Kadılığı bırakıp bir vakıfta meşk hocalığına geçen Resmî Ahmed Efendi, XVIII. yüzyılın hattat ve şairlerindendir. Babası Anadolu kadılarındandı; kendisi gençliğinde İstanbul'a gidip ilim ve hat öğrendi, yıllarca Rumeli'de kadılık yaptı ve 1198 (1783-84) yılında Şam'da öldü. Bütün bildiklerimiz Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki kısa maddeden gelir. Hüsameddin onu "âlim, şâir, hattât-ı meşhûr" diye anar, ama şiirinden tek bir örnek vermez; maddede yer alan beyit, şairin ölümüne düşülmüş bir tarihtir. Şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in başka ciltlerdeki kayıtları, aynı adı taşıyan ikinci bir hattatla ilgili ciddi bir kimlik sorusu da doğurur.
Hüsameddin'in Kaydı
Onuncu ciltteki madde şöyledir:
Resmî Ahmed Efendi-Çukadârzâde Amasyalıdır. Anadolu kudâtından Çukadârzâde Mehmed Efendi'nin mahdûmu olup gençliğinde İstanbul'a gitdi. Orada ulûmu Kız Mustafa ve hüsn-i hâtt-ı sülüs ve nesihi de Kâtibzâde Mustafa Efendilerden ahz edib ta'lîm günlerinde üstâdına vekâlet ü mu'âvenet ederdi. İbtidâ ders-i âm ve tarîk imtihânını kazanıp Rûmeli kudâtından oldu. Yıllarca Rûmeli bilâdını devr edib kerîmesini İstanbul fuzalâsından Amasyalı Kâtibzâde el-Hâc İsmâ'îl Efendi'ye verdi. Ba'dehû terk-i kazâ edib Re'îsü'l-küttâb Mustafa Efendi vakfından meşk hâcesi vazîfesi üstâdının mahlûlünden kendisine verildi. Dâmâdı İsmâ'îl Efendi, 1197'de Şâm mollası oldukta beraber gidip 1198'de orada irtihâl eyledi. Âlim, şâir, hattât-ı meşhûr idi. "Mesâhif-i Şerîfe" ve "Delâ'il-i Münîfe" ve "Tefsîr-i Celâleyn" ve "Emsâl-i Meydânî" gibi çok kitâblar yazdı. Müstakîmzâde Süleyman Sa'deddîn Efendi "Tuhfe"sinde âdeti vechile bunu da "şehrî", ya'nî İstanbullu diye yazmışdır. Hâlbuki pederi ve bütün akrabâsı Amasyalı olup sülâlesi yakın vakitlere kadar Amasya'da yaşamışlardı.
Sadeleştirilmiş biçimiyle: Amasyalıdır. Anadolu kadılarından Çukadârzâde Mehmed Efendi'nin oğludur; gençliğinde İstanbul'a gitti. Orada ilimleri Kız Mustafa Efendi'den, sülüs ve nesih yazıyı da Kâtibzâde Mustafa Efendi'den öğrendi ve ders günlerinde hocasına vekâlet edip yardım ederdi. Önce ders-i âm ve kadılık yolu imtihanını kazanıp Rumeli kadılarından oldu. Yıllarca Rumeli şehirlerini dolaştı; kızını İstanbul'un fazıllarından Amasyalı Kâtibzâde Hacı İsmâil Efendi ile evlendirdi. Sonra kadılığı bıraktı ve hocasının ölümüyle boşalan, Reisülküttâb Mustafa Efendi vakfına ait meşk hocalığı ona verildi. Damadı İsmâil Efendi 1197'de Şam mollası olunca onunla gitti ve 1198'de orada öldü. Âlim, şair ve tanınmış bir hattattı. Mesâhif-i Şerîfe, Delâil-i Münîfe, Tefsîr-i Celâleyn ve Emsâl-i Meydânî gibi birçok kitap yazdı. Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi Tuhfe'sinde âdeti olduğu üzere onu da "şehrî", yani İstanbullu diye kaydetmiştir; oysa babası ve bütün akrabası Amasyalıdır ve soyu yakın zamanlara kadar Amasya'da yaşamıştır.
Hüsameddin'in "çok kitâblar yazdı" diye saydığı eserler, bir hattatın kaleminden çıkmış nüshalardır: Kur'an-ı Kerim mushafları, Delâilü'l-hayrât türünden dua kitapları, Celâleyn tefsiri ve Meydânî'nin Arapça atasözleri derlemesi. Sayılan adlar, bunların Resmî'nin kendi telifleri olmadığını, onun istinsah ettiği kitaplar olduğunu gösterir; bugün hangi kütüphanede bulunduklarına dair bilgiye ulaşamadık.
Hayatı ve Amasya ile Bağı
Resmî'nin doğum tarihi verilmez. Hayatı, kadılık ile hattatlık arasında bölünmüş bir meslek ömrüdür. Babasının izinden giderek kadılık yoluna girmiş, Rumeli'nin çeşitli şehirlerinde görev yapmış, sonra bu yolu bırakıp asıl ustalığı olan yazıya dönmüştür. Hocasından boşalan meşk hocalığının ona verilmesi, aynı hocanın yanında yetişip derslerinde ona vekâlet etmesinin doğal bir sonucu gibi görünür. Son yolculuğu da aile bağıyla ilgilidir: Şam'a damadının kadılığı sırasında gitmiş ve orada ölmüştür.
