Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Lebin öpdükce şeker-beste-i ḫoş-fem yarılur
Piste dursun bu ġam-engīz işe ādem yarılur
Lez̤z̤et-i sīb-i zeneḫdānını vaṣf eyler isem
İdemez hażm-ı enāruñ ḳabı ol dem yarılur
Vaṣf-ı ḫaṭṭ-ı ruḫ-ı dil-dārı disem taḥrīr it
Ḳorḫusundan leb-i ḫāme olup ebkem yarılur
Deste-çūb olalı ‘iẕārda ṭābi‘-i tīre
Cinsinüñ naḳḳāḳına ciger-ġam yarılur
Başını ḳorımaz seng-i ḳażādur Ṣāḥib
Ki doḳundukca ser-i ġoncaya şeb-nem yarılur
Günümüz Türkçesiyle
1. Dudağını öptükçe şekerden yapılmış güzel ağızlı (şekerleme) yarılır; fıstık bir yana, bu gam verici işe insan bile yarılır.
2. Çene elmasının lezzetini anlatacak olsam, nar bunu hazmedemez, kabuğu o anda yarılır.
3. Kaleme "sevgilinin yanağındaki ayva tüyünü anlatan bir yazı yaz" desem, korkusundan kalemin dudağı dilsiz kalıp yarılır.
4. Kara tabiatlı (ayva tüyü) yanakta sopa sapı gibi belireli beri, onun cinsinin çatlayışıyla gamlı yürek yarılır. (Beytin anlamı kesin değildir; ikinci mısraın vezni bozuktur.)
5. Sâhib, kaza taşı kimsenin başını esirgemez; goncanın başına dokundukça çiy tanesi yarılır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Tabiatta ya da gündelik hayatta kendiliğinden yarılan şeyler, bu gazelde birer aşk sebebine bağlanır. Fıstık olgunlaşınca kabuğunu açar, nar kabuğu yarılır, kalemin ucu zaten yarıktır, çiy tanesi goncanın üstünde ikiye ayrılır. Şair bu bilinen olayların her birine bir hüsn-i talil bulur: nar, sevgilinin elmaya benzeyen çenesinin anlatılan lezzetini kaldıramadığı için çatlar; kalem, ayva tüyünü anlatma emrinden korktuğu için dudağı yarılır.
Üçüncü beyit kalem ucunun yapısını şiire taşır. Kamış kalem açılırken ucunun ortasına bir yarık açılır ve mürekkep bu yarıktan akar. Sâhib bu yarığı korkudan dili tutulmuş, dudağı çatlamış bir kişinin hâline benzetir. "Ebkem", dilsiz demektir; böylece kalem, anlatması istenen güzellik karşısında susan bir tanık olur.
Mahlas beyti gazelin konusunu kadere bağlar. Kaza taşı, kimseyi ayırt etmeden başlara iner; goncanın başına dokunan çiy tanesinin yarılması da bu taşın küçük bir örneğidir. Gonca ile çiy arasındaki bu ince sahne, bir önceki gazelde kıskançlıktan yarılan tütün çubuğuyla aynı fiil etrafında kurulmuştur; iki gazel de yalnız aynı nüshada yer alır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 139, gazel 41 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 10a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






