Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ma‘dūm yoḳ cihānda aransa saḫā ḳadar
Nā-yāb var mı dünyāda ayā ‘aṭā ḳadar
Ol deñlü mümteni‘ görinür kim vücūdda
Sīmürg ü kīmyāda degüldür ṣafā ḳadar
Yoḳdur baḳılsa dergeh-i ‘afv-ı kerīmde
Mir‘āt-ı rū-nümā-yı ‘ināyet-i ḫaṭṭ ḳadar
Felek velī telāṭum-ı emvāc-ı ḫavfden
Teslīmlik ṣıyānet ider nā-ḫudā ḳadar
Ṣāḥib pür itme fikr-i ḫayālāt ile dili
Olmaz mizāca yār beden-i imtilā ḳadar
Günümüz Türkçesiyle
1. Aransa dünyada cömertlik kadar yok olmuş bir şey yoktur; acaba dünyada bağış kadar bulunmaz bir şey var mı?
2. (Gönül) safası varlık âleminde o kadar imkânsız görünür ki, Simurg ile simya bile safa kadar (bulunmaz) değildir.
3. Kerem sahibinin af dergâhında bakılsa, inayet yüzünü gösteren hat aynası kadar bir şey yoktur. (Beytin anlamı tam açık değildir.)
4. Ama (gemi) korkunun dalgalarının çalkantısında olsa, teslimiyet onu bir kaptan kadar korur. (İlk mısraın okunuşu ve anlamı kesin değildir.)
5. Sâhib, gönlü hayaller düşüncesiyle doldurma; mizaca (sağlığa) bedenin aşırı doluluğu kadar düşman bir şey olmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir önceki gazelin "ḳadar" redifini ve veznini paylaşan bu beş beyit, divan şiirinde "yok" olanın simgesi sayılan şeyleri sıralar. İlk beyitte cömertlik ve bağış dünyada en bulunmaz şeylerdir. İkinci beyit bu bulunmazlığı bir derece daha yükseltir: gönül safası, Kaf Dağı'nın efsanevi kuşu Simurg'dan ve bakırı altına çeviren simyadan bile daha imkânsızdır. Simurg ile simya, şiirde adı olan ama kendisi bulunmayan şeylerin iki bilinen örneğidir; şair safayı bu ikisinden de nadir sayarak devrinden yakınır. İstanbul Üniversitesi T. 738 nüshasında ikinci mısra "Simurg-ı Kaf" adını daha açık anar.
Son beyitteki öğüt tıp dilinden gelir. "İmtilā", eski hekimlikte midenin ve bedenin aşırı dolması, tıka basa yemektir ve mizacı bozan başlıca sebeplerden sayılırdı. Sâhib, bedeni aşırı doldurmak sağlığa nasıl zarar veriyorsa, gönlü boş hayallerle doldurmanın da öyle zararlı olduğunu söyler. Divanda Sâhib'in tıp terimlerine başvurduğu beyitler sık görülür.
Dördüncü beytin ilk kelimesi neşirde "Felek" diye basılmıştır; beyitteki dalga, korku çalkantısı ve "nā-ḫudā" (kaptan) kelimeleri, bu kelimenin "fülk", yani gemi olarak okunmasını düşündürür. Böyle okunduğunda beyit, korku dalgaları arasında gemiyi kaptan kadar koruyanın teslimiyet olduğunu söyler. Bu okuma bir öneridir; neşir açıklama yapmaz.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 131, gazel 33 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 19b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 7b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 7b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