Amasya ile bağını Hüsameddin özellikle savunur. Müstakimzâde onu İstanbullu saymıştır; Hüsameddin ise bunun Müstakimzâde'nin İstanbul'da yaşayan herkesi "şehrî" diye yazma âdetinden kaynaklandığını, Resmî'nin babasının ve bütün akrabasının Amasyalı olduğunu söyler. Kızını evlendirdiği Kâtibzâde İsmâil Efendi de Amasyalıdır. Resmî'nin kendisinin Amasya'da yaşadığına dair bir bilgi ise maddede yoktur; bağ aile üzerindendir.
Hüsameddin maddeyi, Resmî'nin ölümüne düşülmüş bir tarih beytiyle kapatır:
Şâmda azm-i behişt etdikte târîhin didim
Eyledi toksan sekizde cennet-i firdevsi cây
"Şam'da cennete yola çıktığında tarihini söyledim: Doksan sekizde Firdevs cennetini yurt edindi." Beyit, yılı ebced hesabıyla değil açıkça sözle verir; "toksan sekiz", 1198'i kısaltarak söyler. Beyti kimin söylediği belli değildir; "târîhin didim" (tarihini söyledim) diyen, tarihi düşüren şairdir; Resmî'nin kendisi olamaz.
Kaynakların Durumu: İki Resmî Ahmed Efendi
Hüsameddin bu maddenin hemen ardından "Resmî Ahmed Efendi-Kâtibzâde" başlıklı ikinci bir kısa madde verir: bu Resmî de Amasyalıdır, ünlü hattat Hâfız Ahmed Efendizâde Mehmed Efendi'nin oğlu ve Köse Hattat diye bilinen Seyyid Mehmed Emîn Efendi'nin babasıdır. Hüsameddin iki kişiyi ayrı tutar. Ancak yedinci ciltte Köse Hattat Mehmed Emîn Efendi için yazdığı maddede, onun babası "hattât-ı meşhûr Resmî Ahmed Efendi bin Mehmed Efendi" için şunu söyler: Köse Hattat, "1198'de pederinin Şam'da vefâtı üzerine" İstanbul'a gitmiştir.
Böylece iki Resmî Ahmed Efendi'nin hayatları aynı noktada buluşur: ikisi de Amasyalı ve ünlü hattattır, ikisinin de babası Mehmed adını taşır, Kâtibzâde ailesiyle bağlıdırlar ve Hüsameddin'in kayıtlarına göre ikisi de 1198'de Şam'da ölmüştür. Çukadârzâde Resmî'nin hat hocası Kâtibzâde Mustafa Efendi, damadı da Kâtibzâde İsmâil Efendi'dir. Bu benzerlikler, Hüsameddin'in aynı kişiyi iki ayrı başlık altında kaydetmiş olabileceğini düşündürür. Öte yandan iki maddede babaların lakapları farklıdır: birinde "Anadolu kadılarından Çukadârzâde Mehmed Efendi", ötekinde "Hâfız Ahmed Efendizâde Mehmed Efendi" yazılıdır. Elimizdeki kaynaklarla iki kaydın aynı kişiye mi, yoksa aynı yıllarda yaşamış iki akraba hattata mı ait olduğunu ayırt etmek mümkün değildir. Müstakimzâde'nin Tuhfe-i Hattâtîn'indeki maddeye ulaşılabilirse bu sorunun cevabı orada aranmalıdır.
Aynı yıllarda yaşamış bir başka ünlü ad daha karışıklığa yol açabilir: Halîkatü'r-rüesâ adlı reisülküttâblar tezkiresinin yazarı tarihçi Ahmed Resmî Efendi 1197 (1783) yılında ölmüştür. Hüsameddin bu eseri, yaygın öbür adıyla Sefînetü'r-rüesâ diye başka ciltlerde kaynak olarak kullanır ve yazarını bu maddedeki hattatla ilişkilendirmez. Ölüm tarihleri arasında yalnız bir yıl vardır. Tarihçinin hocası ve kayınpederinin Reisülküttâb Mustafa Efendi olması da, Çukadârzâde Resmî'nin bir "Reisülküttâb Mustafa Efendi vakfı"nda meşk hocası olmasıyla tuhaf bir rastlantı oluşturur. Bu rastlantıların iki adı birbirine bağladığını gösteren bir kayıt yoktur.
Şiiri
Hüsameddin onu "şâir" diye anar ve maddeye "Resmî" adıyla başlar; bu ad, şiirde kullandığı mahlas olmalıdır. Buna karşın maddede ona ait bir beyit yoktur ve başka bir kaynakta da şiirine rastlanmamıştır. Resmî Ahmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır.
Kronoloji
1197 (1782-83): Damadı Kâtibzâde İsmâil Efendi Şam mollası olur; Resmî onunla Şam'a gider.
1198 (1783-84): Resmî Ahmed Efendi Şam'da ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 52-53 (e-kitap s. 208), "Resmî Ahmed Efendi-Çukadârzâde" ve "Resmî Ahmed Efendi-Kâtibzâde" maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page208.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 315-316 (e-kitap s. 361), "Emîn Mehmed Efendi-Kâtibzâde es-Seyyid" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page361.html
Akademik çalışmalar
- Bekir Kütükoğlu, "Halîkatü'r-rüesâ", TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1997. https://islamansiklopedisi.org.tr/halikatur-ruesa
Çevrimiçi kaynaklar
