Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Şol kagül-i siyāhuña gerden fütādedür
Raḫş-i Güzīn ḥüsn ü bahāya ḳıladedür
Dil mübtelā-yı bāde-i nāb oldıġı bu sāl
Beñzer şu hefte ḥarfine kim ḥarf-i bādadur
Zāhid libās-ı zühd ile kim ṣāl-pūşdur
Sīḫ-i firencdür ki derūn-ı ‘aṣādadur
Ṭuġrā imām-ı cāmi‘ emr ü berāt olup
Ṣaff-ı suṭur-ı cümle aña iḳtidārdadur
Biñ zaḫm açarsa da dile Ṣāḥib ḫadeng-i yār
Cism-i nizār-ı ḥükm-i ḳażāya rıżādadur
Günümüz Türkçesiyle
1. Şu siyah kâkülüne boyun düşkündür; o, güzellik ve değer atına bir yulardır. (İkinci mısraın okunuşu kesin değildir.)
2. Gönlün saf şaraba tutkun olduğu bu yıl, şu "hafta" harfine benzer ki "bâde" (şarap) harfidir. (Harf oyununa dayanan beytin çözümü bulunamadı.)
3. Zühd elbisesiyle şala bürünen zahit, bir değneğin içine gizlenmiş Frenk şişidir.
4. Tuğra, emir ve beratların camisinin imamıdır; satırların safları hep ona uyar.
5. Sâhib, sevgilinin oku gönle bin yara açsa da, zayıf beden kaderin hükmüne razıdır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Beş beyitlik bu kısa gazelin en canlı imgesi zahit üzerinedir. Zühd elbisesine ve şala bürünen zahit, "sīḫ-i firenc", yani bir değneğin (‘aṣā) içine gizlenmiş bir Frenk şişidir. Dıştan bir derviş asası gibi görünen değneğin içinden keskin bir kılıç çıkması, zahidin sofuluğunun altındaki saldırganlığı ve riyakârlığı anlatır. Divan şiirinin zahide yönelik alaycı tavrı, Sâhib'de böyle gündelik bir eşyanın kılığına girer.
Dördüncü beyit, Sâhib'in tarihlerinde de rastlanan bir benzetmeyi yazı dünyasına uygular. Bir padişah emrinin ya da beratın başındaki tuğra, camide namaz kıldıran imamdır; altındaki satırlar da ona uyan cemaatin saflarıdır. Ruha naibi için yazılan tarihte imzalar cemaat saflarına benzetilmişti; burada aynı sahne bir fermanın üzerine kurulur. Neşirde "iḳtidārdadur" diye basılan kafiye kelimesinin, imama uymak anlamındaki "iḳtidā" ile ilgili olması beklenir; okunuş kesin değildir.
İkinci beyit bir harf ve sayı oyunu taşır; "hefte" (hafta) harfi ile "bāde" (şarap) arasında kurulan ilişkiyi çözemedik ve Topal da açıklama yapmaz. Mahlas beyti divanın sık tekrarlanan bir düşüncesini, kadere rızayı, sevgilinin okunun açtığı bin yarayla birlikte söyler; Topal Sâhib'in kaza ve kaderi İslâmî esaslar içinde düşündüğünü, insanın kaza karşısında yapabileceği tek şeyin rıza göstermek olduğunu belirtir.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 106, gazel 12 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 15b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 4b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 9a); ayrıca s. 14 (kaza ve rıza). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






