Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Olsan da bu şaṭrancda mālik nice ata
Manṣūba duran sürer āḫir seni māta
Mümkin midür ābād ola yerde dil-i vīrān
Şāyān olamaz kāse-i ṣad-pāre küşāta
İtmekle taḳaddüm ṣaf-ı müjgāna dü-ebrū
Tuġrālar imām oldı ṣaf-ı saṭr-ı berāta
Menşūr-ı ḫaṭuñ şeş ciheti itdi taṣarruf
Mālīye bir at öyle gerek böyle cihāta
Fikr-i şeb-i hicrānuñ ile olalı pūyān
Düşdi reh-i ḥayretde ḳalem çoḳ ẓulemāta
La‘l-i leb-i yār üzre ẓuhūr itdi ḫaṭ-ı sebz
Gūya ki Ḫıżır oldı resā āb-ı ḥayāta
Şevḳum bir iken ḫāl-i ruḫuñ eyledi on ḳat
Ṣāḥib ṣıfır āḥādı yaturdı ‘aşerāta

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu satrançta nice atın sahibi olsan da, tahtada kurulup duran oyun (mansûba) sonunda seni mata sürer.

2. Yıkık gönül yeryüzünde mamur olabilir mi; yüz parçaya bölünmüş kâse açılış şölenine yakışmaz.

3. İki kaş, kirpik safının önüne geçince, beratın satır saflarına imam olan tuğralar gibi oldu.

4. Ayva tüyünün menşuru (atama fermanı) altı yönü ele geçirdi; ikinci mısraın anlamı belirsizdir: maliye işlerinde böyle yönlere (cihât, gelir kalemleri) böyle bir ad gerekir diye anlaşılabilir.

5. Kalem, senin ayrılık gecenin düşüncesiyle koşmaya başlayalı, şaşkınlık yolunda karanlıklara (Zulümât'a) çok düştü.

6. Sevgilinin lal dudağı üzerinde yeşil ayva tüyü belirdi; sanki Hızır ab-ı hayata ulaştı.

7. Sâhib, özlemim bir iken yanağının beni onu on kat etti; sıfır, birlikleri onluklar basamağına yatırdı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Sâhib'in adını taşıyan son beyitte ben bir sıfırdır. Arap rakamlarında sıfır bir nokta ile gösterilir; bir rakamının yanına konan nokta onu ona çevirir. Sevgilinin yanağındaki ben de böyle bir noktadır ve âşığın bir olan özlemini on katına çıkarır. "Âhâd" (birlikler) ile "aşerât" (onluklar), hesap kitaplarında basamakların adıdır; şair benin sıfır gibi çalıştığını bu terimlerle anlatır.

Gazelin ilk ve üçüncü beyitleri, şairin devlet hayatından tanıdığı dünyaya açılır. Satrançta "at" bir taştır, "mat" oyunun sonudur; "mansûba" ise tahtaya kurulmuş bir satranç problemi ya da düzenidir ve kelime "mansıb" (makam) ile aynı kökten gelir. Ne kadar atın, yani ne kadar gücün olursa olsun, kurulmuş oyun sonunda insanı mat eder. Üçüncü beyitte kaşlar, beratın en üstündeki tuğraya benzetilir: tuğra, satırların önünde bir imam gibi durur, kaşlar da kirpik safının önüne geçmiştir. Berat ve tuğra imgesi, Osmanlı bürokrasisinin belgelerini yakından tanıyan bir kalemden çıkmıştır.

Beşinci ve altıncı beyitler aynı hikâyeye bağlanır. Rivayete göre ab-ı hayat, Zulümât denen karanlıklar ülkesindedir ve oraya Hızır ulaşmıştır. Kalem ayrılık gecesini düşünürken karanlıklara düşer, mürekkebin karası da bu Zulümât'tır. Dudağın üstünde beliren yeşil tüy ise yeşille anılan Hızır'dır ve ab-ı hayata, yani dudağa ulaşmıştır.

Satranç beytinin, yani ilk beytin ikinci mısraı vezne tam oturmaz; tez bu aksaklığı kendisi de kaydeder. Gazelin bilinen tek metni İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'ndeki T. 738 numaralı yazmadadır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 201, gazel 99 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 20b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar