Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Şeh-süvārum her ḳaçan kim tīġ-i cevher bāġlanur
İrmek olmaz kişver-i vaṣlına beller baġlanur
Ḫaṭṭ-ı ruḫsārı degüldür ḥaclegāh-ı nāzda
Nev-‘arūs-ı ḥüsn-i cānān miski çenber baġlanur
Būse-çīn-i ruḫları olsam ṣarılsam boynına
Ṣanki bir rişteyle bir deste gül-i ter baġlanur
Pür idüp aġyāre ḳuyında bizi rū eyledi
Ey dirīġā şimdi cāy-ı esbde ḫar bāġlanur
Var ise Ṣāḥib saña göstermek ister sīnesin
Kim açar gāhi ḳuşaġın kāh o dil-ber baġlanur
Günümüz Türkçesiyle
1. Şah binicim ne zaman cevherli kılıcını kuşansa, vuslatının ülkesine ermek mümkün olmaz; (yine de) bu yola beller bağlanır.
2. Yanağındaki o ayva tüyü (sadece tüy) değildir; naz gerdeğinde sevgilinin güzelliği olan yeni geline misk kokulu bir çember bağlanır.
3. Yanaklarından öpücük toplasam, boynuna sarılsam, sanki bir iple bir demet taze gül bağlanır.
4. Sokağını rakiplerle doldurup bizi (oradan) çevirdi; yazık, şimdi atın yerine eşek bağlanıyor. (İlk mısraın okunuşu kesin değildir.)
5. Sâhib, sana göğsünü göstermek istiyorsa (fırsat) vardır; çünkü o güzel kuşağını bazen açar, bazen bağlar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Giyim kuşamın ve süslenmenin dili "bağlanur" redifini taşır: kılıç kuşanılır, bel bağlanır, gelinin başına çember bağlanır, gül demeti iple bağlanır, kuşak bağlanıp çözülür. Gazelin ikinci beyti, ayva tüyünü bir düğün âdetine benzetir. "Hacle" gerdek odası, "nev-arûs" yeni gelin, "çember" ise kadınların başlarına bağladıkları ince yazma ya da örtüdür. Sevgilinin yüzündeki tüy, güzellik gelininin başına misk kokulu bir çember bağlanmasıdır; tüyün yüzü çevrelemesi, başörtüsünün yüzü çerçevelemesine benzetilir.
Dördüncü beyit bir halk sözünü şiire taşır: atın bağlandığı yere eşeğin bağlanması, değerlinin yerini değersizin almasıdır. Sevgili sokağını rakiplerle doldurmuş, âşığı oradan uzaklaştırmıştır; şair rakipleri eşeğe, kendisini de yerinden edilmiş bir ata benzetir. Matla beytindeki "bel bağlamak" deyimi de iki anlamlıdır: hem kılıç kuşanmak hem de bir işe gönülden bağlanıp güvenmek demektir.
Üçüncü beyitte sevgilinin boynuna sarılan âşık, bir demet gülü bağlayan ipe benzer: kırmızı yanaklar güller, âşığın kolu ise iptir. Mahlas beytinde kuşak açılıp bağlanır; sahne hafif ve neşelidir.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 27 (5. beyit), s. 142, gazel 44 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 10b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






