Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Endişenüñ ki ḥarf u raḳam tercümānıdur
Gūyā devāt u ḫāme dehān u zebānıdur
Ḥarf-i zebān ki māşıṭa-i ḫoş-beyānıdur
Kilk ü devāt-ı mīli ile sürme-dānıdur
Ḳaṣr-ı suṭūra çıḳmaḳ içün şāhid-i raḳam
Mısṭar-keşīde levḥa anuñ nerdbānıdur
Çīn-i devātdan raḳam-ı müşg-bār ile
Ḫāme memālik-i süḫanuñ kārbānıdur
Leyl ü nehāre döndi ḫaṭ u kāġıd-ı sefīd
Ma‘nā vü lafẓ-ı nūr ile anuñ duḫānıdur
Silk-i süḫanda lafẓ ile ma‘nā-yı dil-nişīn
Ṣāḥib baḳılsa nāṭıḳanuñ cism ü cānıdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Harf ve rakam düşüncenin tercümanıdır; sanki divit ile kalem onun ağzı ve dilidir.

2. Dilin harfi ki güzel anlatımın tarağıdır; kalem ile divit, mili ile birlikte onun sürmedanıdır.

3. Yazı güzelinin satırlar köşküne çıkması için mıstarla çizilmiş levha onun merdivenidir.

4. Kalem, divitin Çin'inden misk saçan yazıyla söz ülkelerinin kervanıdır.

5. Yazı ile beyaz kâğıt gece ile gündüze döndü; anlam ve söz onun nuru ile dumanıdır.

6. Sâhib, söz dizisinde söz ile gönle yerleşen anlam, bakılırsa konuşan (insan)ın bedeni ile canıdır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Divit, kalem, hokka, mıstar: Sâhib'in yazı araçlarına ayrılmış bu kalem övgüsünde her beyit, bir hattat masasının bir parçasını benzetmeye dönüştürür. İlk beyitte düşünce bir kişidir; harfler ve rakamlar onun tercümanı, divit ile kalem de ağzı ve dilidir. İkinci beyitte kalem divite batırılınca bir sürme mili ile sürmedana benzer: mil sürme kutusuna nasıl girip çıkarsa kalem de mürekkep hokkasına öyle girip çıkar ve harfler, güzel anlatımın saçını tarayan bir tarak olur.

Üçüncü beyit bir yazı aracını bütünüyle şiire taşır. "Mıstar", kâğıda satır izleri çıkarmak için üzerine ipler gerilmiş bir levhadır; kâğıt bu levhaya bastırılınca satırların yerleri belirir. Sâhib bu ipli levhayı bir merdivene benzetir: yazı güzeli, satırların köşküne bu merdivenden çıkar. Mıstarın paralel ipleri ile merdivenin basamakları arasındaki görsel benzerlik, beytin bütün nüktesini taşır. Dördüncü beyitte divit, misk vatanı Çin'dir; kalem de oradan misk kokulu mürekkebi söz ülkelerine taşıyan bir kervandır.

Son iki beyit yazıdan söze geçer. Siyah yazı ile beyaz kâğıt gece ile gündüze döner; anlam onun nuru, söz ise dumanıdır. Mahlas beyti, klasik belâgatin lafız ile mana ilişkisini bir beden ve can benzetmesiyle söyler: söz dizisinde lafız bedendir, gönle yerleşen anlam ise candır. Hayatını kâtiplik, kadılık ve kazaskerlik gibi kalemle yürüyen görevlerde geçiren bir şairin bu gazeli, yazı araçlarını yakından tanıyan bir göz taşır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 132, gazel 34 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 20a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 7b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 7b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar