Ziya Paşa, Şinâsi ve Nâmık Kemal ile birlikte Tanzimat sonrası Türk edebiyatının kurucularından sayılan şair, yazar ve devlet adamıdır. Amasya ile bağı şiirinden çok idareciliğine dayanır: 1863-1865 yılları arasında Amasya mutasarrıfı olarak şehirde geniş bir imar hareketine girişmiş, yerel eşrafla çatışınca Canik'e nakledilmiştir. Amasya'da yazdığı ya da Amasya'yı konu alan bir şiiri bugüne kadar kaynaklarda tespit edilememiştir. Bu sayfa onun şairliğini, eserlerini ve edebî kişiliğinin Amasya yıllarıyla kesiştiği noktaları ele alır. Hayatı ve Amasya mutasarrıflığı Ziya Paşa: Amasya Mutasarrıflığı ve Tanzimat'ın Şairi yazısında ayrıntısıyla anlatılmıştır.
Hayatı
Asıl adı Abdülhamid Ziyâeddin olan Ziya, 1825'te İstanbul Kandilli'de doğdu. Mekteb-i Ulûm-i Edebiyye'de ve Beyazıt Rüşdiyesi'nde okudu, genç yaşta Sadâret Mektûbî Kalemi'ne kâtip olarak girdi. 1856'da Mâbeyn-i Hümâyun kâtibi oldu, burada Fransızca öğrendi. Sadrazam Âlî Paşa ile başlayan düşmanlık, onu Kıbrıs, Amasya ve Canik mutasarrıflıklarıyla İstanbul'dan uzak tuttu. 1867'de Nâmık Kemal ile birlikte Avrupa'ya kaçtı, Londra'da Hürriyet gazetesini çıkardı. Âlî Paşa'nın ölümünden sonra döndü; Şûrâ-yı Devlet üyeliği, Mâbeyn başkâtipliği, Kānûn-ı Esâsî Encümeni üyeliği gibi görevlerde bulundu. Suriye, Konya ve Adana valiliklerinden sonra 17 Mayıs 1880'de Adana'da öldü ve Ulucami hazîresine gömüldü.
Amasya Yılları ve Edebiyat
Ziya Paşa'nın Amasya'da geçirdiği iki yıl, edebî üretiminden çok idari çalışmalarıyla anılır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre burada benzeri görülmemiş bir imar hareketine girişmiş, merkezde ve beş kazada hükümet konakları, mektepler, bir idadi, saat kuleleri, bir hapishane ve bir bedesten yaptırmış, yeni yollar açtırmıştır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi bu işlerin şehirdeki izlerini tek tek kaydeder: Paşa 1281'de (1864-1865) Kale'nin Saray Kapısı'nı yıktırmış, Alçak Köprü'nün ve Helkis Köprüsü'nün yanına ahşap köprüler kurdurmuş, Hâfız Ali Paşazâde Ahmed Mikdâd Paşa'nın konağını satın alarak yerine hükümet konağı, arkasına hapishane yaptırmış, harap durumdaki Alaca Yahyâ Medresesi'nin yerine de "mükemmel, âlî bir Rüşdiye Mektebi" inşa ettirmiştir. Bu mektep 1311 (1894) yangınında yanana kadar otuz yıl şehrin gençlerini yetiştirmiştir.
Bu son yapı, Ziya Paşa'nın Amasya'nın edebî hayatıyla dolaylı bir bağını da gösterir. Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin birinci cildinde kendi gençliğini anlatırken rüşdiyede okuduğu yıllarda Şirvânîzâde Ahmed Enver Efendi'den Farsça okuduğunu, Hâfız Divanı, Attâr ve Firdevsî'nin yanında "Harâbât-ı Ziyâ Paşa"yı da incelediğini yazar. Hüsameddin 1887'de rüşdiyeyi bitirdiğine göre büyük ihtimalle Ziya Paşa'nın yaptırdığı mektepte okumuştur; bu bir çıkarımdır. Ziya Paşa'nın derlediği şiir antolojisi böylece, kendisinin kurduğu bir okulun öğrencisi olan genç bir Amasyalının elinde, Asrî mahlasıyla şiire başlamasının kaynakları arasına girmiştir.
TDV maddesine göre Kıbrıs'ta başlayan hastalığı Amasya'da yeniden nüksetmiş, Canik'te ise sağlık sorunları, idari işler ve hasımlarıyla uğraşmak yüzünden edebiyatla ilgilenememiştir. Halil İnalcık, Kenan Akyüz'ün Amasya mutasarrıflığına dair yayımladığı belgeleri değerlendirirken, Ziya'nın taşrada yerel güç sahipleri karşısında iş görmenin güçlüğünü burada yakından gördüğünü ve 1869'da Hürriyet'te eyalet idaresi hakkında yazdıklarında bu tecrübenin izlerinin bulunduğunu söyler. Amasya yıllarının izi bu bakımdan Ziya Paşa'nın şiirinden çok siyasi nesrinde görülür.
Amasya ile bir başka bağ, Amasyalı sadrazam Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa üzerinden kurulur. Hüsameddin, paşanın 1872'de sürgünden İstanbul'a dönünce bazı hürriyetçi davranışlarıyla Midhat Paşa'nın sevgisini kazandığını ve "Ziyâ ve Kemâl Beylerin takip ettikleri gayeyi benimsediğini" yazar. Rüşdü Paşa'nın şairliği Rüşdî (Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa) yazısında ele alınmıştır.
Eserleri
Ziya Paşa'nın şiirleri ölümünden sonra damadı Hamdi Bey tarafından Eş'âr-ı Ziyâ (1881) adıyla bir divan hâlinde yayımlanmıştır. Münacat, naat, kaside, mersiye, gazel, kıta, şarkı, türkü, terkibibent, terciibent, müseddes, tahmis ve tarih manzumelerinden oluşan bu küçük kitapta klasik şiirin havası hâkimdir. Eksik ve hatalı basılan kısımları Süleyman Nazif düzeltmiş ve eser Külliyyât-ı Ziyâ Paşa adıyla 1924'te yeniden basılmıştır. En ünlü iki manzumesi, "Tercî-i Bend" ile "Terkîb-i Bend", önce 1872'de ayrı olarak, daha sonra Arap ve Latin harfleriyle pek çok kez basılmıştır.
Öteki eserleri şunlardır: Âlî Paşa'yı Girit meselesi üzerinden hicveden Zafernâme (1867-1870); yine Âlî Paşa'yı hedef alan, hâbnâme tarzında bir nesir olan Rüyâ; Sultan Abdülaziz'e sunduğu Arz-ı Hâl; Arap, Fars ve Türk şiirinden seçmeler içeren üç ciltlik antoloji Harâbât (1874-1875); veraset meselesi üzerine Londra'da yazdığı bir mektup; Fransızcadan çevirdiği Endülüs Tarihi ve Engizisyon Tarihi; Molière'in Tartuffe'ünden manzum olarak çevirdiği Riyânın Encâmı. Rousseau'dan çevirdiği Emile'in önsözü, hatıratı niteliğindeki "Defter-i A'mâl" adıyla ölümünden sonra yayımlanmıştır. TDV'ye göre elde bulunan son eseri, Cebelibereket sancağının merkezi Yarpuz'daki hükümet konağı için yazdığı bir tarih manzumesidir.
Edebî Kişiliği
Ziya Paşa, "Defter-i A'mâl"de çocukken lalasının teşvikiyle gizlice Farsça öğrendiğini, on beş yaşına gelmeden şiire başladığını, ilk okuduğu eserler arasında Âşık Ömer Divanı ile Gevherî'nin şiirlerinin bulunduğunu anlatır. Bu yıllarda âşık tarzında şiirler ve bu iki şairin manzumelerine nazireler yazmıştır. Sadâret Kalemi'nde Fatîn Efendi'den aruzu ve şiir bilgisini öğrenince divan şiirine yönelmiş, Hâfız-ı Şîrâzî'yi okuyarak Fars edebiyatına ilgi duymuştur. 1861'de Encümen-i Şuarâ toplantılarına katılmış, klasik tarzda gazeller, kasideler, şarkılar, nazireler ve hicivler yazmıştır. İlk şöhretini kazandıran "Tercî-i Bend" bu dönemin ürünüdür. TDV'ye göre bu manzume, İslâm düşüncesindeki kader anlayışı doğrultusunda insanın ve bütün varlığın kader karşısındaki aczini dile getirir. 1870'te Avrupa'da yazdığı, onar beyitlik on iki bentten oluşan "Terkîb-i Bend"in pek çok mısraı atasözü hâline gelmiştir; Ahmet Hamdi Tanpınar onu bütün harâbât neşvesine rağmen bir polemik eseri sayar.
