Özgün Metin
Vezin: Mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Olur mı ḫaṭṭda keder zīver-i leb olmaḳ ile
Ḳalur mı ehl-i ṣafā zevḳden şeb olmaġ ile
Marīż-i ‘aşḳa şifā-şerbet-i leb olmaġ ile
O nehy itmez edā sīb-i ġabġab olmaġ ile
Zebāndur azılıḳ eylerse ehl-i ‘aşḳa sezā
Yanında ḫançer o şūḫuñ muḳarreb olmaġ ile
Ṭarīḳ-i ‘aşḳda ‘uşşāḳa imtizāc gerek
Varaḳ nigār odur eczā mürekkeb olmaġ ile
Alursa ḳoynuna ol māh sā‘ati yiridür
Ḳarīn-i mihr gehī burc-ı ‘aḳreb olmaġ ile
Yanında bāde-i nāb iledür dem-i pürdür
Nihād-ı cām budur ṣāf-meşreb olmaġ ile
Duḫān iderse n’ola nūş-ı kevṡer-i leb-i yār
Derūn-ı lu’lede Ṣāḥib mu‘aẕẕeb olmaġ ile
Günümüz Türkçesiyle
1. Ayva tüyü dudağın süsü olunca onda keder olur mu; gece oldu diye safa ehli zevkten geri kalır mı?
2. Dudak aşk hastasına şifa şerbeti olduğu için, gerdan elması da (hastaya) bunu yasaklamaz. Beytin ikinci mısraı açık değildir; hekimin hastaya yasakladığı yiyecekler (perhiz) düşünülerek kurulmuş olabilir.
3. Hançer, o şuhun yanında gözde bir yakın olduğu için aşk ehline azgınlık etse yeridir; o bir dildir (keskin bir ağızdır). Beyit kesin anlaşılmıyor; "zebân" kelimesinin hem dil hem kılıç ağzı anlamı üzerine bir oyun sezilir.
4. Aşk yolunda âşıklara kaynaşmak gerekir; sevgili bir yaprak (kâğıt) gibidir, öğeler de karışıp mürekkep olur. Bu okuma kesin değildir.
5. O ay yüzlü (beni) koynuna alırsa vakti yerindedir; çünkü güneşin yoldaşı bazen Akrep burcudur.
6. Saf şarap yanında olduğu için demi doludur; kadehin yaradılışı budur, çünkü o saf mizaçlıdır.
7. Ey Sâhib, sevgilinin dudağındaki Kevser içeceği duman (ya da tütün) salsa buna şaşılmaz; çünkü inci (dişler) içinde azap çekmektedir. Beytin anlamı tam oturmuyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Redif "olmağ ile" (olmakla, olduğu için) her beyitte bir gerekçe kurar: bir şey, başka bir şey olduğu için böyledir. Bu yapı gazele bir akıl yürütme havası verir, ama bazı beyitlerde gerekçe ile sonuç arasındaki bağ metinden kesin çıkmaz. Kapalı kalan yerleri aydınlatacak ikinci bir metin de yoktur; gazelin tek tanığı İstanbul Üniversitesi'nin T. 738 numaralı yazmasıdır.
Beşinci beyit gökbilimden bir terimle konuşur. Osmanlı Türkçesinde "kamer der akrep", yani ayın Akrep burcunda bulunması uğursuz bir vakit sayılırdı ve deyim halk arasında da kullanılırdı. Sâhib bu inancı tersine çevirir gibidir: güneşin yoldaşı bazen Akrep burcudur, öyleyse ay yüzlü sevgili âşığı koynuna alırsa vakit tam yerindedir. Burada "akrep" âşığın kendisini de düşündürebilir; ancak metin bu yorumu açıkça desteklemez.
İlk beyit, ayva tüyünü geceye benzeterek açılır. Tüy dudağın süsüdür ve kara rengiyle geceyi andırır; gece olunca safa ehli eğlenceden geri kalmaz, tersine meclis o zaman kurulur. Böylece divan şiirinde genellikle güzelliğin sonu sayılan tüy, burada zevkin vakti olur.
Mahlas beytindeki "duhân" hem duman hem de tütün dumanı anlamına gelir; XVIII. yüzyılda tütün içmek yaygındı ve şiirde de anılırdı. Kevser gibi tatlı dudaktan duman çıkması, inci dişlerin arasında çekilen azapla ilişkilendirilir; ama beytin bir tütün şakası mı, yoksa yanık bir gönlün dumanı mı olduğu belirsizdir.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 202, gazel 100 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 21a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






