Pîr Abdurrahmân Çelebi, XV. yüzyılın ikinci yarısında Amasya'da Yâkub Paşa Zâviyesi'nin, bugünkü adıyla Çilehane'nin şeyhliğini yapmış bir Halvetî şeyhidir. Annesi, Pîr İlyâs'ın kızı Râbia Hâtun'un kızıdır; Hüsâmî mahlasıyla tasavvufî şiirler ve ilâhiler yazdığı kaydedilir. Amasya valisi Şehzade Ahmed'in kendisine intisap ettiği, vaazlarında zaman zaman şehzadenin de bulunduğu anlatılır. Halk arasında "Aşağı Pîrler" adıyla anılan türbesi, bugünkü Pirler semtine adını veren iki türbeden biridir. Şiirlerinden bugüne bir örnek ulaşmamıştır.
Hüsameddin'in Anlatısı
Hakkındaki en geniş bilgi Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndedir:
Amasyalıdır. Gümüşlüzâde ve Aşağı Pîrler demekle meşhûrdur. Kubâ'da medfûn ve orada Hüsâmiye Medresesi bânisi olan kibâr-ı kudât ve sâdâttan Mevlânâ Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi bin Abdülkâdir Çelebi bin Seydî Hüsâmeddîn Hüseyin Fergânî-i Hüseynî mahdûmudur. Aslında Seydî Hüsâmzâdelikle meşhûr iken Hazret-i Pîr İlyâs Halvetî'nin kerîmesi Râbi'a Hâtun'un kızı Âbide Hâtun'un mahdûmu olduğu münâsebetle Gümüşlüzâde diye iştihâr etdi. Gümüşlüzâde Mahallesi'nde 840'da doğdu.
Günümüz Türkçesiyle: Pîr Abdurrahmân Çelebi Amasyalıdır; Gümüşlüzâde ve "Aşağı Pîrler" diye tanınır. Babası, Kuba'da gömülü olan ve oradaki Hüsâmiye Medresesi'ni yaptıran büyük kadılardan ve seyyidlerden Mevlânâ Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi'dir; soyu Abdülkâdir Çelebi üzerinden Seydî Hüsâmeddîn Hüseyin Fergânî'ye çıkar. Aile aslında "Seydî Hüsâmzâde" diye bilinirken, annesi Âbide Hâtun'un Pîr İlyâs'ın kızı Râbia Hâtun'un kızı olması yüzünden Gümüşlüzâde adıyla anılmıştır. 840 (1436-37) yılında Gümüşlüzâde Mahallesi'nde doğmuştur.
Hüsameddin devamında onun Amasya bilginlerinden İbrîzâde Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed ile Cendîzâde Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi'den okuduğunu, tasavvufu Gümüşlüzâde Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi'nin sohbetinde edindiğini ve onun ölümünden sonra Yâkub Paşa zâviyesinin şeyhi olduğunu yazar. Şehzade Ahmed'in ona intisap etmesiyle devlet adamları ve halk da sohbetine koşmuştur. Yâkub Paşa Camii'nin vaizi olarak verdiği vaazlarda zaman zaman şehzade de bulunur, sözleri dinleyenleri ağlatırmış. On dört yıl irşattan sonra 903 (1497-98) yılında altmış üç yaşında ölmüş ve zâviyenin şeyh hücresine gömülmüştür. Hüsameddin onu heybetli, vakur bir şeyh olarak tanıtır ve "Hüsâmî mahlasıyla iştihâr edib şâir, edîb idi. Sûfiyâne eş'âr ve ilâhiyâtı vardır" der. Maddenin aslı Pîr Abdurrahmân Çelebi-Mevlânâ Hüsâmî sayfasındadır; zâviye ile türbenin tarihi ve şeyhlik silsilesi Çilehane Camii (Yâkub Paşa Tekkesi) yazımızda ayrıntısıyla anlatılmıştır.
Mahlas ve Kimlik Tartışması
Gümüşlüzâde ailesinde Abdurrahmân adını taşıyan birden çok şeyh vardır ve Hüsâmî mahlası kaynaklarda bunlardan farklı kişilere bağlanır. Hüsameddin mahlası açıkça 903'te ölen Pîr Abdurrahmân Çelebi'ye verir. Türbesinin fâtiha penceresi üzerine kazılmış Farsça beyitler de, Hüsameddin'in aktardığına göre, şeyhi "Hüsâmî" adıyla anar ve onu Pîr İlyâs neslinden bir mürşit ve "kutb-ı âlem" olarak över; bu beyitler, ona tarih düşüren bir dervişin kaleminden çıkmıştır.
Kadir Özköse'nin Amasya'daki Halvetî tekkeleri üzerine makalesi ise "Hüsâmî" mahlasını Pîr İlyâs'ın halifesi olan, Amasya'da müftülük de yapmış Şeyh Abdurrahmân Çelebi'ye bağlar; onun cezbe sahibi bir şair olduğunu, Türkçe şiirleri bulunduğunu, semaı çok sevdiğini yazar ve Lâmiî Çelebi'nin Nefehâtü'l-üns tercümesi ile Hoca Sâdeddin'in Tâcü't-tevârîh'ini kaynak gösterir. Hüsameddin'de bu ilk Abdurrahmân Çelebi, Pîr İlyâs'ın damadı ve amcazadesi olarak 827 (1424) yılında ölmüş ayrı bir kişidir. Sitemizdeki Gümüşlüzâdeler yazısı da bu iki kişiyi ayırır. Mahlasın aile içinde gerçekten iki kişi tarafından kullanılmış olması da mümkündür; okunan kaynaklar meseleyi çözmüyor. Hüsâmî mahlası her iki durumda da ailenin eski "Seydî Hüsâmzâde" adıyla ve babası Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi'nin adıyla uyum içindedir.
Şiiri
Pîr Abdurrahmân Çelebi Hüsâmî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin tasavvufî şiirleri ve ilâhileri olduğunu söyler, ama bir örnek vermez. Sehî, Latîfî, Âşık Çelebi, Kınalızâde ve Beyânî'nin tezkirelerinde Hüsâmî mahlaslı bir Amasyalı şair maddesi bulunamamıştır. Özköse'nin andığı Türkçe şiirlerden de bir parça aktarılmamıştır. Türbedeki Farsça beyitler onun hakkındadır ve başka bir el tarafından yazılmıştır; bu yüzden şairin şiirleri arasında sayılmamıştır.
Kronoloji
840 (1436-37): Amasya'da Gümüşlüzâde Mahallesi'nde doğar.
889 (1484) dolayları: Hüsameddin'in verdiği on dört yıllık irşat süresine göre Yâkub Paşa zâviyesinin şeyhi olur.
903 (1497-98): Ölür ve zâviyenin şeyh hücresine gömülür.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 609-611 (e-kitap s. 447-448). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page447.html
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar Dergisi, sayı 5, Aralık 2018, s. 91-118. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666
Çevrimiçi kaynaklar
