek, karşısındakine sebepsiz kusur bulmak, bahane arayıp çatmak anlamına gelir. Âşık kendisine böyle bir suç yüklenmesine şaşırır; ama “kaş” ve “göz” sevgilinin güzelliğini anlatan kelimeler olduğundan, deyim beyitte bir nükteye dönüşür. “Ḳıble” hitabı da yerindedir: kaş, gelenekte mihraba, yani kıbleye benzetilir.
İkinci beyit zemine doğrudan cevap verir. Necâtî’nin matlaı “Ġamuñdan ḫaste olup dil ḳapuñda yaṣdanur ṭaşı” der: hasta gönül sevgilinin kapısında taşı yastık edinir. Refîkî bu imgeyi tersinden kurar: kapıdan uzak düştüğünden beri başının altına koyacak bir taş bile bulamaz; kapının taşı bile ona çok görülmüştür. Matlada “baġrumuñ başı” deyimi bağrın yarasını anlatır. Dördüncü beyitte Sidre ağacı bile sevgilinin boyuna erişemez. Mahlas beytinin ikinci mısraı, “Ne dirler gösterüp ḳıldı seḥer gülşende bir ṭaşı”, açık bir anlam vermez; aktarımda bu kısım uydurulmadan boş bırakılmıştır.
Necâtî Zemini
Gazel yalnız Pervâne Bey Mecmuası’nda bulunur ve orada Necâtî Beg’in hezec vezinli “Ġamuñdan ḫaste olup dil ḳapuñda yaṣdanur ṭaşı / Teraḥḥum ḳıl ki ‘uşşāḳuñ ḳatı yaṣduḳdadur başı” gazelinin nazireleri arasında yer alır; aynı dizide Mesîhî, İshak Çelebi, Kemalpaşazâde ve Zâtî’nin nazireleri de vardır. Refîkî zeminin “ṭaşı” ve “başı” kafiyelerini ikinci ve dördüncü beyitlerinde yeniden kullanır.
Kaynakça
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 2709, şiir no. 7513, vr. 593a [601a]. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
Çevrimiçi kaynaklar




