Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ḳaşlaruñ altında cānā çeşm-i cādūlar mıdur
Lāne-sāz-ı ṭāḳ-ı ‘işve yā piristūlar mıdur
Ḫaṭṭ-ı nev-ḫīzüñ midür ruḫsāruñ üzre ser-zede
Ya açılmış gülşen-i hüsnüñde şeb-būlar mıdur
Ḫam-be-ḫam kākül mi gird-i gerdenüñ üzre yāḫūd
‘Iṭr-ı senc-i çārsū-yı dil terāzūlar mıdur
Ḫaller mi zīr-i ḫaṭṭ-ı müşg-i sebzüñde ‘ayān
Yoḫsa kim mecnuñ ile hem-bezm āhūlar mıdur
Böyle vaḥşī eyleyen Ṣāḥibden ey āfet seni
Muḳteżā-yı baḫt-ı bed ya ṭa‘n-ı bed-gūlar mıdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey can, kaşlarının altında olanlar büyücü gözler mi, yoksa naz kemerine yuva yapan kırlangıçlar mı?

2. Yanağının üzerinde baş gösteren, yeni çıkan ayva tüyün mü, yoksa güzellik bahçende açmış şebboylar mı?

3. Boynunun çevresinde kıvrım kıvrım duran kâkül mü, yoksa gönül çarşısının koku tartıcısının terazileri mi?

4. Misk kokulu yeşil ayva tüyünün altında görünenler benler mi, yoksa Mecnun ile aynı mecliste oturan ceylanlar mı?

5. Ey âfet, seni Sâhib'den böyle ürküten kötü bahtın gereği mi, yoksa kötü söyleyenlerin iğnelemesi mi?

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazel baştan sona aynı soru kalıbıyla ilerler: "… mı, yoksa … mı?" Divan şiirinde "tecâhül-i ârif", yani bilip de bilmezden gelme denen bu sanatta şair, sevgilinin güzelliğini iki ayrı benzetme arasında kararsız kalıyormuş gibi anlatır ve böylece ikisini birden söylemiş olur. Kaşların altındaki gözler, büyü yapan cadılar ya da bir kemerin altına yuva kuran kırlangıçlardır. Kaşın bir kemere, gözlerin de kemer altına sığınan kuşlara benzetilmesi, saçak altına yuva yapan kırlangıçların görüntüsünü taşır.

Üçüncü beyit çarşı hayatından bir sahne kurar: boyna dökülen kıvrımlı kâkül, gönül çarşısında koku tartan bir attarın terazilerine benzer; kâkülün kıvrımları terazinin zincirleri, kokusu ise tartılan misk ve amberdir. Dördüncü beyitte ayva tüyünün altındaki benler, çölde Mecnun'la dostluk eden ceylanlara benzetilir. Mecnun'un ceylanlarla arkadaşlığı Leyla ile Mecnun hikâyesinin bilinen bir sahnesidir; tüyler çöl, benler o çölde dolaşan ceylanlar olur.

Mahlas beytinde soru bu kez sevgilinin tavrına yönelir: sevgiliyi Sâhib'den bir ceylan gibi ürkek, "vahşî" yapan şey kötü baht mı, yoksa dedikoducuların sözü mü? Bir önceki beyitteki ceylanlar, bu "vahşî" kelimesine bir hazırlık olmuştur.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 122, gazel 25 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 18a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 6a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 10b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar