Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Sīnesin kim nāz ile açup o dil-ber gösterir
Ṣan şikāf-ı ebrde ḫurşīd-i enver gösterir
Gerden-i billūrı şöyle ṣāfdur kim içse mey
Āb-ı ḫuşk içre nümāyān āteş ter gösterir
Oldı ḫaṭṭla müstevī rūz-ı viṣāl şām-bā-seher
Çün şeb ü rūzı bahār elbet ber-ā-ber gösterir
Sīneme geldikde mihmān-ı ḫadeng-i ġamzesi
Cān çıḳar ta‘ẓīm ü istiḳbāline yer gösterir
Nūr-ı feyż-i şevḳle dilde ḫayāl-i rūy-ı yār
Hāle-i āġūş-ı mehde mihr ü ḫāver gösterir
Her ḳaçan olsa tebessümle o meh-i dendān-nümā
Ḥoḳḳa-i yāḳūt içinde dürr ü gevher gösterir
‘Azm-i çīn itmek diler Ṣāḥib meger kim ey perī
Anuñ içün zülfüñi şi‘rinde eks̱er gösterir
Günümüz Türkçesiyle
1. O dilber göğsünü nazla açıp gösterince, sanki bulutun yarığında parlak güneşi gösterir.
2. Billur boynu öyle saftır ki şarap içse, kuru suyun içinde görünen ıslak ateşi gösterir.
3. Ayva tüyüyle vuslat günü akşamla sabah denk oldu; çünkü bahar elbette geceyi ve gündüzü bir eşit gösterir.
4. Gamzesinin oku misafir olarak göğsüme gelince, can saygıyla onu karşılamaya çıkar ve ona yer gösterir.
5. Şevkin feyzinin nuruyla gönüldeki sevgili yüzünün hayali, ayın kucağındaki ayla içinde güneşi ve doğuyu gösterir.
6. Dişlerini gösteren o ay ne zaman gülümsese, yakut kutunun içinde inci ve cevher gösterir.
7. Ey peri, Sâhib herhalde Çin'e gitmeye niyetli ki, bunun için şiirinde zülfünü (zülfünün kıvrımını) çokça gösterir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Üçüncü beyit takvimin bilinen bir gerçeğine dayanır: baharda gece ile gündüz eşit olur. Topal bu beyti, Sâhib'in atasözü kadar veciz söyleyişlerine örnek gösterir. Ayva tüyü bir bahar gibi gelmiştir; bu yüzden vuslat gününde akşam ile sabah, yani tüylerin karası ile yüzün aydınlığı denk hâle gelmiştir. "Ber-ā-ber" kelimesinin Farsçada "eşit" anlamına gelmesi, beyti Türkçedeki kullanımıyla da kolayca anlaşılır kılar.
İkinci beyit divan şiirinin iki bilinen mecazını aynı sahnede buluşturur. Kristal, "kuru su" (āb-ı ḫuşk), şarap da "ıslak ateş" (āteş-i ter) diye anılır; sevgilinin billur gibi boynu öyle saydamdır ki içtiği şarap, kuru suyun içinde görünen ıslak ateş gibi dışarıdan seçilir. Altıncı beyit ağız, diş ve dudak üçlüsünü bir mücevher kutusuna çevirir: yakut kutu dudak, içindeki inciler dişlerdir. Dördüncü beyitte ise gamzenin oku bir misafirdir; can onu saygıyla karşılar ve ona yer gösterir.
Mahlas beyti bir ses oyunu üzerine kurulur. "‘Azm-i çīn", hem Çin ülkesine gitme niyeti hem de "çin", yani kıvrım ve büklüm anlamıyla okunabilir. Şair Çin'e gitmeyi kuruyormuş gibi sevgilinin zülfünü, yani kıvrımları şiirinde sık sık gösterir; misk ceylanının yurdu sayılan Çin ile kokulu zülüf arasındaki ilişki de bu oyunu besler.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 118, gazel 22 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 17b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 5b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 8a); ayrıca s. 7 (3. beyit). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






