Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Geh ḥazīn dil gāh ḫurrem geh ḥażiż (u) gāh evc
Böyledür aḥvāl-i şeb-nem geh ḥażīż (u) gāh evc
Bir ḳarār üzre degüldür kār-ı mūsīḳār-ı dehr
Gāh zīr(ü) gāh olur yemm geh ḥażīż (ü)gāh evc
Bundan anla her maḳamın bir maḳāli olduġun
Oldı çün imżā-yı ḫātem geh ḥażīż (u) gāh evc
Eyledi her ḥarfi bir yüzden tesellī kilk-i ṣun‘
Noḳṭa geh bīş oldı geh kem geh ḥażīż (u) kāh evc
‘İzz ü devlet her zamān taḥvīlden ḫāli degül
Cāy-ı dil ü cāh her dem geh ḥażīż (u) gāh evc
Olduġıçün ṣaḥn-ı dünyā geh nişīb (ü) geh firāz
Oldı ḥāl-i mihr ‘ālem geh ḥażīż (u) gāh evc
Taḫm-ı Ṣāḥib geh olur üftāde gāhī ser-bülend
Böyledür [...] mübhem geh ḥażīż (u) gāh evc

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül kimi zaman hüzünlü, kimi zaman sevinçli; kimi zaman en alçakta, kimi zaman en yücede. Çiy tanesinin hâli de böyledir: kimi zaman en alçakta, kimi zaman en yücede.

2. Zamanın musikisinin işi tek bir karar üzerinde değildir: kimi zaman ince tel (zîr), kimi zaman kalın tel olur; kimi zaman en alçakta, kimi zaman en yücede. (Neşirde "yemm" diye basılan kelime "bemm", kalın tel olmalıdır.)

3. Her makamın bir sözü olduğunu bundan anla: mühür imzası da kimi zaman en alçakta, kimi zaman en yücede oldu.

4. Yaratılış kalemi her harfi bir yönden teselli etti: nokta kimi zaman fazla oldu, kimi zaman eksik; kimi zaman en alçakta, kimi zaman en yücede.

5. İzzet ve devlet hiçbir zaman değişmekten uzak değildir; gönlün ve makamın yeri her an kimi zaman en alçakta, kimi zaman en yücede.

6. Dünya meydanı kimi zaman inişli, kimi zaman yokuşlu olduğu için, güneşin ve dünyanın hâli kimi zaman en alçakta, kimi zaman en yücede oldu.

7. Sâhib'in ... kimi zaman düşkün, kimi zaman başı yüksek olur; ... böyledir, belirsizdir; kimi zaman en alçakta, kimi zaman en yücede. (Mısraların birer kısmı okunamadığı ya da çözülemediği için aktarım eksiktir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Redif, eski gök biliminden alınmış iki terime dayanır. "Ḥażīż", bir gezegenin yörüngesinde yeryüzüne en yakın, en alçak noktası; "evc" ise en uzak, en yüksek noktasıdır. Sâhib bu iki terimi hayatın inişli çıkışlı düzenini anlatmak için kullanır ve her beytin sonunda "geh ḥażīż u gāh evc" (kâh en alçakta, kâh en yücede) diye tekrarlar. Gazel, bu yüzden bir aşk şiirinden çok, Topal'ın Sâhib'de öne çıkardığı hikemî, dünyanın geçiciliği üzerine düşünen bir şiirdir.

Her beyit, aynı değişkenliği başka bir alandan örnekler. İkinci beyitte musiki vardır: zamanın çalgısı tek bir perdede kalmaz, kâh ince "zîr", kâh kalın tel olur. Neşirde "yemm" diye basılan kelime, zîr ile birlikte anılan "bemm" (kalın tel) olmalıdır; Arap harfleriyle bu iki kelimeyi ayıran yalnız bir noktadır. Üçüncü beyitte mühür vardır; beytin nasıl anlaşılacağı tam açık değildir, mühür yazısında harflerin kimi aşağıda kimi yukarıda durması kastedilmiş olabilir. Dördüncü beyit yazıdan örnek verir: yaratılış kalemi harflerin noktalarını kimine fazla, kimine eksik koymuştur. Beşinci ve altıncı beyitler sözü makama ve servete, güneşin ve dünyanın hâline getirir.

Gazel yalnız İstanbul Üniversitesi T. 738 nüshasında bulunur. Altıncı beytin ilk mısraında vezin aksar, Topal da bunu kaydeder; son beytin ikinci mısraının bir kısmını okuyamamış ve yerine nokta koymuştur. Son beytin ilk kelimesi olan "Taḫm" da anlamı açık olmayan bir okumadır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 102, gazel 9 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 6b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar