II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed'e Amasya'da hat hocalığı yapan Ebü'l-Fazl Mehmed Çelebi, Amasyalı hattat Abdullah Amâsî'nin oğlu ve Şeyh Hamdullah'ın öğrencisiydi. Kaynaklarda "Topal Hattat" ve "A'rec", yani topal lakabıyla da geçer. Şehzadenin ölümünden sonra İstanbul'a gönderilmiş, Yavuz Sultan Selim'e bir mushaf sunmuş, 925'te (1519) affedilerek Amasya'ya dönmüş ve 941 (1534) yılının başlarında ölünceye kadar şehirde hat öğretmiştir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın ona verdiği sıfatlar arasında "âlim, şâir, edîb" de vardır. Şiirlerinden bir örnek kalmamıştır; Amasya edebiyatına bıraktığı iz, yazı öğrettiği kâtip şairlerin maddelerinde görülür. Babası ve hocası üzerine yapılan araştırma, Hüsameddin'in maddesiyle birlikte Ebu'l-Fazl Mehmed Çelebi-Topal Hattât sayfasında toplanmıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Ebu'l-Fazl Mehmed Çelebi-Topal Hattât Amasyalıdır. Hattât-ı meşhûr Amasyalı Abdullah Efendi bin İlyâs Çelebi mahdûmudur. Hutût-ı mütenevvi'ayı esâtize-i kirâmdan olan pederinden ve kıbletü'l-küttâb Amasyalı eş-Şeyh Hamdullah Efendi'den ahz u temeşşuk etdi. Ulemâdan da ahz-ı ulûm ederek her iki tarafdan me'zûn oldu. Amasya'da Sultân Bâyezîd-i Sânî şehzâdesi Sultân Ahmed'in hatt mu'allimi olduğu münâsebetle büyük bir şöhret ve teayyün buldu. Ba'dehû kâtib-i sultânî olup 918'de şehzâde-i müşârün-ileyhin irtihâlinde İstanbul'a i'zâm edildi. Yazdığı nâdîde bir mushaf-ı şerîfi 920'de Sultân Selîm Hân'a hediye ederek ikrâm u iltifâta mazhar oldu. Bu mushaf-ı şerîf teberrüken Ebû Eyyüb Ensârî türbesine vaz' ve kendisine yevmî elli akçe ihsân buyuruldu. 925'de istihsâl eylediği afv-ı pâdişâhî üzerine vazifesiyle beraber Amasya'ya avdet ve ta'lîm-i hutûta himmet ederek pek çok şâkirdân ve hattâtân yetiştirdi. 941 senesi evâ'ilinde vefât etdi. Âlim, şâir, edîb, hattât-ı meşhûr idi. Yazdığı bir kıt'a en'âm-ı şerîfin sonunda "Ketebehû el-fakîr en-nâsî Ebu'l-fazl Mehmed bin Abdullah el-Amâsî min telâmizeti ebîhi" diye imzâsı görüldü. Pederinin yazdığı en'âm-ı şerîf de Şehîd Ali Paşa Kütübhanesinde manzûrum oldu. Mahdûmu olan Fazlullah Efendi de meşâhîr-i hattâtîn ve ulemâdandır.
Bugünkü Türkçeyle: Amasyalıdır; ünlü hattat Amasyalı Abdullah Efendi bin İlyas Çelebi'nin oğludur. Çeşitli yazı türlerini, büyük üstatlardan olan babasından ve "kâtiplerin kıblesi" Amasyalı Şeyh Hamdullah Efendi'den meşk ederek öğrendi. Âlimlerden de ilim alarak iki alanda icazet sahibi oldu. Amasya'da II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed'in hat hocası olması ona büyük şöhret ve itibar kazandırdı. Sonra saray kâtibi oldu; 918'de şehzadenin ölümü üzerine İstanbul'a gönderildi. Yazdığı nadir bir mushafı 920'de Sultan Selim'e hediye edip iltifat gördü; mushaf bereket için Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin türbesine konuldu, kendisine de günlük elli akçe bağlandı. 925'te padişahtan af alarak göreviyle birlikte Amasya'ya döndü, yazı öğretmeye emek verdi ve pek çok öğrenci ve hattat yetiştirdi. 941 yılının başlarında öldü. Âlim, şair, edip ve ünlü bir hattattı. Yazdığı bir En'âm'ın sonunda "Bunu, babasının öğrencilerinden, aciz ve unutkan Ebü'l-Fazl Mehmed bin Abdullah el-Amâsî yazdı" diye imzası görüldü. Babasının yazdığı En'âm'ı da Şehid Ali Paşa Kütüphanesi'nde gördüm. Oğlu Fazlullah Efendi de ünlü hattat ve âlimlerdendir.
Hayatı
Ne zaman doğduğu bilinmiyor; hayatı Şehzade Ahmed'in Amasya sarayı etrafında döner. II. Bayezid'in oğlu Ahmed uzun yıllar Amasya'da sancakbeyliği yapmış, kardeşi Selim'le taht kavgasına girmiş ve 1513'te Yenişehir'de yenilip öldürülmüştür. Ebü'l-Fazl'ın şehzadeye hat hocalığı, hocası Şeyh Hamdullah'ın bir kuşak önce Amasya'da Bayezid'e verdiği hizmetin tekrarı gibidir. Ahmed'in ölümüyle onun sarayına bağlı olanlar yeni padişahın şüphesini üzerine çekti; Ebü'l-Fazl'ın İstanbul'a gönderilmesi ve memleketine dönebilmek için 925'te ayrıca af alması bu ortamda anlam kazanır. Hüsameddin "afv" kelimesinin sebebini açıklamaz.
Hüsameddin'in andığı mushafın Eyüp Sultan türbesine konduğu ve hattata elli akçe bağlandığı bilgisi başka bir kaynakta bulunamadı. Ölüm tarihi ise kitabın başka bir yerinde, bir öğrencisi vesilesiyle yeniden geçer: Hüsameddin'e göre Hâfız Cîlânî diye tanınan Mehmed bin Süleyman, hocasının 941'de ölen Amasyalı ünlü hattat Ebü'l-Fazl Mehmed Efendi olduğunu kendi kalemiyle belirtmiştir.
"Topal" ve "A'rec" lakaplarının kaynağı bilinmiyor. Hüsameddin aynı kişiyi bazı maddelerde "Ebû'l-fazl A'rec Mehmed Efendi", bazılarında yalnız "Ebu'l-fazl Mehmed" diye anar; oğlu da "Topal Hattâtzâde" lakabıyla geçer. A'rec Arapçada topal demektir; iki lakap aynı şeyi söyler.
Öğrencileri
Ebü'l-Fazl'ın Amasya'da "pek çok hattat yetiştirdiği" sözü, Hüsameddin'in başka maddelerinde adlarıyla karşılık bulur. Öğrencilerinin önemli bir kısmı kalemle geçinen, şiirle de uğraşan kişilerdir:
- Zârî Mehmed Çelebi: Şehzade Mustafa'nın Amasya divanında kâtiplik etmiş şair; yazı türlerini "Ebû'l-fazl A'rec Mehmed Efendi"den meşk etmiştir.
- Rahîmî Abdurrahîm Efendi: Tayyibzâde ailesinden şair ve hattat; 940'ta Bursa'ya gitmeden önce hattı ondan öğrenmiştir.
- Remzî Abdülhâdî Efendi: Müeyyedzâdeler'den kadı ve şair; amcazadelerinden ilim, "Ebû'l-fazl A'rec Mehmed Efendi"den hat almıştır.
- Hâfız Cîlânî Mehmed Çelebi: Şehzade Mustafa ve Şehzade Bayezid'in divan kâtibi, Hüsameddin'e göre kâtip, şair ve ünlü hattat.
- Babazâde Ahmed Çelebi: Tanburî Baba Çelebi'nin oğlu, Sultan Bayezid evkafının kâtibi.
- Müeyyedzâde Ahmed Efendi: Amasya nâibi ve kadısı; hattı Ebü'l-Fazl ile Celal Efendi'den öğrenmiştir.
Bu listeye oğlu Fazlullah'ı da eklemek gerekir. Hüsameddin'in yedinci cildinde "Topal Hattâtzâde Fazlullah Fazlı Çelebi" adıyla geçen oğul, Şehzade Mustafa'nın şairlerinden biri olarak Edâyî Receb Bey'e hat ve edebiyat öğretmiş, onu şehzadenin meclisine tanıtmıştır. Böylece baba Şehzade Ahmed'in, oğul Şehzade Mustafa'nın Amasya sarayıyla bağlantılıdır. Ebü'l-Fazl'ın imzasındaki "min telâmizeti ebîhi", yani "babasının öğrencilerinden" sözü de ailede yazının babadan oğula geçen bir meslek olduğunu gösterir.
Amasya ile Bağı
İmzasında kendini "el-Amâsî" diye tanıtan Ebü'l-Fazl, Amasya'da doğmuş, Şehzade Ahmed'in buradaki sarayında hocalık etmiş ve İstanbul'da geçen birkaç yıl dışında ömrünü bu şehirde tamamlamıştır. Babası Abdullah Amâsî ile hocası Şeyh Hamdullah'ın Amasyalı oluşu, onu XV. yüzyıl sonundan XVI. yüzyıl ortasına uzanan Amasya hat geleneğinin ortasına yerleştirir.
Şiiri
Şiirlerine ulaşılamamıştır. Kaydında "şâir" kelimesi geçer ama tek bir örnek beyit yoktur. Tezkirelerde de Ebü'l-Fazl adını taşıyan bir şair maddesine rastlanmadı. Hangi mahlası kullandığı bilinmiyor.
Kronoloji
918 (1512-13): Şehzade Ahmed'in ölümü üzerine İstanbul'a gönderilir.
920 (1514-15): Yazdığı mushafı Yavuz Sultan Selim'e sunar.
925 (1519): Padişahın affıyla Amasya'ya döner.
941 (1534) başları: Amasya'da ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 247-248 (e-kitap s. 84-85), "Ebu'l-Fazl Mehmed Çelebi-Topal Hattât" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page84.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 448 ve 452-453 (e-kitap s. 144-145); c. 7, s. 269-272 (e-kitap s. 270); c. 8, s. 268-270 (e-kitap s. 559-560), öğrencilerinin ve Edâyî'nin maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page560.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 44-45, 126-127 ve 141-142 (e-kitap s. 205, 229, 234), Rahîmî, Remzî ve Zârî maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page229.html
Akademik çalışmalar
- M. Uğur Derman, "Abdullah Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 1, İstanbul 1988. https://islamansiklopedisi.org.tr/abdullah-amasi
Çevrimiçi kaynaklar
