Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Ta‘alluḳ-ı ḫāl-i rūy-ı yāre feyż kevkebümdendür
Temeyyül-i la‘l-i şeker-pāre ḥüsn-i meşrebümdendür
Dururken zaḫm-ı sīnem leb-güşā-yı ḥarf-i nāz olmam
Baña iẓhār u iḫfā-yı şikāyet hep lebümdendür
Disem de neşter-i müjgānuña ḳanum ḥarām olsun
Degüldür bilmedigümden jaj-ı ḫāliḳdür tebümdendür
Olan maẓhar nigāh-ı luṭf-ı yāre baḳmaz āfāḳa
Baña bī-maṭlab olmaḳ hep ḥuṣūl-i maṭlabumdandur
Bu deñlü ārzū-yı ṣubḥ-ı ümmīd dilde ey Ṣāḥib
Degüldür bī-ṣabırlıḳdan hep dırāzī-i şebümdendür

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilinin yüzündeki bene bağlanmam yıldızımın feyzindendir; şeker parçası dudağa meyletmem de meşrebimin güzelliğindendir.

2. Göğsümün yarası (ağız gibi) açık dururken naz sözü için dudak açmam; şikâyeti göstermek de gizlemek de hep dudağımdandır.

3. Kirpiklerinin neşterine "kanım haram olsun" desem de bu bilmediğimden değildir; ateşimin (verdiği) sayıklamadır.

4. Sevgilinin lütuf bakışına mazhar olan, dünyaya bakmaz; benim için hiçbir şey istememek, isteğimin ta kendisine ermektir.

5. Ey Sâhib, gönülde umut sabahına bu kadar özlem sabırsızlıktan değildir; hepsi gecemin uzunluğundandır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kafiyeler beyitten beyite âşığın kendine ait bir şeyini sayar: kevkebim (yıldızım), meşrebim, lebim (dudağım), tebim (ateşim), matlabım (isteğim) ve şebim (gecem). "-eb" sesiyle biten bu altı kelime, "-ümdendür" redifiyle birleşince her beyit âşığın bir hâlini kendi talihine, mizacına ya da bedenine bağlar. Matla beytinde "kevkeb" iki anlamlıdır: hem talih yıldızıdır hem de yüzdeki ben, divan şiirinde gökteki bir yıldıza benzetilir. Âşığın bene bağlanması, böylece yıldızının bir lütfu olur.

Üçüncü beyit hastalık diliyle kurulmuştur. Âşık, sevgilinin neşter gibi kirpiklerine "kanım sana haram olsun" diyecek olsa, bunun bilerek söylenmiş bir söz değil, ateşli bir hastanın sayıklaması olduğunu söyler; böylece en büyük âşık suçu sayılan sitem, hastalığın hesabına yazılır. Neşter ile kan alma arasındaki bağ, eski hekimliğin hacamat ve kan aldırma uygulamasını da akla getirir. Mısradaki "jaj" kelimesi Farsçada boş söz, saçma anlamına gelir; İstanbul Üniversitesi T. 1710/6 nüshası bu mısraı farklı biçimde verir ve beyti sayfa kenarına yazar.

Dördüncü beyit tasavvufî bir çelişkiye dayanır: hiçbir şey istememek, istenenin kendisine ulaşmaktır. Sevgilinin lütufkâr bakışını bulan kimsenin dünyaya ihtiyacı kalmaz. Mahlas beyti ise sabah özlemini sabırsızlıktan değil, gecenin uzunluğundan sayarak âşığın şikâyetini bir zaman ölçüsüne bağlar.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 133, gazel 35 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 20a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 7b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 12a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar