Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
İtdi seḥāb ḫaṭ-ı meh-i ruḫsārı muḫtefī
Ẓāhir budur ki şeb olıcaḳ mihr olur ḫafī
Ekṡer du‘ā ki şebde icābet ḳarīn olur
Nezdīkdür viṣāle bütānuñ müzellefi
Ebrū-yı dil-güşā ki odur ṣuffe-i cemāl
Sulṭan-ı ḥüsnüñ oldı mekān-ı müşerrefi
Bir ṣanma sehm-i ḥüsn-i civānı zenān ile
[okunamadı] nāḳıṣ añlama ḳadr-i muża‘afı
Zer kim cihānda maẓhar-ı ism-i ‘azīzdür
Ṣāḥib odur mi‘ādınuñ anuñçün eşrefi
Günümüz Türkçesiyle
1. Ayva tüyünün bulutu, yanağın ayını gizledi; açıktır ki gece olunca güneş görünmez olur.
2. Duaların çoğu gece kabul olunur; güzellerin (gece gibi tüyleri) yaklaşmış olanları vuslata yakındır. İkinci mısraın "müzellef" kelimesi "yaklaştırılmış" anlamıyla okunmuştur; kelime Müzdelife adını da çağrıştırır, ama hangi anlamın kastedildiği kesin değildir.
3. Gönül açan kaş, güzelliğin sofası (yüksek oturağı) olduğu için güzellik sultanının şerefli makamı oldu.
4. Gençlerin güzellik payını kadınlarınkiyle bir sanma; (……) iki katı olanın değerini eksik anlama. Mısraın başındaki kelime okunamadığı için beyit tam anlaşılamıyor.
5. Ey Sâhib, altın dünyada "Azîz" adının göründüğü yer olduğu için madenlerin en şereflisidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Dördüncü beyit, Sâhib'in kadılık ve müftülük bilgisinden doğmuş bir şaka gibi durur, ama ikinci mısraının başı tezde okunamadığı için kesin hüküm verilemez. "Sehm" hem ok hem de mirastaki paydır; "muzâ‘af" iki katına çıkarılmış demektir. İslam miras hukukunda erkeğin payı kadınınkinin iki katıdır. Şair, delikanlıların güzellik payının kadınlarınkiyle bir tutulmamasını, "iki katı olanın" değerinin eksik görülmemesini ister. Sehm kelimesinin "ok" anlamı da güzelliğin âşığa attığı bakış oklarını hatırlatır.
İlk iki beyit aynı karanlık üzerine kurulur. Ayva tüyü bir buluttur ve yanağın ayını örter; gece gelince güneşin görünmez olması kadar açık bir şeydir bu. İkinci beyit geceye başka bir değer verir: duaların çoğu gece kabul olunur. Tüyü bitmiş, "gecesi gelmiş" sevgili böylece vuslata yaklaşmıştır. Neşirdeki "müzellef" kelimesi Arapçada "yaklaştırılmış" demektir ve hacıların bayram sabahından önceki geceyi geçirdiği Müzdelife'nin adını da hatırlatır.
Mahlas beyti altını över. "Azîz" Tanrı'nın adlarından biridir, ama gündelik dilde "değerli, kıymetli" anlamına da gelir; altın bu adın dünyadaki görüntüsü olduğu için madenlerin en şereflisi sayılır. Üçüncü beyitteki "suffe", yüksekçe yapılmış oturak ya da sofa demektir; kaş, güzellik sultanının bu şerefli oturağıdır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 208, gazel 106 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 34a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 17a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 24a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






