Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Ġamzeñ ṣununca nice seni cāna ibtidā
Cāna yapışdı ḫançer-i müjgāna ibtidā
Zülfüñ taḳaddüm itse n’ola ḫaṭṭ-ı fitnede
Ṭuġrā olur suṭūrda fermāna ibtidā
‘İzzetle oldı ṣadr-nişīn-i bütān o şūḫ
‘İzzetlüdür çü nāmede ‘unvāna ibtidā
Evvel dehān-ı pür-nemekin öpdüm ol mehüñ
Çün resmdür nemekle olur ḫᵛāna ibtida
Ḫaṭṭından evvel oldı ḫaṭ-ı la‘l-i ser-zede
Gūyā yazıldı besmele Ḳur‘āna ibtidā
Aç tügmesin niyāz eyle öp soñra sīnesin
İzn al buluş duḫūlde derbāna ibtidā
Ṣāḥib şümāra başladı ‘āşıḳların o şūḫ
Ben zāri çekdi sübḥa-i ṣad-dāne ibtidā

Günümüz Türkçesiyle

1. Gamzen sana nice canı sunarken, kirpik hançeri önce cana yapıştı. (İlk mısraın okunuşu kesin değildir.)

2. Fitne yazısında zülfün öne geçse şaşılır mı; satırlarda fermanın başı tuğra olur.

3. O nazlı güzel, izzetle putların (güzellerin) başköşesine geçti; çünkü mektupta unvanın başı "izzetlü"dür.

4. O ayın önce tuzlu (tatlı sözlü) ağzını öptüm; çünkü âdettir, sofraya tuzla başlanır.

5. Ayva tüyünden önce dudağının üstündeki tüy belirdi; sanki Kur'an'ın başına besmele yazıldı.

6. Düğmesini aç, yalvar, sonra göğsünü öp; içeri girerken önce kapıcıdan izin al, buluş.

7. Sâhib, o nazlı güzel âşıklarını saymaya başladı; yüz taneli tespihi çekmeye önce zavallı benden başladı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Redif olarak seçilen "ibtidā" (başlangıç) kelimesi, her beyitte bir şeyin başına konan başka bir şeyi çağırır. Sâhib bu başlangıçları devrinin âdetlerinden ve yazı geleneğinden toplar: fermanın başına tuğra çekilir, mektuplar "izzetlü" diye başlayan bir unvanla açılır, sofraya tuzla başlanır, Kur'an'ın başına besmele yazılır, bir eve girmeden önce kapıcıdan izin alınır, tespih çekmeye ilk taneden başlanır. Gazelin hoşluğu, bu gündelik âdetlerin her birinin sevgilinin güzelliğine ya da âşığın hâline uyarlanmasından gelir.

Üç beyit yazı ve belge dünyasına dayanır. İkinci beyitte zülüf, "fitne yazısı"nın satırları arasında öne geçer ve fermanın başındaki tuğraya benzer; tuğra benzetmesi bir önceki gazelde de perçem için kullanılmıştı. Üçüncü beyitte sevgilinin güzeller arasında başköşeye geçmesi, Osmanlı mektuplarında hitap edilen kişinin rütbesine göre seçilen "izzetlü" unvanıyla anlatılır. Beşinci beyitte dudağın üstünde ilk beliren tüy, Kur'an'ın başına yazılan besmeleye benzetilir: sonra yüzün tamamını kaplayacak hattın ilk satırıdır.

Dördüncü beyitteki "nemek" (tuz) kelimesi divan şiirinde sevgilinin dudağının ve sözünün tatlılığını, çekiciliğini de anlatır; âşık önce "tuzlu" dudağı öper, çünkü yemeğe tuzla başlanır. Son beyitte sevgili âşıklarını tespih tanesi gibi sayar ve yüz taneli tespihin ilk tanesi zavallı âşıktır. İstanbul Üniversitesi nüshalarında mısraların sırası çok kez değişmiştir.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 97-98, gazel 5 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 12b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 3a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 4b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar