Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Seyr içün ol mihri dünya biri birine girer
Ṣaf-be-ṣaf ehl-i temāşā biri birine girer
Biri bend itmegiçün ḫaste-dili biri ḫalaṣ
Şāne vü zülf-i dil-ārā biri birine girer
Şevḳ-i āġūşuñ ile cevşenüñüñ ḥalḳaları
Mevc-i deryā gibi cānā biri birine girer
Bend içün ‘āşıḳıñı ḥalḳa-i zencīrāsā
Ḫam-be-ḫam-ı zülf-i muṭarrā biri birine girer
Māh-ı rūmī ile tedāḫülde şühūr-ı ‘Arabī
Ḥarf-i müdġam gibi gūyā biri birine girer
İtse teşbīk o meh engüşt-i dü-desti gūyā
Raḥle-i muṣḥaf-ı vālā biri birine girer
Her biri Ṣāḥib olup ma‘nīde lāzım mülzem
Āb u ṭolab ne ra‘nā biri birine girer
Günümüz Türkçesiyle
1. O güneşi (sevgiliyi) seyretmek için dünya birbirine girer; seyirciler saf saf birbirine girer.
2. Biri hasta gönlü bağlamak, öteki onu kurtarmak için tarak ile gönül süsleyen zülüf birbirine girer.
3. Ey can, kucaklama isteğinle zırhının halkaları deniz dalgaları gibi birbirine girer.
4. Âşığını bağlamak için kokulu zülfün kıvrımları zincir halkaları gibi birbirine girer.
5. Rumi ay ile Arabi aylar iç içe geçince, sanki idgamlı (kaynaşmış) harf gibi birbirine girer.
6. O ay iki elinin parmaklarını birbirine geçirse, sanki yüce Mushafın rahlesi gibi birbirine girer.
7. Sâhib, her biri anlamda birbirini gerektirir; su ile dolap ne güzel birbirine girer.
Edebî ve Tarihî Yorum
"Biri birine girer" redifi, iç içe geçen şeylerin bir kataloğunu çıkarır ve Sâhib bu kataloğu bir âlimin bilgi alanlarından doldurur. Beşinci beyitte takvim vardır: güneş yılına dayanan Rumi aylar ile ay yılına dayanan Arabi (hicri) aylar her yıl birbirinin içine kayar. Şair bu iç içeliği, Arapça okuyuş kurallarındaki "idgam"a, iki harfin birbirine katılıp tek harf gibi okunmasına benzetir. Altıncı beyitte sevgili iki elinin parmaklarını birbirine geçirir ve parmaklar, Kur'an'ın konduğu, tahtaları çapraz geçmeli rahle gibi görünür. Takvim, kıraat ve rahle, bir ilim adamının masasında her gün duran şeylerdir.
Öteki beyitler aşk şiirinin tanıdık iç içelikleriyle ilerler. Seyirciler sevgiliyi görmek için saf saf birbirine girer; tarak ile zülüf, biri gönlü bağlamak öteki çözmek için birbirine karışır; zırhın halkaları kucaklama isteğiyle deniz dalgaları gibi kabarır; zülfün kıvrımları âşığı bağlamak için zincir halkaları gibi kenetlenir. İkinci beyitteki tarak ile zülüf sahnesi, Sâhib'in daha önceki gazellerinde de karşımıza çıkmıştı.
Mahlas beytindeki "lāzım ü mülzem" mantık dilinin terimidir ve birbirini zorunlu kılan iki şeyi anlatır. Su ile dolap, yani su çarkı, bunun en güzel örneğidir: dolap suyu taşır, su da dolabı döndürür.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 124, gazel 27 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 18b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 6b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 11b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






