Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Beni ḳıldı ṣafā-yı la‘l-i sāḳī mübtelā-yı mey
Dili mest-i muḥabbet eyledi ḥüsn-i ṣafā-yı mey
Ḳomaz meydān-ı dilde leşker-i endūhı ref‘ eyler
Girince rezm-i bezme ḳāsım-ı la‘lin ḳabā-yı mey
Çeker girdāb-ı ġamdan ġarḳa-i deryā-yı hicrānı
Sürerse zevraḳ-ı ṣahbāyı bir kez nā-ḫudā-yı mey
Beni bī-dest ü pā ḳıldı ḫumār-ı bāde ey sāḳī
Cihānda kimse hergiz olmasun bī-dest ü pā-yı mey
Ber-ā-ber gösterir şāh u gedāyı ādeme Ṣāḥib
Ne ḥikmetdür ki bu āyīne-i gītī-nümā-yı mey
Günümüz Türkçesiyle
1. Sâkinin lal dudağının safası beni şaraba tutkun etti; şarabın berraklığının güzelliği gönlümü sevgi sarhoşu yaptı.
2. Lal kaftanlı şarabın yarıp bölen (kâsım) eri, meclis savaşına girince gönül meydanında kederin ordusunu bırakmaz, kaldırıp atar. Beytin "kâsım" kelimesi kesin anlaşılmıyor; bölen, paylaştıran anlamıyla verilmiştir.
3. Şarabın kaptanı şarap kayığını bir kez yüzdürse, ayrılık denizinde boğulmuş olanı gam girdabından çekip çıkarır.
4. Ey sâki, şarap mahmurluğu beni elsiz ayaksız (çaresiz) bıraktı; dünyada hiç kimse şarabın elinden ve ayağından (kadehinden) yoksun kalmasın.
5. Ey Sâhib, bu dünyayı gösteren şarap aynasının, padişahı da dilenciyi de insana bir göstermesi ne hikmettir?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şarabın insanları eşitleyen gücü, son beyitte Cem'in kadehi efsanesiyle anlatılır. İran efsanelerinde Cemşid'in kadehi, içine bakana bütün dünyayı gösteren bir kadehtir ve divan şiirinde "câm-ı Cem", "âyîne-i gîtî-nümâ" (dünyayı gösteren ayna) adlarıyla anılır. Sâhib bu aynanın bir başka özelliğini bulur: şarap içen kişi padişahı da dilenciyi de aynı gözle görür. Sarhoşlukta rütbe farkının silinmesi, divan şiirinde rindin dünyaya bakışının bir parçasıdır; şeyhülislamlığa yükselmiş bir şairin kaleminde bu söz ayrıca dikkati çeker.
Dördüncü beyit iki deyimi birleştirir. "Elsiz ayaksız kalmak" çaresiz kalmaktır ve şarap mahmurluğu âşığı bu hâle düşürmüştür. İkinci mısrada "dest" (el) ile "pây" (ayak) yine yan yana gelir; ama burada "ayak" eski Türkçedeki kadeh anlamını da taşır. Şair, kimsenin şarabın elinden ve kadehinden yoksun kalmamasını dileyerek mahmurluğun ilacını da göstermiş olur.
Üçüncü beyit bir deniz sahnesidir. Ayrılık bir denizdir, gam onun girdabıdır; "zevrak" ise hem kayık hem de kayık biçimli kadehtir. Şarabın kaptanı bu kayığı bir kez yürütürse girdapta boğulanı kurtarır. İkinci beyitte de savaş dili kullanılır: şarap lal renkli bir kaftan giymiş bir yiğittir ve meclise girince gönül meydanındaki keder ordusunu dağıtır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 209, gazel 107 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 34b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 17a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 25a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






