Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Müjeñ tīrine dut ey ḳaşı yā sīnem nişān at ṭut
Münāsib birbirine ḥaḳ bu kim tīr ü kemān at dut
Atup esbāb-ı ‘aḳl ey dil ṭarīḳ-i ‘aşḳ dutduñ çün
Zihī devlet-i külāhuñ tā-be-farḳ-ı āsumān at dut
Atup pābūs-ı yāre ḳur‘a-i ümmīdi dut niyyet
Görünse reml-i baḫtında feraḥ durma hemān at dut
Sürüp meydān at mat eyle ehl-i bezmi pendüm dut
Biraz şaṭranc-ı istiġnāda ey şāh-ı cihān at dut
Ḫum-ı meyden götür ser-pūş at dut gerden-i cāmı
Gel ey Ṣāḥib-i pür-ġam ṣaḥne-i ġam bir zamān at dut
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey yay kaşlı, göğsümü kirpiğinin okuna hedef olarak tut, at; doğrusu ok ile yay birbirine yakışır, at, tut.
2. Ey gönül, akıl sebeplerini atıp aşk yolunu tuttuğun için, ne mutlu; külahını gök kubbenin tepesine kadar at, tut (sevin).
3. Sevgilinin ayağını öpmek için umut kurasını at, niyet tut; bahtının reml falında sevinç görünürse durma, hemen at, tut.
4. Ey dünyanın şahı, meydana at sürüp meclis ehlini mat et, öğüdümü tut; istiğna satrancında biraz at oyna. (İkinci mısraın anlamı tahminîdir.)
5. Ey kederli Sâhib, gel, şarap küpünün kapağını kaldırıp at, kadehin boynunu tut; gam sahnesini bir zaman at, (sevinci) tut.
Edebî ve Tarihî Yorum
İki emir fiilinden oluşan "at dut" (at, tut) redifini Sâhib her beyitte başka bir oyunun kuralına bağlar; gazel, divanın "te" harfi bölümünü açar. İlk beyitte okçuluk vardır: kaş yay, kirpik ok, göğüs hedeftir; ok atılır, yay tutulur. İkinci beyitte "külah atmak", yani sevinçten başlığı havaya fırlatmak deyimi kullanılır: akıl sebeplerini atıp aşk yolunu tutan gönül, külahını göğün tepesine kadar atmalıdır. Üçüncü beyit fal dünyasından gelir: sevgilinin ayağını öpebilmek için kura atılır, niyet tutulur, reml denilen kum falında baht açık çıkarsa hemen "at, tut" denir.
Dördüncü beyitte "at" kelimesi bu kez satrançtaki attır. Meydana at sürülür, rakip "mat" edilir, "şah" kelimesi ise hem satranç taşını hem sevgiliyi anlatır. Satranç terimleriyle kurulan bu beyitte "istiğna satrancı", sevgilinin âşığa tenezzül etmeyişini bir oyuna çevirir. Mahlas beytinde oyun meclise taşınır: küpün kapağı atılır, kadehin boynu tutulur, gam sahnesi bir süre bir kenara atılır.
Böylece aynı iki kelime, okçuluk, sevinç gösterisi, fal, satranç ve şarap meclisi gibi beş ayrı alanda beş ayrı anlam kazanır. Topal'ın kaydettiği farklar arasında, Ali Emîrî nüshasında ikinci beytin ilk mısraındaki "çün" yerine "ḫūn" (kan) okunması vardır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 99, gazel 6 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 14a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 3b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 6a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






