Özgün Metin

Vezin: Mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Felekde ṣabr ile her ‘uḳdeler güşāde olur
Ḫum içre ḫūşe-i engūr ḳalsa bāde olur
İder melāḥat-i ruḫsār-ı yāri ḫāl-i efzūn
‘Adū müsā‘ade-i ẓafer ile ziyāde olur
Görüp ‘alāḳa-i ḫūrşīdi ḫāl-i şeb-nemle
Anuñçün ol güli her kim görür fütāde olur
Gelür o şūḫ da bir gün başar deyü ḳademin
Gözüm güzergeh-i her ḫāṣṣ u ‘āma cādde olur
Mülāyemet ider olsa n’ola uçar ebrū
Mürūr-ı sāl ile āḫir kemān-kepāde olur
Resīde oldı o serv olsa būse-dāde n’ola
Kemālini bulıcaḳ naḫl-i mīve-dāde olur
O şūḫuñ ismine ta‘ẓīmdür ‘arż Ṣāḥib
Ḳalem ki pāy-ı ḥurūfa cebīn-nihāde olur

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu dünyada sabırla her düğüm çözülür; üzüm salkımı küpün içinde kalırsa şarap olur.

2. Ben, sevgilinin yanağının güzelliğini artırır; düşman da zaferin yardımıyla çoğalır. (Beytin bağlantısı tam açık değildir.)

3. Güneşin çiy tanesinin hâline (beni gibi) bağlandığını görüp, o gülü kim görse onun için düşkün olur.

4. O nazlı güzel de bir gün gelir, ayağını basar diye gözüm herkesin, seçkinin de halkın da gelip geçtiği bir cadde olur.

5. Kaşın yumuşaması şaşılacak şey değil; yıllar geçtikçe sonunda (sıkı yay) gevşek bir talim yayı olur.

6. O selvi olgunlaştı; öpücük verse şaşılır mı, ağaç kemaline erince meyve verir.

7. Sâhib, o nazlı güzelin adına saygıdır bu: kalem (onu yazarken) harflerin ayağına alnını koyar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazel, bir atasözü gibi kurulmuş bir matlayla açılır: dünyada her düğüm sabırla çözülür, küpte bekleyen üzüm şarap olur. Sabrın ve zamanın olgunlaştırıcı gücü, gazelin bütününe yayılan düşüncedir. Beşinci beyitte zaman bu kez güzelliğin aleyhine işler: gerilmiş bir yay gibi duran kaş, yıllar geçtikçe yumuşar ve okçuların alıştırma için kullandığı gevşek "kemān-kepāde"ye döner. Altıncı beyitte ise zaman yine âşığın lehinedir: selvi boylu sevgili olgunlaşmıştır ve kemale eren ağacın meyve vermesi gibi öpücük vermesi beklenir.

Üçüncü beyitte "ḫāl" kelimesi iki anlamıyla kullanılır: hem "hâl, durum" hem yanaktaki "ben" demektir. Güneşin bir çiy tanesinin hâline bağlanması, sevgilinin gül yanağındaki bene düşkünlüğün bir benzeridir; gülü gören herkesin "fütāde", düşkün olması bu yüzdendir. Dördüncü beyit âşığın gözünü bir caddeye çevirir: sevgili belki bir gün oradan geçer diye göz, seçkinin de halkın da gelip geçtiği bir yol olmayı kabullenir.

Mahlas beytinde saygı bir yazı hareketine dönüşür: kalem, sevgilinin adını yazarken harflerin ayağına alnını koyar. Kalemin eğik ucunun kâğıda değişi, bir secde gibi görülür.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 105, gazel 11 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 15a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 4a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 8b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar