Özgün Metin

Vezin: Mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Ziyādedür ġam-ı sevdā-yı ḫaṭṭ ḫāle göre
Ne deñlü ṣa‘b ise de ‘ilm-i ḥāl fāle göre
Egerçi yanına düşmekde kem degül ammā
Zelīldür yine dāmān dest-māle göre
Füzūn-ter olsa n’ola bīm-i ḫaṭṭı ḫālinden
Nihāl-i nev-res olur tünd köhne sāle göre
Dehān-ı yāre sezādur dinilse cevher-i ferd
‘Adem dimekden ise nisbet-i muḥāle göre
Egerçi bendesidür bir derüñ ikisi
Velī sivāk biraz ṭaşradur ḫilāle göre
Yine kemāle naẓarla hilāldür Ṣāḥib
Füzunsa da ne ḳadar ḥüsn-i meh hilāle göre

Günümüz Türkçesiyle

1. Ayva tüyünün sevdasının gamı, benin gamından fazladır; ilmihal ne kadar zor olsa da, fala göre (bakılır). İkinci mısraın anlamı kesin değildir; "hâl" (ben), "hâl" (durum, ilmihal) ve "fâl" arasında bir ses oyunu kurulduğu açıktır.

2. Etek de sevgilinin yanına düşmekte geri kalmaz, ama ele ve yüze değen mendile göre yine de aşağıdadır.

3. Ayva tüyünden duyulan korku, benden duyulandan fazla olsa şaşılmaz; yeni yetişmiş fidan, eski yıla göre daha sert olur. Beytin dizilişi kapalıdır; anlam yaklaşık verilmiştir.

4. Sevgilinin ağzına "cevher-i ferd" (bölünmez parça, atom) dense yerindedir; ona "yok" demek ise imkânsıza oranla söylenmiş olur.

5. İkisi de bir kapının (belki "bir incinin", yani dişlerin) kulu olsa da misvak, kürdana (hilâl) göre biraz dışarıda kalır.

6. Ey Sâhib, ayın güzelliği ne kadar artarsa artsın, kemale (dolunaya) bakılırsa yine hilaldir; hilale göre ise fazladır. Beyit iki yönden okunabilir ve tam bir sonuca bağlanmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazelin en açık oyunu beşinci ve altıncı beyitlerde aynı kelimenin iki anlamıyla kurulur. Arapça "hilâl" hem ince ay, hem de dişlerin arasını temizlemeye yarayan kürdandır. Beşinci beyitte misvak ile kürdan, aynı efendinin iki kulu gibi ağza hizmet eder; ama kürdan dişlerin arasına girerken misvak biraz dışarıda kalır. Altıncı beyitte aynı kelime gökteki ince aydır ve dolunayla (kemâl) karşılaştırılır. Sâhib bu cinası iki beyit arka arkaya kullanarak kafiye kelimesinin iki yüzünü de gösterir.

Dördüncü beyit kelam ilminin bir terimini kullanır. "Cevher-i ferd", kelamcıların bölünemeyen en küçük madde parçası dediği şeydir. Sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki ona bu ad yakışır; ama ona "yok" (adem) demek doğru olmaz, çünkü var olan bir şeye yok demek imkânsızı söylemektir. Divan şiirinde küçük ağzın "yok" sayılması bilinen bir abartmadır; şair bu abartmayı kelamın diliyle sınırlar.

İkinci beytin etek ile mendil karşılaştırması gündelik bir gözleme dayanır: etek sevgilinin yanına düşer, ama mendil onun eline ve yüzüne değer. İlk ve üçüncü beyitte "hat" ile "hâl", yani ayva tüyü ile ben karşılaştırılır; tüyün gamı ve korkusu benden fazla sayılır, çünkü tüy güzelliğin sonunu haber verir.

Beşinci beyitte okunamayan bir kelime kaldığını tez bir dipnotla bildirir. Kürdan ile misvak beytindeki bu boşluk için başvurulacak başka bir nüsha da yoktur; gazel yalnız T. 738'de bulunur.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 203, gazel 101 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 23a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar