Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Gitme ey ġam sīneden ṭab‘-ı ḥazīnüm incinür
Firḳatüñle ḫāṭır-ı endūh-gīnüm incinür
Bir ‘aceb ḥayretde ḳaldum kim gül-i ruḫsārına
Baḳmasam göñlüm baḳarsam nāzenīnüm incinür
Pek gelüp gitme ḥarīm-i gülistān-ı kūyına
Ey ṣabā şāyed o naḫl-i yāsemīnüm incinür
Çoḳ da ey ṭurra ṭolaşma cebhe-i dil-dārda
İrmesün mihre küsūf ol meh-cebīnüm incinür
Tīre-baḫtum şöyle ey Ṣāḥib beni ḫār itdigüm
Ẕikr-i nāmumda gül-i naḳş-ı nigīnüm incinür
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gam, göğsümden gitme, hüzünlü tabiatım incinir; ayrılığınla kederli gönlüm incinir.
2. Tuhaf bir şaşkınlıkta kaldım: gül yanağına baksam nazlım, bakmasam gönlüm incinir.
3. Ey saba rüzgârı, onun mahallesinin gül bahçesinin harimine pek gelip gitme; belki o yasemin fidanım incinir.
4. Ey perçem, sevgilinin alnında çok da dolaşma; güneşe tutulma erişmesin, o ay alınlım incinir.
5. Ey Sâhib, bahtım öyle karadır ki beni diken saydığımdan, adım anıldığında mühür yüzüğümün gül nakşı incinir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Âşığın her şeyi incitmekten korkan inceliği, "incinür" redifiyle beş beyit boyunca işlenir. Topal ikinci beyti, âşığın sevdiğini hiçbir zaman incitmek istemediğini, sevgilinin yüzünü görme ve öpme arzusu yansa bile onu rahatsız etmekten kaçındığını gösteren örnek olarak verir. Beyit bir çıkmazı anlatır: âşık sevgilinin gül yanağına baksa nazlı sevgili incinir, bakmasa kendi gönlü.
İlk beyit bu inceliği gama kadar uzatır. Gam âşığın göğsünde o kadar uzun oturmuştur ki onun gidişi de bir ayrılık olur; hüzne alışmış tabiat, gamdan ayrılırsa incinir. Üçüncü ve dördüncü beyitlerde âşık rüzgâra ve perçeme seslenir: saba sevgilinin bahçesine fazla gidip gelmesin, yasemin fidanı incinir; perçem alında çok dolaşmasın, güneş tutulmasın, ay alınlı sevgili incinir. Perçemin alnı örtmesi ile güneşin tutulması arasındaki benzerlik, siyahın aydınlığı kapatması üzerinden kurulur.
Son beyitte söz bir mühür yüzüğüne gelir. Şairin bahtı öyle karadır ki kendini bir diken sayar; mühür yüzüğünde adının yanında kazılı gül nakşı, adı her anıldığında bu dikenden incinir. Mühür ve yüzük taşı imgeleri Sâhib'in divanında sık görülür.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 125, gazel 28 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 18b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 6b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 12b); ayrıca s. 27 (2. beyit). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






