Otuz sekiz yaşında, Mısır mollası iken ölen Rızâî Ali Efendi, Amasyalı Hacı Bayramzâde ailesinden gelen bir XVII. yüzyıl âlimi ve şairidir. İstanbul'da doğup büyümüş, dayısı Şeyhülislam Yahyâ Efendi'nin himayesinde hızla yükselmiştir. Doğum yılını gösteren "Rızâ" kelimesi ona adını vermiş, mahlasını da dayısı bir kıtayla koymuştur. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onun "müretteb ü mükemmel" bir divanı olduğunu ve her yıl bir na't yazmayı kendine görev edindiğini söyler, ama divan bugün bilinmiyor ve şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in maddesinin büyük kısmı, Nev'îzâde Atâyî'nin Zeyl-i Şakâyık'ında ve Mehmed Süreyyâ'nın Sicill-i Osmânî'sinde Rızâî'nin adı ve ailesi hakkında gördüğü yanlışları düzeltmeye ayrılmıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Rızâî'nin maddesi Amasya Tarihi'nin onuncu cildinde "Rızâ'î Ali Efendi-Hacı Bayramzâde" başlığını taşır:

Amasyalıdır. Mevâliden Konya Mollası olup 1005 senesi rebîülevvelinde vefât eden Amasyalı Pîr Mehmed Efendi bin Şa'bân Efendi bin Hacı Bayram Efendi'nin mahdûmu ve Şeyhülislâm Zekeriyyâ Efendi'nin kerîmezâdesidir. 1001 senesinde İstanbul'da doğdu. Târîh-i velâdeti Rızâ lafzı olduğundan "Rızâ'î Ali Efendi" dendi. Pederinin irtihâlinde yetîm kaldığından dayısı Şeyhülislâm Yahyâ Efendi'nin vesâyeti ve amcası kazasker Hasan Efendi'nin nezâreti altında büyüdü. Her ikisinden ikmâl-i tahsîl ederek 1017'de üstâdı Yahyâ Efendi'den mülâzım oldu. Akrabâsından ve kudât-ı Mısrıyye'den İsmâ'îl Efendiyle birkaç def'a Mısır'a gidip fuzalâ-yı Arab'ın musâhabât-ı ilmiyyesinden müstefîd olarak 1026 senesi rebîülâhirinde dedeleri Zekeriyyâ Efendi Medresesi müderrisi oldu. (…) 1038 senesi şevvâlinde Mısır mollası oldu. Hayfâ ki Mısır'a vusûlünde İsmâ'îl Efendi'nin hânesine hasta bir hâlde indi. 1039 senesi muharreminde dâr-ı bekâya rihlet etdi. Mısır ve İstanbul müverrihlerinin kayd etdiği üzere âlim, fâzıl, gâyet edîb, şâir, hâfızası metîn, serî'ü'l-intikâl, bedî'ü'l-irticâl, şekl ü ma'nâda cemîl, kerîm, arîk idi. Otuz sekiz yaşında vefât etmişdi. Bununla beraber on aded kütüb-i fetâvâ-yı kibârı tedkîk ve bunların mesâ'ilini cem' ü telfîk ederek gâyet münakkah, mühezzeb bir eser te'lîf etdi. "Harîde"yi intihâb u ihtisâr ederek "Avdü'ş-Şebâb" adlı bir eser-i edebî meydâna getirdi. Müretteb ü mükemmel "Dîvân-ı eş'âr"ı vardır. Her sene bir na't-ı şerîf nazmını iltizâm etmişdi.

Maddeyi sadeleştirerek aktarırsak: Amasyalıdır. Mevaliden olup Konya mollası iken 1005 rebiülevvelinde ölen Amasyalı Pîr Mehmed Efendi'nin oğludur; dedesi Şa'bân Efendi, onun babası Hacı Bayram Efendi'dir. Annesi Şeyhülislam Zekeriyyâ Efendi'nin kızıdır. 1001'de İstanbul'da doğdu; doğum tarihi "Rızâ" kelimesinin ebced değerine denk geldiği için "Rızâî Ali Efendi" diye anıldı. Babası ölünce yetim kaldı ve dayısı Şeyhülislam Yahyâ Efendi'nin vesayeti, amcası kazasker Hasan Efendi'nin gözetimi altında büyüdü. Tahsilini ikisinin yanında tamamlayıp 1017'de hocası Yahyâ Efendi'den mülazım oldu. Akrabasından, Mısır kadılarından İsmâil Efendi ile birkaç kez Mısır'a gidip Arap âlimlerinin ilmî sohbetlerinden yararlandı ve 1026 rebiülahirinde dedesinin kurduğu Zekeriyyâ Efendi Medresesi'ne müderris oldu. 1038 şevvalinde Mısır mollası oldu. Ne yazık ki Mısır'a hasta olarak vardı ve İsmâil Efendi'nin evine indi; 1039 muharreminde öldü. Mısır ve İstanbul tarihçilerinin yazdığına göre âlim, fazıl, çok edip, şair, hafızası sağlam, kavrayışı çabuk, irticalde usta, yüzü ve özü güzel, cömert ve köklü bir aileden biriydi. Otuz sekiz yaşında ölmüştü. Bununla birlikte büyük fetva kitaplarından onunu inceleyip meselelerini bir araya getirerek gayet düzenli bir eser yazdı; Harîde'den seçmeler yapıp onu kısaltarak Avdü'ş-Şebâb adlı edebî bir eser meydana getirdi. Düzenli ve tamam bir şiir divanı vardır. Her yıl bir na't yazmayı kendine görev edinmişti.

Hüsameddin'in kısalttığımız kısımda saydığı görevler, Rızâî'nin otuz sekiz yıllık ömrüne sığan hızlı yükselişi gösterir: 1029'da Sinan Paşa, 1031'de Sahn-ı Seman, 1032'de Haseki ve Üsküdar'da Vâlide, 1034'te Süleymaniye medreselerinde müderrislik; 1035'te Selanik, 1037'de Galata kadılığı ve nihayet 1038'de Mısır mollalığı. Harîde adıyla anılan eser büyük ihtimalle İmâdüddin el-İsfahânî'nin Arapça şairler antolojisi Harîdetü'l-kasr'dır; Hüsameddin eserin tam adını vermez.

Adı, Mahlası ve Hüsameddin'in Düzeltmeleri

Rızâî'nin doğum yılı bir kelimeyle saklanmıştır. "Rızâ" kelimesindeki harflerin ebced değerleri toplamı 1001'dir (ر 200, ض 800, ا 1) ve bu da onun doğduğu yıldır. Hüsameddin aynı maddede mahlası dayısının koyduğunu da yazar ve Şeyhülislam Yahyâ'nın bu vesileyle söylediği beyitleri aktarır:

Medh eyle cenâb-ı Mustafâyı
Evlâdını âl-i Murtazâyı
Geldin çü bu tengnâ-yı dehre
Mahlas idegör Ali Rızâyı

"Hazret-i Mustafa'yı, onun evladını ve Murtazâ'nın, yani Hz. Ali'nin soyunu öv; madem bu dar dünyaya geldin, mahlasın 'Ali Rızâ' olsun." Beyitler dayısı Yahyâ Efendi'ye aittir; mahlas, Hz. Ali soyundan imam Ali Rızâ'nın adını da hatırlatır. Kıtanın ilk beyti yeğene Peygamber'i ve Ehl-i Beyt'i övmesini öğütler; Hüsameddin'in Rızâî'nin her yıl bir na't yazdığını söylemesi bu öğütle örtüşür, ama kıtadan Rızâî'nin kendi şiirine dair başka bir şey çıkarılamaz.

Hüsameddin bundan sonra, Atâyî'nin Zeyl-i Şakâyık'ındaki Rızâî maddesinde gördüğü üç yanlışı sıralar. Birincisi addır: Atâyî'nin basılı metninde madde başlığı "Mehmed Ali eş-şehîr bi-Rızâî" diye başlar. Hüsameddin'e göre doğrusu "Ali bin Mehmed eş-şehîr bi-Rızâî"dir; o dönemde Türkler arasında kimseye "Mehmed Ali" adı verilmezdi, Atâyî'nin kendisi de Yahyâ'nın "Ali Rızâ" diyen beytini aktarmıştır, basılmamış Zeyl nüshalarında ve Mısır kadılarını anlatan Mısır tarihlerinde de ad "Ali bin Mehmed"dir. İkinci yanlış babanın lakabıyla ilgilidir. Hüsameddin'e göre babanın lakabı "Biber"dir ve "Pîr" okuyuşu yanlıştır; Atâyî'nin baba için yazdığı maddede geçen "Pîr Efendi" sözü de bir dizgi yanlışıdır. Lakabın kaynağı olarak, babanın esmer, karayağız olduğu için hocası Ebüssuûdzâde Ahmed Efendi tarafından "Biber" diye anıldığını ve Şeyhî'nin Zeyl'inde amca Hasan Efendi'nin "Biber birâderi" diye tanındığını gösterir. Üçüncü yanlış, Atâyî'nin Mısır kadılarından İsmâil Efendi'yi Rızâî'nin ağabeyi göstermesidir; Hüsameddin'e göre İsmâil Efendi, Rızâî'nin amcası Mahmûd Efendi'nin oğludur, yani amcazadesidir.

Hüsameddin, Mehmed Süreyyâ'nın Sicill-i Osmânî'de Rızâî'yi "Biber Hasan Efendi'nin oğlu" diye yazmasına da şaşırır: ad yanlışı Atâyî'den alınmış olabilir, ama baba olarak amcanın gösterilmesinin kaynağı belli değildir. Bu düzeltmelerde göze batan bir ayrıntı var: Hüsameddin kendi madde başlığında babayı yine "Pîr Mehmed Efendi" diye anar; "Pîr"in yanlış olduğunu söyleyen yazar, başlıkta bu adı korumuştur. Atâyî'nin metnini görüp Hüsameddin'in düzeltmelerini denetleme imkânı bulamadık; düzeltmeler burada onun anlattığı biçimiyle verilmiştir.

Amasya ile Bağı

Rızâî İstanbul'da doğmuş, hayatını İstanbul, Mısır ve görev yerlerinde geçirmiştir; Amasya'da yaşadığına dair bir kayıt yoktur. Onu Amasya'ya bağlayan ailesidir. Babası Hüsameddin'in "Amasyalı" diye andığı Pîr ya da Biber Mehmed Efendi'dir ve Atâyî'den aktarılan satırlara göre "zemîn-i Amasya'da", yani Amasya topraklarında yetişmiştir. Aile, Hüsameddin'in soy kaydında Rızâî'nin büyük dedesi olarak görünen Hacı Bayram Efendi'nin adıyla Hacı Bayramzâdeler diye anılır. Amcazadesi İsmâil Efendi de Hüsameddin'in yedinci cildinde Amasyalı olarak kayıtlıdır; Amasya'da okumuş, Mısır'da kassam-ı askerî iken Rızâî'nin Mısır mollası olduğunu görmüş, onun ölümünden sonra Cize ve Dimyat kadılıklarında bulunmuş ve 1045'te ölmüştür.

Şiiri

Hüsameddin'e göre Rızâî'nin düzenli ve tamam bir divanı vardı ve her yıl bir na't söylerdi. Hüsameddin bu divandan tek bir beyit aktarmaz; maddede yer alan kıta dayısı Yahyâ Efendi'nindir. Taradığımız kaynaklarda divanın bir nüshasına ya da Rızâî'nin bir şiirine rastlayamadık. Rızâî Ali Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır.

Kronoloji

1001 (1592-93): İstanbul'da doğar.

Rebiülevvel 1005 (Ekim-Kasım 1596): Babası Konya mollası iken ölür.

1017 (1608-09): Yahyâ Efendi'den mülazım olur.

Rebiülahir 1026 (1617): Zekeriyyâ Efendi Medresesi'ne müderris olur.

1029-1034 (1620-1625): Sinan Paşa, Sahn-ı Seman, Haseki, Üsküdar Vâlide ve Süleymaniye medreselerinde müderrislik yapar.

1035-1037 (1626-1628): Selanik ve Galata kadılıkları.

Şevval 1038 (Mayıs-Haziran 1629): Mısır mollası olur.

Muharrem 1039 (Ağustos-Eylül 1629): Mısır'da, amcazadesi İsmâil Efendi'nin evinde ölür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar