Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Yalancı cennet itdi ḫūblar gül-geşt ile bāġı
Melekler indi ṣan yeryüzine terk idüp uçmaġı
Hevā-yı ḳāmetüñ şevḳ-ı ruḫuñ sevdā-yı ḫālüñle
Şehā serv oldı bāġ-ı şem‘-i yaġı lāleler dāġı
Piyāde leşkerine olmasaydı ḳuvvet-i ḳalbi
Şeh-i ṣaṭrancuñ olmazdı bu meydān atı oynaġı
Düşüp ölmezdi dām-ı ‘ankebūta böyle bī-çāre
Eger miskīn zebānuñ olmasaydı çeşminüñ aġı
Raḳīb-i kec-derūnı rāst-gū ẓann itme ey Ṣāḥib
Yemīn eylerse de yine ṣolaḳ söyler sözüñ ṣaġı
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzeller gül seyrine çıkıp bahçeyi sahte bir cennete çevirdi; sanki melekler uçmağı (cenneti) bırakıp yeryüzüne indi.
2. Ey padişah, boyunun arzusu, yanağının özlemi ve beninin sevdası ile bahçenin servisi, mumun yağı ve lalelerin yanık izi oldu.
3. Piyade askerinin (piyonların) kalbinde (ordunun merkezinde) güç olmasaydı, satranç şahının meydanı at oynağı olmazdı.
4. O zavallı sinek (?), senin gözünün ağı (ağı, zehri) olmasaydı, örümcek ağına düşüp böyle çaresizce ölmezdi. Neşirde "zebân" (dil) basılan kelime anlam bakımından "zübâb" (sinek) olmalıdır; bu okuma bizimdir.
5. Ey Sâhib, içi eğri rakibi doğru sözlü sanma; yemin etse de (sağ elini kaldırsa da) sözün doğrusunu (sağını) yine solak söyler.
Edebî ve Tarihî Yorum
İkinci beyit, divan şiirinde "leff ü neşr" denen söz sanatının düzenli bir örneğidir: önce üç şey sayılır, sonra her birine karşılık gelen üç şey aynı sırayla verilir. İlk mısrada boyun arzusu, yanağın özlemi ve benin sevdası; ikinci mısrada servi, mumun yağı ve lalenin yanık izi. Boy serviye, yanağın ateşi mumu besleyen yağa, kara ben de lalenin ortasındaki kara lekeye dönüşür. Bahçe ve meclis böylece sevgilinin yüzünden doğmuş gibi gösterilir.
Mahlas beyti, sağ ve sol üzerine kurulmuş bir söz oyunudur. "Yemîn" Arapçada hem yemin hem de sağ el demektir; yemin edilirken sağ el kaldırılır. "Sağ" Türkçede hem sağ yön hem de doğru, sağlam anlamına gelir. İçi eğri rakip sağ eliyle yemin etse bile sözün "sağını", doğrusunu solak söyler, yani eğri söyler. Kadılık yapmış bir şairin, yemine güvenilmeyecek tanık üzerine bu kadar ince bir şaka yapması da yerindedir.
Üçüncü beyit satranç terimleriyle kurulur. "Kalb" hem yürek hem de ordunun merkezidir; piyadelerin, yani piyonların kalbinde güç olmasaydı şahın meydanı atların oynadığı bir alan olmazdı. Dördüncü beyitte örümcek ağı ile gözün "ağ"ı karşılaştırılır; Türkçede "ağı" zehir de demektir. Neşirde "zebân" basılan kelimenin "zübâb" (sinek) okunması, beyitteki örümcek ağıyla birlikte anlamı tamamlar. İlk beyitteki "uçmak" ise eski Türkçede cennet demektir ve meleklerin cennetten "uçup" inişiyle bir ses oyunu kurar.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 211, gazel 109 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 34b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 17a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 24b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






