Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Olmaġla ḳarīn niyyet-i ṣıdḳa sefer-i subḥ
Peyveste olur leşker-i Şāma ẓafer-i subḥ
Şeb-būy-ı nücūma ḳomadı raġbet-i ḫāṭır
Açıldıġı dem verd-i sefīd-i seḥer-i subḥ
Seccāde-i sıdḳ üzre ider ‘ābid-i mihri
İşrāḳ namāzına muvaffaḳ es̱er-i subḥ
Encüm ḳadar olursa da ‘add-i siyeh-i şām
Olmaz gözine ḫüsrev-i ‘āli-naẓar subḥ
Ās̱ār-ı ṣabāḥat gibidür ḫaṭ ile ruḫda
Beyninde şeb ü rūzuñ olan zīb ü fer-i subḥ
Gördük reh-i ümmīdi çıḳup żulmet-i şebden
Ḫurşīd ile olduḳda fürūzān-ı fer-i subḥ
Ṣāḥib ruḫ-ı yāre baḳup it dīdeñi tenvīr
Ḫurşīd iledür çünki ḳarīr-i baṣar-ı subḥ
Günümüz Türkçesiyle
1. Sabahın seferi doğruluk niyetine eşlik ettiği için, sabahın zaferi Şam (akşam) ordusuna erişir.
2. Seherde sabahın beyaz gülü açıldığı an, gönlün yıldızlardan oluşan şebbû çiçeklerine rağbeti kalmadı.
3. Sabahın etkisi, güneş âbidini doğruluk seccadesi üzerinde işrak namazına muvaffak kılar.
4. Akşamın siyah (askerlerinin) sayısı yıldızlar kadar olsa da, yüce bakışlı sabah padişahının gözüne görünmez.
5. Gece ile gündüzün arasında olan sabahın süsü ve parlaklığı, yanaktaki ayva tüyüyle birlikte güzellik izleri gibidir.
6. Sabahın parlaklığı güneşle aydınlandığında, umut yolunun gecenin karanlığından çıktığını gördük.
7. Sâhib, sevgilinin yanağına bakıp gözünü aydınlat; çünkü sabahın göz aydınlığı güneşledir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şafak anı bu gazelde art arda bir savaş, bir bahçe ve bir ibadet sahnesi olarak görünür; redif de "subḥ" (sabah) kelimesidir. İlk beyitte sabah bir sefere çıkar ve "Şām ordusu"nu yener: "şām" hem akşam hem Şam şehri demektir, böylece gecenin karanlığı bir düşman ordusuna dönüşür. Dördüncü beyit aynı savaşı sürdürür: akşamın siyah askerleri yıldızlar kadar çok olsa da, sabah padişahı onları gözüne bile almaz. İkinci beyitte savaş yerini bahçeye bırakır; gece açan şebbû çiçekleri gibi yıldızlar, sabahın beyaz gülü açılınca gözden düşer.
Üçüncü beyit sabahı bir namaz vakti olarak görür. Güneş, doğruluk seccadesi üzerinde duran bir âbittir ve güneş doğduktan bir süre sonra kılınan işrak namazına sabahın etkisiyle muvaffak olur. İşrak kelimesinin hem "güneşin doğup parlaması" hem bu namazın adı olması, beyti kendiliğinden bir tevriyeye taşır. Beşinci beyit gazeli sevgiliye bağlar: gece ile gündüzün arasındaki tan aydınlığı, yanaktaki koyu tüy ile açık tenin buluştuğu yere benzer.
Topal mahlas beytini, Sâhib'in atasözüne yakın veciz söyleyişlerine örnek olarak verir. Beytin nüktesi "ḳarīr-i baṣar", yani "göz aydınlığı" deyimindedir: sabahın gözü güneşle aydınlanır, âşığın gözü de sevgilinin güneş gibi yanağına bakarak aydınlanmalıdır. T. 738 nüshasında üçüncü ile altıncı beyitler arasının sırası farklıdır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 103-104, gazel 10 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 14b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 4a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 6b); ayrıca s. 7 (7. beyit). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






