Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Geçüp eyyām-ı firḳat irmege encāma az ḳaldı
Açıldı maṭla‘-ı ṣubḥ intihā-yı şāma az ḳaldı
Göründi ol perīnüñ ruḫlarında ḫaṭṭ-ı nev yer yer
Zevāl-i mihr-i ‘ālem-tāb olup aḫşāma az ḳaldı
Ser-ā-ser rūze-dārān-ı firāḳa müjdeler olsun
İrişdi ‘ıyd-ı devr-i bāde-i gül-fāma az ḳaldı
Biḥamdi’llah ki şimdi raġmına aġyār-ı bed-ḫāhın
Ṣarılmaḳ būse-çīn olmaḳ o serv-endāma az ḳaldı
Yapıldı seng-i ṭa‘n-ı kīne-cūyān ile ey Ṣāḥib
Binā-yı çār-ṭāḳ-ı ṣabrımuz itmāma az ḳaldı
Günümüz Türkçesiyle
1. Ayrılık günleri geçip sona ermeye az kaldı; sabahın doğuş yeri açıldı, gecenin bitmesine az kaldı.
2. O perinin yanaklarında yer yer yeni ayva tüyü göründü; dünyayı aydınlatan güneş tepe noktasından inmeye başladı, akşama az kaldı.
3. Ayrılık orucunu tutanların hepsine müjdeler olsun: bayram geldi, gül renkli şarabın dolaşmasına az kaldı.
4. Allah'a şükür, kötü dilekli yabancıların inadına, o servi boyluya sarılıp öpücük toplamaya artık az kaldı.
5. Ey Sâhib, kin güdenlerin kınama taşlarıyla sabrımızın dört kemerli yapısı yükseldi; tamamlanmasına az kaldı.
Edebî ve Tarihî Yorum
"Az kaldı" redifi gazeli bir bekleyişin sonuna yerleştirir ve her beyit bir şeyin bitmek üzere olduğunu haber verir: ayrılık, gece, güneşin parlaklığı, oruç, sabır. Gazelin asıl konusu ikinci beyitte açığa çıkar. Sevgilinin yanaklarında yer yer ayva tüyü belirmiştir ve divan şiirinde bu, güzelliğin "zevâl"inin, yani güneşin tepe noktasından inişinin başlangıcıdır. Gazelin geri kalanı bu haberin âşık için ne anlama geldiğini anlatır: güzellik azaldıkça sevgilinin nazı da azalacak, âşığa sıra gelecektir.
Üçüncü ve dördüncü beyitte bu sonuç bir sevinç dili kazanır. Ayrılık oruç gibi tutulmuştur ve tüyün çıkışı bir bayram müjdesidir; gül renkli şarap yeniden dolaşacak, rakiplerin inadına servi boylu sevgili kucaklanacaktır. Şair bu sevinci saklamaz, ama sevincin dayandığı şey sevgilinin güzelliğinin sona ermesidir; gazelin ince bir acılığı buradan gelir. Sâhib'in 73. gazelinde de ayva tüyü bir iftar vakti olarak anılır.
Mahlas beyti, başka bir imgeyle aynı bekleyişi sürdürür. Çârtâk, dört kemer üzerine kurulu, kubbeli ya da tavanlı bir köşk yapısıdır. Kin güdenlerin âşığa attığı kınama taşları birikmiş ve bu taşlarla sabrın dört kemerli binası örülmüştür; yapının bitmesine az kalmıştır. Âşığa atılan taşın, onu yıkacağı yerde sabrına malzeme olması beytin buluşudur.
Gazelin tek kaynağı, Millet Kütüphanesi'nde Ali Emîrî koleksiyonunun Manzum 243 numaralı yazmasıdır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 207, gazel 105 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 34a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






