Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Miyān-ı rind ü zāhidde nedür tā bu ḳadar da‘vā
Bilinmez ḥaḳḳ u bāṭıl tā-be-key böyle gider da‘vā
Giderler kār-ı gūn-a-gūna Zeyd ü ‘Amr redd olmaz
Vekāletle ‘acebdür anlara maḥṣūṣ her da‘vā
Nişān-ı tīr-i müjgānı olaldan sīnem ol şūḫuñ
Nişānlum deyū ebkār-ı dil ü cānı ider da‘vā
Senüñdür şimdi istiḥḳāḳda da‘vā-yı ḥüsn ey meh
Gelür elbette ḫaṭṭuñ baña da bir gün düşer da‘vā
Nis̱ār-ı ḫāk-pāy-ı yār içün müjgānlarum Ṣāḥib
İderler birbirinden eşk yerine güher da‘vā
Günümüz Türkçesiyle
1. Rind ile zahit arasındaki bu kadar dava nedir? Hak ile batıl belli olmuyor; dava ne zamana kadar böyle sürecek?
2. Zeyd ile Amr türlü türlü işlere girişir, (davaları) reddolunmaz; şaşılacak şey, her dava vekâletle onlara mahsustur.
3. Göğsüm o nazlı güzelin kirpik okunun hedefi (nişanı) olalı beri, gönlün ve canın bakireleri "o benim nişanlım" diye dava açar.
4. Ey ay (yüzlü), güzellik davasında hak sahipliği şimdi senindir; ama elbette ayva tüyün gelir, bir gün bana da dava düşer.
5. Sâhib, kirpiklerim sevgilinin ayak tozuna saçmak için birbirinden gözyaşı yerine inci isterler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Ömrü kadılık ve kazaskerlikle geçen bir şairin gazeli, redifini mahkeme dilinden alır: "da‘vā". Her beyit bir dava sahnesi kurar. İlk beyitte rind ile zahidin bitmeyen kavgası, hakkın ve batılın bir türlü ayırt edilemediği bir duruşmadır. İkinci beyitte Zeyd ile Amr, fıkıh kitaplarında örnek davaların taraflarına verilen bu iki kalıp ad, her işe karışan ama davaları hep vekâletle yürüyen iki tip olarak sahneye çıkar. Sâhib'in bu terimleri bir hukukçunun rahatlığıyla kullanması, gazelin en belirgin özelliğidir; Topal bu gazel hakkında ayrıca bir şey söylemez.
Üçüncü beyit "nişān" kelimesinin iki anlamıyla oynar: âşığın göğsü sevgilinin kirpik okunun hedefi, yani nişanı olmuştur; gönlün ve canın bakireleri de bu yüzden onu "nişanlım" diye sahiplenir. Dördüncü beyitte dava bir zaman meselesine dönüşür. Güzellik davasında hak şimdilik sevgilinindir, ama yüzde ayva tüyü belirince güzellik azalacak ve âşığın da sevgili üzerinde bir hakkı doğacaktır. "Da‘vā düşmek", yani bir davanın kişiye düşmesi, tüylerin yüze "düşmesi"yle aynı fiili paylaşır.
Mahlas beytinde kirpikler bile birbiriyle davalıdır: her biri sevgilinin ayak tozuna gözyaşı yerine inci saçmak ister.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 94, gazel 3 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 12a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 3a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 4b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
- Tahsin Özcan, "Pîrîzâde Mehmed Sâhib Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, İstanbul 2007, s. 288-290. https://islamansiklopedisi.org.tr/pirizade-mehmed-sahib-efendi--18-yy
Çevrimiçi kaynaklar






