Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Beyt-i ḥüsnüñ iki ebrūña iki mıṣra‘ıdur
Naẓm-ı pākīze-i dīvān-ı ruḫuñ maṭla‘ıdur
Heft-beyt-i ġazel-i ‘işvedür ol mehr-rū kim
Ḫaṭṭ-ı püşt-i leb-i şīrīni anuñ maḳṭa‘ıdur
İtmese şāne tavassuṭ biri birine girer
Dillerüñ kim girih-i zülf-i siyeh mecma‘ıdur
Perde-keş olmayıcaḳ ebr baḳılmaz mihre
Bī-niḳāb olmaḳ o ḫūrşīd-i ruḫuñ bürḳa‘ıdur
Cānı cānāna virüp çıḳmaḳ aradan Ṣāḥib
Kār-ı ‘aşḳuñ hele ‘uşşāḳa ḳatı enfa‘ıdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Güzellik beytinin iki mısraı senin iki kaşındır; yüzünün divanının temiz nazmının matlaıdır.

2. O güneş yüzlü, yedi beyitlik bir naz gazelidir ki tatlı dudağının üstündeki ayva tüyü onun makta beytidir.

3. Tarak araya girip arabuluculuk etmese, gönüller birbirine girer; çünkü siyah zülfün düğümü gönüllerin toplandığı yerdir.

4. Bulut perde çekmedikçe güneşe bakılamaz; o yüz güneşinin peçesi, peçesiz olmasıdır.

5. Ey Sâhib, canı sevgiliye verip aradan çekilmek, aşk işinde hele âşıklara en faydalı olandır.

Edebî ve Tarihî Yorum

İlk iki beyit sevgiliyi bir şiir kitabı gibi okur ve bunu yaparken divan şiirinin kendi terimlerini kullanır. Sevgilinin iki kaşı, bir güzellik beytinin iki mısraıdır; aynı zamanda yüz divanının matlaını oluşturur. İkinci beyitte sevgilinin bütünü, gazelin en yaygın uzunluğu olan yedi beyitlik bir "naz gazeli"dir ve dudağının üstünde beliren ayva tüyü bu gazelin "maḳṭa"ı, yani son beytidir. Şiirin başı, ortası ve sonu böylece yüzün üzerine yerleştirilmiş olur. Sâhib'in yazı ve kitap imgelerine düşkünlüğü, bu gazelde şiir biçiminin terimlerine kadar uzanır.

Üçüncü beyit, yedinci gazelde de karşılaşılan tarak ile zülüf sahnesini tekrarlar: zülfün düğümleri gönüllerin toplandığı yerdir ve tarak araya girip arabuluculuk etmese gönüller birbirine karışır. Dördüncü beyit bir paradoks kurar. Güneşe ancak bir bulut perdesi arkasından bakılabilir; sevgilinin yüz güneşi ise öyle parlaktır ki peçesiz olması bile onu görünmez kılar, peçesizliği kendi peçesidir.

Mahlas beyti, aşkın en faydalı işini canı sevgiliye verip aradan çekilmek olarak tanımlar. Nüshalar arasında hiçbir fark yoktur.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 119, gazel 23 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 18a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 6a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 8a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar