Hacı İbrâhim İlmî Bey, 1113 (1701-02) yılında Bağdat seferinde ölen Rahtuvan Hacı Mehmed Paşa'nın oğludur. Amasya'da doğmuş, vakıf mütevelliliği, sancak beyliği ve şehrin ayanbaşılığı arasında geçen bir hayattan sonra 1143 (1730-31) yılında Samsun kalesinde sürgündeyken ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaydında "âlim, fâzıl, edîp, şâir" sıfatları yan yana durur; ama İlmî Bey'in Amasya edebiyatındaki yeri yazdığı şiirlerden çok evinde topladığı meclistir. Haftada bir gün şehrin âlimlerini ve şairlerini konağında ağırlar, sohbet eder, sözüyle öne çıkanlara armağan verirdi. Kendi şiirlerinden bugüne tek satır kalmamıştır. Hüsameddin'in yazdıklarının tamamı, açıklamalarıyla, İbrâhim İlmî Bey-Rahtuvân Paşazâde sayfasındadır.
Hüsameddin'in Kaydı
Altıncı ciltteki madde, ayanlık hayatıyla edebiyat meclisini aynı paragrafta anlatır:
İbrâhim İlmî Bey-Rahtuvân Paşazâde Amasyalıdır. 1113'de Bağdâd harbinde vefât eden Rahtuvân el-Hâc Mehmed Paşa'nın mahdûmudur. Amasya'da tevellüd edib pederi Şâm mütesellimi iken birâderi Osmân Bey'le beraber Şâm ulemâsından ahz-ı ulûm ederek Amasya'ya geldi. Pederinin Cidde ve Habeş beylerbeyiliği zamanında îfâ-yı Hac edib ba'zı bilâda ve eyâletlere pederi tarafından mütesellim oldu. Pederinin vefâtında Amasya'ya gelip 1114'de Yâkutiyye, 1120'de Bâyezîd Paşa, 1121'de Hüseyin Ağa vakıflarına mütevellî oldu. 1122'de mîr-livâ olup ma'zûlen Amasya'ya geldikde mükerreren baş-a'yân olmuşdu. Ancak etbâ'ının ba'zı ahvâl-i nâ-becâya cür'eti ve rukabâsının da şikâyeti yüzünden birkaç def'a teftîşe uğradı. Mîr-i mîrân olacağı esnâda Hüseyin Ağa vakfından zimmeti çıkarılıp terakkîsine mâni'alar ihdâs eyledi. Nihâyet 1143 vak'asında rüfekâsıyla birlikde Samsun'a iclâ ve kal'abend edilip zilhiccesinde vefât etdi. Bekir Beyzâde Ömer Paşa'nın dâmâdıdır. Âlim, fâzıl, edîp, şâir, hasîb, gâyet mükerrem, beşûş, servet ü yesâre mâlik, hânesi mahfel-i üdebâ ve mecma'-ı ulemâ idi. Haftada bir def'a ulemâ ve şu'arâyı hânesinde cem' ederek onlarla ilmî ve edebî musâhebeler eder, isbât-ı meziyyet edenlere atıyyeler verirdi. Mahdûmları Ömer Lütfî, Mehmed Avnî Beylerdir. Birâderleri Osmân, Ali, Ahmed beylerdir. Ömer Beyzâdeler ahfâdı bâkidir.
Bugünkü dille: Amasyalıdır; 1113'te Bağdat savaşında ölen Rahtuvan Hacı Mehmed Paşa'nın oğludur. Amasya'da doğdu. Babası Şam mütesellimiyken kardeşi Osman Bey'le birlikte Şam âlimlerinden ilim aldı ve Amasya'ya geldi. Babasının Cidde ve Habeş beylerbeyliği sırasında hacca gitti, babası onu bazı yerlere ve eyaletlere mütesellim olarak gönderdi. Babası ölünce Amasya'ya döndü; 1114'te Yâkûtiye, 1120'de Bayezid Paşa, 1121'de Hüseyin Ağa vakıflarının mütevellisi oldu. 1122'de sancak beyi oldu, görevden alınıp Amasya'ya dönünce birkaç kez ayanbaşı seçildi. Adamlarının yakışıksız işlere cüret etmesi ve rakiplerinin şikâyetleri yüzünden birkaç defa soruşturma geçirdi. Beylerbeyi olacağı sırada Hüseyin Ağa vakfından borcu çıkarıldı ve bu, yükselmesine engel oldu. Sonunda 1143 olayında arkadaşlarıyla birlikte Samsun'a sürülüp kaleye kapatıldı ve o yılın zilhiccesinde öldü. Bekir Beyzâde Ömer Paşa'nın damadıdır. Bilgili, faziletli, edip, şair, hesaptan anlayan, çok cömert, güler yüzlü ve varlıklı biriydi; evi ediplerin toplandığı, âlimlerin buluştuğu yerdi. Haftada bir gün âlimleri ve şairleri evinde toplayıp onlarla ilmî ve edebî sohbetler eder, hünerini gösterenlere armağan verirdi. Oğulları Ömer Lütfî ve Mehmed Avnî Beyler, kardeşleri Osman, Ali ve Ahmed Beylerdir. Ömer Beyzâdeler'in torunları hâlâ yaşamaktadır.
Hayatı
İlmî Bey'in ilk gençliği babasının görev yerlerinde geçti. Şam'da kardeşi Osman Bey'le birlikte ders gördü, babası Cidde ve Habeş beylerbeyiyken hacca gitti, birkaç eyalette babasının vekili olarak mütesellimlik yaptı. 1113'te babası ölünce Amasya'ya yerleşti ve şehrin büyük vakıflarının yönetimine girdi: önce Yâkûtiye, sonra Bayezid Paşa ve Hüseyin Ağa vakıfları. 1122'de (1710-11) aldığı sancak beyliğinden azledilince yine Amasya'ya döndü ve ayanbaşılığa seçildi.
Hüsameddin'in dördüncü cilde yaydığı yıllık olaylar arasında da İlmî Bey'e rastlanır. Orada 1131 yılının muharrem başında ayanbaşı seçildiği, mütesellimliğin ise eski Anadolu valisi Ömer Paşa'nın oğlu Osman Bey'de kaldığı yazılıdır. Hüsameddin bu iki beyi Amasya'nın şeref kaynağı sayar ve İlmî Bey'in konağının Osman Bey'in vezirâne dairesinden aşağı kalmadığını söyler; şehrin büyük ağalarının onları çekemeyip şikâyetler tertip ettiğini de ekler. Maddedeki "rakiplerin şikâyeti" sözü bu çekişmeye işaret eder. Ömer Paşa ile Bekir Beyzâde Ömer Paşa'nın aynı kişi olup olmadığını Hüsameddin açıkça söylemez; aynıysa Osman Bey, İlmî Bey'in kayınbiraderi olur. Bu bir ihtimaldir.
Hayatın sonu 1143 olaylarıdır. Bu yıl Patrona Halil isyanının yılıdır ve Hüsameddin, İlmî Bey'in arkadaşlarıyla birlikte Samsun'a sürülüp kaleye hapsedildiğini, aynı yılın zilhiccesinde orada öldüğünü yazar. Sürgünün sebebini ayanlık yıllarındaki soruşturmalara bağlar; isyanın taşradaki yansımalarıyla bir ilgisi olup olmadığı kitaptan anlaşılmaz.
Konağındaki Meclis
İlmî Bey'in edebiyatla bağını en iyi, onun meclisinde yetişenlerin maddeleri gösterir. Hüsameddin'in on birinci cildinde iki ayrı kişi bu meclise bağlanır. Yeniçeri Tânişoğlu Mehmed Ağa'nın oğlu Şinâsî Ahmed Efendi, gençliğinde yeniçeri yazıcısıyken "Rahtuvân Mehmed Paşazâde Hacı İbrâhim Bey'in bezm-i irfânı"na devam etmiş ve orada şiir ile inşadan pay almıştır. Sonradan Şâhin Ağa'nın ve Amasyalı Hüseyin Ağa'nın divan kâtibi olmuş, 1168'de ölmüştür. Darülkurra şeyhinin oğlu Sun'î Mehmed Efendi ise güzel sesiyle tanınmış, şiire ve inşaya heveskâr, musikiden anlayan bir hafızdı; "Rahtuvân Paşazâde İbrâhim ve Ömer Paşazâde Osmân Beylerin meclislerine" devam ederek itibar kazanmış, 1147'de Hayreddin Efendi Mescidi imamıyken ölmüştür.
Bu iki kayıt, Hüsameddin'in "haftada bir" dediği toplantıların kimleri bir araya getirdiğini somutlaştırır: yeniçeri ocağından bir yazıcı, bir mescit imamı, şehrin ulemâsı. İlmî Bey'in hem bilgi hem cömertlik bakımından anılması, meclisin bir himaye çevresi olarak da işlediğini düşündürür. Sun'î'nin maddesinde İlmî Bey ile Osman Bey'in meclislerinin yan yana anılması, XVIII. yüzyılın başında Amasya'da iki ayan konağının birden şairlere kapı açtığını gösterir.
Amasya ile Bağı
Sancak beyliği dönemini saymazsak İlmî Bey, babasının ölümünden sonraki bütün hayatını doğduğu Amasya'da geçirdi. Şehrin üç büyük vakfını yönetti, birkaç kez ayanbaşı oldu. Torunlarından Hacı İbrâhim Bey, Hüsameddin'e göre 1183'te ayanbaşı ve Amasya mütesellimi olmuştur; aile, Ömer Beyzâdeler adıyla yazarın zamanına kadar şehirde yaşamıştır.
Şiiri
Şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in "şâir" sıfatının arkasında tek bir beyit yoktur; başka kaynaklarda da İlmî Bey'e ait bir şiir çıkmadı. Adındaki "İlmî"nin bir mahlas olarak kullanılıp kullanılmadığı da bilinmiyor; Hüsameddin onu adın parçası gibi yazar.
Kronoloji
1113 (1701-02): Babası Rahtuvan Hacı Mehmed Paşa Bağdat seferinde ölür.
1114 (1702-03): Yâkûtiye vakfının mütevellisi olur.
1122 (1710-11): Sancak beyi olur; azledilince Amasya'ya döner.
Muharrem 1131 (Kasım 1718): Amasya ayanbaşılığına seçilir.
Zilhicce 1143 (Haziran-Temmuz 1731): Samsun kalesinde sürgündeyken ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 139-140 (e-kitap s. 53), "İbrâhim İlmî Bey-Rahtuvân Paşazâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page53.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4 (e-kitap s. 635), 1131 yılı olayları. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page635.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 180 (e-kitap s. 412), "Şinasî Ahmed Efendi-Kâtib" maddesi; s. 300 (e-kitap s. 451), "Sun'î Mehmed Efendi-Sun'ullahzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page412.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 181-182 (e-kitap s. 65), "İbrâhim Bey-Rahtuvân Paşazâde el-Hâc" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page65.html
Çevrimiçi kaynaklar
