Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Eyledi sīnemi bir serv-ḳad-i müstes̱nā
Şevḳ-i āġūşı ile çaḳ mis̱āl-i illā
Ġarḳ ider ‘ālemi seyl-āb-ı sirişküm ey meh
Olmaz ise ṣıla-i vaṣlına mevṣūl bu mā
Ṭura-i ḫam-be-ḫamı gerden-i sīminide
Ṣadr-ı fermān-ı melāḥatde çekilmiş ṭuġrā
‘Āşıḳ-ı zāra aşaġdan yuḳaru vaż‘ı raḳīb
Bed-nümādur ḳatı mānende-i ḫaṭṭ-ı tersā
Süllem-i seng-i muṣallāya raḳībi çıḳarup
‘İzz ü ikrām iderek ḳoltuġuna girdi vebā
Sīneñi görmek olur mı disem ol sīmin-ber
Gösterüp çāk-ı giribānın ider ṣūret-i lā
Eyler ebrūña cebīn üzre taṣaddur ṭurrañ
Gelür āḫirde geçer ṣadra mis̱āl-i ṭuġrā
Rā-yı ebrūsı ile Ṣāḥib o ḥüsn-ārānuñ
Merdüm-i çeşmine dirlerse sezā nīkū-rā
Günümüz Türkçesiyle
1. Eşsiz bir selvi boylu, kucaklama isteğiyle göğsümü "illâ" kelimesi gibi yarık yaptı.
2. Ey ay (yüzlü), bu su, vuslatının "sıla"sına bağlanmazsa gözyaşımın seli dünyayı boğar.
3. Gümüş gibi boynundaki kıvrım kıvrım perçemi, güzellik fermanının başına çekilmiş bir tuğradır.
4. Rakibin inleyen âşığa aşağıdan yukarı duruşu, Hristiyan yazısı gibi pek çirkin görünür.
5. Veba, rakibi musalla taşının merdivenine çıkarıp izzet ve ikramla koltuğuna girdi.
6. O gümüş göğüslüye "Göğsünü görmek olur mu?" desem, yakasının yırtığını gösterip "lâ" (hayır) şeklini yapar.
7. Perçemin alnının üstünde kaşının başköşesine oturur; sonunda gelir, tuğra gibi en başa geçer.
8. Sâhib, o güzelliği süsleyenin göz bebeğine, kaşının "râ" harfiyle birlikte "nîkû-râ" deseler yaraşır. (Harf oyununa dayanan beytin anlamı kesin değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin birkaç beyti harflerin şekliyle kurulur. İlk beyitte sevgilinin kucaklama isteği âşığın göğsünü "illâ" kelimesi gibi yarar; altıncı beyitte göğsünü görmek isteyen âşığa sevgili, yakasının yırtığını göstererek "lâ" (hayır) şeklini yapar. Topal bu iki beyti birlikte ele alır ve kelime-i tevhidin iki parçasına bağlar: "lâ" olumsuzlama, "illâ" ise ispat sözüdür; yani "yoktur, ancak O vardır". Böylece göğüs yarığı ile yaka yırtığı, mecazî aşkın içinde tasavvufî bir anlam taşır. Arap harfleriyle "lâ" (لا) iki çizginin birleşmesiyle yazılır; yırtık yakanın bu harfe benzetilmesi görsel bir benzetmedir. Mahlas beyti de aynı oyunu sürdürür: kavisli kaş "râ" (ر) harfine benzetilir ve göz bebeğiyle birlikte bir kelime oluşturur; Ali Emîrî nüshasında "rā-yı" yerine "re’y-i" (görüşü) okunduğu için beytin çözümü belirsiz kalır.
İkinci beyitte Sâhib'in tarihlerden de bilinen bir dil bilgisi oyunu tekrarlanır: "mevṣūl" (bağlı) olan "mâ", yani hem Arapça ilgi zamiri hem Farsça "su", bir "sıla"ya, yani hem tamamlayıcı cümleye hem kavuşmaya muhtaçtır. Kavuşma olmazsa gözyaşı suyu dünyayı boğar. Üçüncü ve yedinci beyitler perçemi bir padişah fermanının başındaki tuğraya benzetir; üçüncü beyit yalnız İstanbul Üniversitesi T. 738 nüshasında bulunur, yedinci beyit ise aynı benzetmeyi "sadra geçmek", başköşeye oturmak deyimiyle tamamlar.
Dördüncü ve beşinci beyitler rakibe yöneliktir ve gazelin en sert alayını taşır. Rakibin âşığa aşağıdan yukarı bakan duruşu, soldan sağa yazılan "tersâ", yani Hristiyan yazısı gibi ters ve çirkindir. Beşinci beyitte ise rakip ölmüştür: veba, onu izzet ve ikramla koltuğuna girerek musalla taşının basamaklarına çıkarır. "Koltuğuna girmek" deyiminin hem birini kolundan tutup götürmek hem de birini yüceltmek anlamı, ölümün bir ağırlama gibi anlatılmasını sağlar. T. 738 nüshasında ikinci beytin ilk mısraı, Nil ve Fırat'ın adını anan farklı bir biçimdedir.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 95-96, gazel 4 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 12b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 3a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 5a); ayrıca s. 17 (1. ve 6. beyitler). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






