Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Göñül süflīlere meyl eyleyüp aḳdıḳca ābāsā
Beni ser-geşte ḳıldı çarḫ-ı gerdūn āsiyābāsā
Şifā-yı ṣadrı buldum müşkülātum cümle fetḥ oldı
Alınca ḳoynıma ol nüsḫa-i ḥüsni kitābāsā
Ẓuhūr itdikde ḫaṭṭ-ı la‘li yārüñ hep pesend itdi
Ṣaf-ı naẓm-ı melāḥat içre beyt-i intiḫābāsā
Nişān-ı sīnede oldı nişānda tīr-i müjgānuñ
İṣābet menzilin buldı du‘ā-yı müstecābāsā
Döner şol ḫātem-i zerrīne kim elmās ola faṣṣı
Başarsa çeşmüme ol şeh-süvārum pā-rikābāsā
Dilüñde ‘ūdāsā ḥiṣṣesi yanmaḳ yaḳılmaḳdur
Sirişküm bezm-i dil-dāre nis̱ār ise gül-ābāsā
O şūḫ-ı ġurre mest-i ḫod-pesendüñ vaṣlına Ṣāḥib
Bulunmaz vāsıṭa hiç ḫālyādan soñra ḫābāsā
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül su gibi aşağılara meyledip aktıkça, dönen felek beni değirmen gibi başı dönmüş hâle getirdi.
2. O güzellik nüshasını kitap gibi koynuma alınca göğsümün şifasını buldum, bütün müşküllerim çözüldü.
3. Sevgilinin dudağının üstündeki ayva tüyü belirince, herkes onu güzellik şiirinin safında seçme bir beyit gibi beğendi.
4. Kirpiğinin oku göğüs hedefinde nişan oldu; kabul olmuş bir dua gibi isabet yerini buldu.
5. O süvari padişahım üzengiye basar gibi gözüme bassa, gözüm kaşı elmas olan altın bir yüzüğe döner.
6. Gönlünde öd ağacı gibi payına düşen yanıp yakılmaktır; gözyaşım ise sevgilinin meclisine gülsuyu gibi saçılır.
7. Sâhib, o nazlı, kendini beğenmiş, sarhoş güzelin vuslatına ... sonra uyku gibi hiçbir vasıta bulunmaz. (Mısradaki bir kelimenin anlamı çözülemedi.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Redifteki "āsā" (gibi), her beyti bir teşbihle kapatır: su gibi, değirmen gibi, kitap gibi, seçme beyit gibi, kabul olmuş dua gibi, üzengi gibi, gülsuyu gibi. Topal ilk beyti, Sâhib'in tasavvufî âşık tipini anlattığı yerde ele alır: âşık alçak, aşağı şeylere meyleden bir şaşkındır, gözü yükseklerde değildir; felek onu bir değirmen taşı gibi döndürür, bu dönüş de âşığı vecde getirir. Değirmenin suyla döndüğü düşünülürse, ilk mısradaki "su gibi akma" ile ikinci mısradaki değirmen birbirini tamamlar.
İkinci ve üçüncü beyitler kitap dünyasından imgeler kullanır. Sevgili koyunda taşınan bir "nüsha", yani bir kitap ya da muskadır; onu koynuna alan âşık göğsünün "şifâ"sını bulur ve bütün "müşkül"leri çözülür. Şifâ, müşkül ve nüsha kelimelerinin yan yana gelmesi, sevgiliyi bir ilim kitabına benzeten bir tenasüp kurar. Üçüncü beyitte sevgilinin dudağı üstünde beliren tüyler, bir şiir seçkisinde (intihâb) en beğenilen beyit olur.
Altıncı beyit bir meclis tasviridir: öd ağacı tütsüsü yanarak koku verir, gülsuyu misafirlere serpilir. Âşığın payı öd ağacı gibi yanmak, gözyaşının işi de gülsuyu gibi saçılmaktır. Son beytin ikinci mısraındaki "ḫālyā" kelimesini çözemedik; Topal da bir açıklama yapmaz. Gazel aruzun hezec bahriyle, dört "mefā‘īlün" ile yazılmıştır ve üç nüshada da vardır; ancak İstanbul Üniversitesi T. 1710/6 nüshasında altıncı beyit yoktur, T. 738 nüshasında ise ikinci beytin ilk mısraı "müşkülāt u res-i vuṣlatdan" diye farklı okunur.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 93, gazel 2 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 12a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 2b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 4b); ayrıca s. 15 (1. beyit). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






