Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
İtmesün çarḫ-ı sitemgerle dil-i dīvāne baḥs̱
Āsiyāb ile nice ḳābildür itmek dāne baḥs̱
Ḥarf-i ṭa‘n-ı zāhide olmaz sükūtāsā cevāb
Eylemek şāyān degül nā-dān ile ferzāne baḥs̱
Yoḳdur anuñ gibi hiç def‘-i riyāya bir sebeb
Sübḥa-ı zühhād ile itse n’ola peymāne baḥs̱
Hep bilürler biri ca‘lī biri taḥḳīḳ itdügin
Girye-i zāhidle itsün girye-i mestāne baḥs̱
Araya dildür tavassuṭ eyleyen ıṣlāḥ içün
Biri birine girüp indikçe zülfü şāne baḥs̱
Cümle ‘acz u meskenetdür güft-gūy-ı fenn-i ‘aşḳ
‘İlm-i fālāsā olunmaz anda ne da‘vā ne baḥs̱
Var mıdur perde-bīrūn olmaḳdan özge ḥāṣılı
Ṣāḥibā eylerse ger fānūs ile pervāne baḥs̱
Günümüz Türkçesiyle
1. Divane gönül zalim felekle tartışmaya girmesin; tane değirmenle nasıl tartışabilir?
2. Zahidin taş atan sözüne sükût gibi cevap olmaz; bilge kişinin cahille tartışması yakışmaz.
3. Riyayı gidermek için bunun gibi bir sebep yoktur: kadeh, zahitlerin tespihiyle tartışsa şaşılır mı?
4. Herkes bilir ki biri sahte, biri gerçektir; zahidin ağlayışıyla sarhoşun ağlayışı tartışsın.
5. Zülüf ile tarak birbirine girip tartıştıkça, araya barıştırmak için giren gönüldür.
6. Aşk ilminin söz alışverişi baştan sona acizlik ve yoksulluktur; orada fal ilmi gibi ne dava ne tartışma olur. (İkinci mısraın anlamı tam açık değildir.)
7. Ey Sâhib, fanus ile pervane tartışsa, perdenin dışında kalmaktan başka bir sonucu olur mu?
Edebî ve Tarihî Yorum
"Peltek se" harfiyle biten "baḥs̱" (tartışma) redifi, gazeli bir münazara gibi kurar ve her beyitte iki taraf karşı karşıya gelir: gönül ile felek, tane ile değirmen, bilge ile cahil, tespih ile kadeh, zahidin gözyaşı ile sarhoşun gözyaşı, zülüf ile tarak, fanus ile pervane. Çoğu beyitte tartışma eşit olmayan güçler arasındadır ve sonucu baştan bellidir. Değirmenle tartışan tane un olur; zahidin iğnelemelerine verilecek en iyi cevap ise susmaktır. İkinci beyitteki "bilge cahille tartışmaz" düşüncesi, Topal'ın Sâhib'de öne çıkardığı hikemî, öğüt veren söyleyişin bir örneğidir.
Üçüncü ve dördüncü beyitler, divan şiirinin rind ile zahit karşıtlığını tartışma diline çevirir. Zahidin tespihi riyakârlığın, rindin kadehi samimiyetin işaretidir; şair ikisini tartıştırmayı riyayı gidermenin en iyi yolu sayar. Aynı biçimde zahidin gözyaşı "ca‘lī", yani sahte, sarhoşunki "taḥḳīḳ", yani gerçektir. Beşinci beyitte tartışma güzel bir sahneye dönüşür: tarak zülfün içine girip indikçe ikisi birbirine dolaşır, araya ise onları barıştırmak için âşığın gönlü girer; zülfün gönülleri bağladığı mazmunu bu beyitte bir arabuluculuk görüntüsüne bürünür.
Mahlas beyti, mum ile pervane geleneğine bir ayrıntı ekler. Pervane alevin etrafında döner, ama mum bir fanusun içindeyse pervane camla tartışmaktan başka bir şey yapamaz; sonunda perdenin dışında kalır. Bu beyit, aşkta tartışmanın değil kendini ateşe vermenin değerli olduğu düşüncesini dolaylı yoldan söyler.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 100, gazel 7 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 14a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 3b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 6a); ayrıca s. 3-6 (hikemî üslup). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






