Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Ḥaẕer it tīz-i zebān olma ṣaḳın mīḫ gibi
Kimsenüñ cevr ile delme cigerin sīḫ gibi
Naẓar it ‘āḳıbet-i ḥāline taḳvīmāsā
Geçmiş aḥvālini ẕikr itme tevārīḫ gibi
Dilleri ḥarf-i telaṭṭuf gibi tefrīḥ eyle
İtme āzürde ṣaḳın kimseyi tevbīḫ gibi
Mis-i āmālüñi zer itmek ise maḳṣūduñ
Pūte-i himmete gir zībaḳ u zirnīḫ gibi
Nev-ẓuhūrān-ı zamān şāḫ-ṣıfat rif‘atde
Aṣl olan ḫākde bī-ḳadr yatur bīḫ gibi
Eyledüñ ġamzeñ ile ‘ālemi tesḫīr ey meh
Çarḫa aş şimden gerü tīġüñi Mirrīḫ gibi
Ṣāḥib ol maṭla‘-ı pākīze-i naẓm-ı ḥüsnüñ
Sür yüzüñ pāyına düş mıṣra‘-ı tārīḫ gibi
Günümüz Türkçesiyle
1. Sakın, çivi gibi sivri dilli olma; kimsenin ciğerini şiş gibi cefayla delme.
2. Bir takvim gibi hâlinin sonuna bak; tarih kitapları gibi geçmiş olayları anıp durma.
3. Gönülleri güler yüzlü bir söz gibi sevindir; sakın kimseyi bir azar gibi incitme.
4. Amacın emellerinin bakırını altına çevirmekse, cıva ve zırnık gibi himmet potasına gir.
5. Zamanın türedileri dal gibi yükseklerde durur; kökü soylu olan ise kök gibi toprakta değersiz yatar.
6. Ey ay yüzlü, bakışınla dünyayı ele geçirdin; bundan sonra kılıcını Merih gibi göğe as.
7. Ey Sâhib, o güzellik şiirinin tertemiz matlaının ayağına bir tarih mısraı gibi düş, yüzünü sür.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin son beyti, Sâhib'in kendisinin de yazdığı tarih manzumelerine göz kırpar. Bir olayın yılını harflerin sayı değerleriyle veren tarih manzumelerinde, tarihi taşıyan mısra şiirin en sonunda, "ayak" yerinde durur. Şiirin başı ise matladır. Şair, güzelliği bir şiire benzetir ve âşığa, o şiirin matlaı olan sevgilinin ayağına bir tarih mısraı gibi düşmesini söyler. Sâhib'in divanında on üç tarih manzumesi bulunur; bu beyit, onun bu türü ne kadar içeriden tanıdığını da gösterir.
Gazelin çoğu, nesnelerden alınmış benzetmelerle verilen öğütlerdir. İkinci beyitte takvim ile tarih kitapları karşılaştırılır: takvim ileriye, gelecek günlere bakar; tarihler ise geçmişi anlatır. İnsan da bir takvim gibi sonunu düşünmeli, geçmişi anıp durmamalıdır. İlk beyitte çivi ile şiş, üçüncüde güler yüzlü söz ile azar, sivri dilliliğe karşı bir uyarı oluşturur.
Dördüncü beyit simyanın dilini kullanır. Simyacılar bakır gibi değersiz madenleri altına çevirmek için cıva (zîbak) ve zırnık gibi maddeleri potada eritirdi. Şair bu işlemi bir ahlak öğüdüne çevirir: emellerin bakırını altına çevirmek isteyen, himmet potasına girmeyi göze almalıdır. Beşinci beyitte ise bir toplumsal gözlem vardır: zamanın türedileri ağacın dalları gibi yükseğe çıkmış, köklü aileler kök gibi toprağın altında kalmıştır. Sâhib'in 90. gazelinde de soylu ocakların zamanın rüzgârıyla savrulduğu söylenir.
Altıncı beyitteki Merih (Mars), eski gökbilimde savaşın gezegeni sayılır ve elinde kılıçla tasvir edilir; sevgilinin kılıcını Merih gibi göğe asması, dünyayı fethettikten sonra göğe yönelmesi demektir.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 212, gazel 110 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 35a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 17b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 23b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