Ziya Paşa'nın edebiyat görüşleri çelişkileriyle tanınır. 1868'de Hürriyet'te yayımladığı "Şiir ve İnşâ" makalesinde divan şiirini Türk şiiri saymamış, gerçek Türk şiirinin halk şiiri olduğunu ilk kez ileri sürmüştür. Altı yıl sonra yazdığı Harâbât mukaddimesinde ise Necâtî, Ahmed Paşa ve Zâtî'yi Türk dilinin temellerini atanlar olarak övmüş, halk şairlerinin eserlerini küçümsemiştir. Bu yüzden Nâmık Kemal ve yeni edebiyatı savunanlar tarafından uzun süre eleştirilmiştir. TDV'nin değerlendirmesine göre Ziya Paşa bir yanıyla yerli, bir yanıyla yeni olmaya çalışan Tanzimat edebiyatının karakteristik yüzünü taşır; fikir bakımından eskilerden ayrılırken biçimde bir yenilik girişiminde bulunmamıştır. Her devirde en çok okunan manzumeleri de eski tarzda yazdıklarıdır.
Şiiri ve Amasya
Ziya Paşa'nın şiirleri Eş'âr-ı Ziyâ ve Külliyyât-ı Ziyâ Paşa başta olmak üzere birçok baskıda yayımlanmış ve kolayca ulaşılabilir durumdadır. Ancak bu şiirler arasında Amasya'da yazıldığı ya da Amasya'yı konu aldığı belirlenebilen bir manzume bugüne kadar tespit edilememiştir. Ziya Paşa'yı ve Amasya mutasarrıflığını ele alan TDV maddesi, Akyüz'ün belgeleri üzerine İnalcık'ın değerlendirmesi ve Hüsameddin'in Amasya Tarihi'ndeki kayıtlar bu yıllara ait bir şiirden söz etmez. Hüsameddin, Paşa'nın şehirde yaptırdığı yapıları ayrıntısıyla anlatmasına rağmen ona ait bir kitabe ya da tarih manzumesi de aktarmamıştır. Bu yüzden Amasya'ya bağlı bir şiir örneği bu kategoride yer almamaktadır. Amasya yıllarına ait bir manzume bulunursa bu bölüme ayrı bir sayfa olarak eklenecektir.
Kaynakların Durumu
Ziya Paşa'nın Amasya mutasarrıflığının tarihleri kaynaklarda aynı verilmez. TDV, Eylül 1863'teki Deâvî Nâzırlığı atamasından "yaklaşık üç yıl sonra" Amasya'ya gönderildiğini yazar; ama aynı madde 1865'te Canik'e nakledildiğini de söyler. Kenan Akyüz'ün arşiv belgelerine dayanan çalışması ve İnalcık'ın onu tanıtan yazısı görev süresini 1863-1865 olarak gösterir. Hüsameddin'in kayıtları da bu tarihlerle uyuşur: Paşanın Amasya'daki imar işlerini 1281 (1864-1865) yılına bağlar ve azlini 1282 Recebi (Kasım-Aralık 1865) olarak verir. Zile müftüsünün adı da kaynaklarda farklıdır: TDV "Feyzullah Efendi", İnalcık'ın aktardığı belgeler "Lûtfullah" der.
Kronoloji
1825: İstanbul Kandilli'de doğar.
1856: Mâbeyn-i Hümâyun kâtibi olur.
1861: Encümen-i Şuarâ toplantılarına katılır; "Tercî-i Bend" bu yıllarda yazılır.
1862: Kıbrıs mutasarrıfı olur.
1863-1865: Amasya mutasarrıfıdır; 1281'de (1864-1865) şehirde imar işlerine girişir.
1865: Canik mutasarrıflığına nakledilir.
1867: Nâmık Kemal ile Avrupa'ya kaçar.
1868: Londra'da Hürriyet gazetesini çıkarmaya başlar.
1870: "Terkîb-i Bend"i yazar; Zafernâme'yi Cenevre'de tamamlar.
1874-1875: Harâbât yayımlanır.
17 Mayıs 1880: Adana'da ölür.
1881: Şiirleri Eş'âr-ı Ziyâ adıyla yayımlanır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, haz. Mehmet Arslan, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 130 ve 163 (e-kitap s. 132, 165), s. 183 (e-kitap s. 185). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page165.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, haz. Turan Açık, İbrahim Serbestoğlu, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 76 (e-kitap s. 214). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page214.html
Akademik çalışmalar
- Abdullah Uçman, "Ziyâ Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 44, İstanbul 2013, s. 475-479. https://islamansiklopedisi.org.tr/ziya-pasa--sair
- Halil İnalcık, Kenan Akyüz, Ziya Paşa'nın Amasya Mutasarrıflığı Sırasındaki Olaylar, Belgeler I (Ankara 1964) üzerine tanıtım, Belleten 30/117 (Ocak 1966), s. 163-164. https://belleten.gov.tr/tam-metin/3252/tur
- Mücahit Kaçar, "Amasya Tarihi Müverrihi Hüseyin Hüsâmeddin'in Şâirliği", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 66. https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_KACARM.pdf
Çevrimiçi kaynaklar
