Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Şehd-i lebüñüñ reşḥa-nümāsı reşeḥātlar
Būy-ı ḫaṭuñuñ feyż-rübāsı nefeḥātlar
Ebrū ile zülfle olalı naḳşı nümū-dār
Ṭuġrā-yı ser üzre getürür saṭr-ı berātlar
Yārüñ femine eyledigin piste teşebbüh
Kestāne görür āteş-i endūh ile patlar
Şekker-i leb-i dil-dāra ezildikce bezmde
Hażm eyleyemez piste ġam-ı reşk ile çatlar
Ṣāḥib yorılup ḳoydı piyāde nice şāhı
Saṭranc-ı reh-i ‘aşḳda āḫir nice atlar

Günümüz Türkçesiyle

1. Dudağının balı damla damla süzülen Reşehât'tır; ayva tüyünün kokusu da feyiz kapan Nefehât'tır.

2. Kaş ile zülfün nakşı belireli beri, beratların satırları tuğrayı başlarının üstüne taşır.

3. Sevgilinin ağzını fıstığa benzettiğini gören kestane, gam ateşiyle patlar.

4. Sevgilinin dudağının şekeri mecliste ezildikçe fıstık bunu hazmedemez, kıskançlık gamıyla çatlar. (İlk mısraın vezni bozuktur.)

5. Sâhib, (aşk) nice şahı yorup yaya bıraktı; aşk yolunun satrancında sonunda nice atlar (yaya kalır).

Edebî ve Tarihî Yorum

Matla beyti, iki ünlü tasavvuf kitabının adını sevgiliye övgüye çevirir. "Reşehât" ve "Nefehât", Nakşibendî çevrelerinde çok okunan iki eserin adlarını hatırlatır: Câmî'nin evliya menkıbelerini topladığı Nefehâtü'l-üns ile Fahreddin Ali Safî'nin Reşehât-ı Aynü'l-Hayât'ı. Kelimelerin sözlük anlamları da yerindedir: reşehât "damlalar, sızıntılar", nefehât ise "esintiler, güzel kokular" demektir. Böylece sevgilinin dudağından süzülen bal damlalar, ayva tüyünden yayılan koku ise esintiler olur ve bu iki kitap adı beyte gizlice yerleşir.

İkinci beyit divan kalemini bilen bir gözle yazılmıştır. Padişah beratlarının en üstünde tuğra bulunur ve metnin satırları onun altından başlar. Kaş ile zülfün kıvrımı tuğraya benzetilir; yüzün geri kalanı bu tuğranın altındaki berat satırları olur. Üçüncü ve dördüncü beyitler, önceki gazelde görülen yarılma imajlarını yemişlerle sürdürür: ateşe atılan kestanenin patlaması ve fıstığın çatlaması kıskançlığa bağlanır.

Satranç terimleri mahlas beytinde toplanır. "Piyâde" hem yaya hem de satrançtaki piyon demektir; "şah" ve "at" da hem satranç taşları hem de hükümdar ve binek hayvanıdır. Aşk yolunun satrancında nice şah yorulup yaya kalır, nice at da bu yolda düşer. Kafiye kelimelerinde Arapça çoğullar (reşehât, nefehât, berât) ile Türkçe fiiller (patlar, çatlar) ve "atlar" kelimesi yan yana getirilmiştir; bu karışım gazele hafif ve şakacı bir ses verir.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 141, gazel 43 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 10a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar