Şehzade Ahmed, II. Bayezid'in Amasya'da doğan oğludur ve 1481'den 1512'ye kadar otuz yılı aşkın bir süre Amasya sancağını yönetmiştir. Sarayının çevresinde Münîrî, Mihrî Hatun, Âfitâbî ve İranlı şairlerden oluşan geniş bir edebî muhit toplanmış, bu yıllar Amasya'nın şiir tarihinin en parlak dönemlerinden biri olmuştur. Amasyalı tarihçi Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, onu anlatırken "Arab u Acem edebiyâtına vâkıf, şâir" der. Ahmed'i şair olarak niteleyen bilinen tek kayıt budur.

Bu sayfa Şehzade Ahmed'in şairliğine ve bu konudaki kaynakların durumuna ayrılmıştır. Hüsameddin'in kaydına rağmen Ahmed'in bir mahlası, divanı ya da tek bir beyti bilinmemektedir; XVI. yüzyıl şair tezkireleri de ona madde ayırmaz. Şiirlerine ulaşılamamıştır.

Hayatı

Ahmed, 870 (1465-66) yılında, babası II. Bayezid Amasya valisiyken bu şehirde doğdu. 886 (1481) yılında babası tahta çıkmak üzere İstanbul'a gidince Amasya valisi oldu ve şehri 1512'ye kadar yönetti. Babasının gözdesi ve veliahdı sayılıyordu; ancak Şahkulu isyanı ve kardeşi Selim'in yükselişi bu umudu boşa çıkardı. Selim'in 918 (1512) yılında tahta çıkmasından sonra Amasya'dan saltanatını ilan etti, Yenişehir'de kardeşine yenilip esir düştü ve 918 (1513) yılında Selim'in emriyle boğduruldu; Bursa'da II. Murad'ın türbesine gömüldü. Hayatının ayrıntıları için Şehzade Ahmed: Amasya'nın Otuz Yıllık Sancakbeyi ve Yenişehir'de Son yazısına bakılabilir.

Kaynakların Durumu

Ahmed'in şairliğine dair tanıklık, XX. yüzyılın başında yazılan Amasya Tarihi'ndeki tek bir nitelemeden ibarettir. Hüsameddin, kitabının şairlere ve ileri gelenlere ayrılan altıncı cildinde "Ahmed Hân-Şehzâde Sultân" maddesini şehzadenin karakterini anlatan şu cümleyle bitirir:

Âlim, Arab u Acem edebiyâtına vâkıf, şâir, tab'an kerîm, adl ü hakkaniyeti sever, ulemâ ve meşâyîhe muhib, Acemlere pek mâ'il, zevk ü sefâya mübtelâ, azmi kavî, kalb ü re'yi za'if idi. Bu yüzden kendisini ve Amasya'yı felâkete sürükledi.

Günümüz Türkçesiyle: Bilgili, Arap ve Fars edebiyatını bilen, şair, yaratılıştan cömert, adaleti ve hakkı seven, âlimleri ve şeyhleri seven, İranlılara çok düşkün, zevk ve eğlenceye tutkun, kararlılığı güçlü ama yüreği ve görüşü zayıf biriydi. Bu yüzden kendisini ve Amasya'yı felakete sürükledi.

Hüsameddin bu cümlede Ahmed'i şair olarak anar, ama maddesinde ne bir mahlas verir ne de bir beyit aktarır. Aynı eserin üçüncü cildinde, Amasya'nın siyasi tarihini anlatırken, şehzadenin İran edebiyatına ve İranlı ileri gelenlere "âdeta ilan-ı aşk" ettiğini, Tebrizli şair Penâhî gibi İranlıların musahipleri arasına girdiğini yazar. Bu bilgiler Ahmed'in edebiyatla yakından ilgilendiğini gösterir, fakat kendi şiirine dair bir iz taşımaz.

Daha eski kaynaklar bu konuda sessizdir. Sehî Beg'in Heşt Bihişt'inde şair padişah ve şehzadelere ayrılan tabakada altı kişi vardır ve bunların sonuncusu Ahmed'in kardeşi Şehzade Korkud'dur; Ahmed bu listede yer almaz. Latîfî'nin şair sultanlar bölümü de onu saymaz. Kınalızâde Hasan Çelebi Ahmed'den yalnız taht kavgasını anlatırken söz eder, Âşık Çelebi de onu başka şairlerin maddelerinde bir hami olarak anar. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde de Ahmed'e ait bir madde bulunmaz; sözlükte şair olarak kayıtlı Osmanlı şehzadeleri Korkud (Harîmî), Kanunî'nin oğulları Mehmed, Mustafa (Muhlisî), Bayezid (Şâhî) ve Cihangir'dir.

Bu durumda Ahmed'in şairliği, Hüsameddin'in kullandığı ve bugün elimizde olmayan bir kaynağa dayanıyor olabilir; ancak hangi kaynağa dayandığı belli değildir. Şehzadenin hayatını anlatan sitemizdeki biyografide de kendi şiirleri hakkında bir kayıt bulunmadığı belirtilmiştir. Ahmed'in şiir yazdığı bu yüzden bir rivayet düzeyinde kalmaktadır.

Eserleri

Şehzade Ahmed'e ait bir divan, mesnevi ya da başka bir edebî eser bilinmemektedir. Hiçbir mecmuada onun adıyla ya da bir mahlasla kaydedilmiş bir şiirine rastlanmamıştır.

Edebî Çevresi

Ahmed'in edebiyat tarihindeki yeri, kendi şiirinden çok çevresinde toplanan şairlerle belirlenir. Hüsameddin, II. Bayezid'in yirmi altı ve Ahmed'in otuz iki yıllık Amasya valilikleri sırasında Tâcî, Âfitâbî, Figânî, Kutbî, Münîrî, Ca'ferî ve Sa'dî Çelebiler gibi şairlerin yetiştiğini, Mihrî Hatun'un da "bu devrin bedâyi'inden", yani bu dönemin en seçkin eserlerinden olduğunu yazar. Gelibolulu Âlî Künhü'l-ahbâr'da Münîrî'yi "Şehzâde Sultân Ahmed vâsıflarından ve bezm-i hâsına mahrem olan" şairlerden, yani şehzadeyi öven ve özel meclisine kabul edilen kişilerden sayar; Kınalızâde de onu "Sultân Ahmedün şâ'ir-i medh-hânı" olarak anar. Âşık Çelebi, Merzifonlu Âfitâbî'nin ömrünün sonunda Ahmed'e intisap ettiğini, Sirozlu Makâmî'nin bir süre ona imamlık yaptığını ve Mihrî ile birlikte onun sarayında bulunduğunu kaydeder.

Şehzadenin şairlerle yazışması da tezkirelere yansımıştır. Âşık Çelebi ve Kınalızâde, Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi'nin (Hâtemî) "Nâme kim nâmını yazmış bendenüñ sultân aña" diye başlayan gazelini, Sultan Ahmed'den kendisine gelen bir mektuba cevap olarak yazdığını belirtir. Bu çevrenin şairleri ve meclisin dağılışı Şehzade Ahmed'in Amasya Meclisinin Şairleri yazısında; Münîrî, Mihrî Hatun, Hâtemî ve Âfitâbî'nin şiirleri ise kendi bölümlerinde (Münîrî-i Amâsî, Mihrî Hatun, Müeyyedzâde (Hâtemî), Âfitâbî) yer alır.

Şiiri

Şehzade Ahmed'in şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin onu şair olarak anmakla birlikte bir örnek vermez; taranan tezkirelerde, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nde de ona ait bir beyit bulunmamaktadır. Hüsameddin'in maddesinin tam metni ve günümüz Türkçesi sitemizdeki Ahmed Hân-Şehzâde Sultân sayfasında okunabilir.

Kronoloji

870 (1465-66): Amasya'da doğumu.

886 (1481): Babasının tahta çıkmasıyla Amasya valisi olması.

908 (1502-03): İranlı Mîr Gıyâseddin ve şair Penâhî-i Tebrîzî'nin musahipleri arasına girmesi (Hüsameddin'e göre).

918 (1512): Selim'in tahta çıkması; Ahmed'in Amasya'da saltanatını ilan etmesi.

918 (1513): Yenişehir yenilgisi, esir düşmesi ve boğdurulması; Bursa'da defni.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Resmî kaynaklar

  • Sehî Beg, Heşt Bihişt, haz. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. XVI, tabakaların muhtevası.

Kitaplar

  • Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, "Şehzâde" araması (Harîmî, Mehmed, Muhlisî, Şâhî, Şehzâde Cihângîr maddeleri). https://teis.yesevi.edu.tr

Çevrimiçi kaynaklar