Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ḥüsn ile māh-ı felek kim ḫaylice ḳābil geçer
Görse ruḫsāruñ olur noḳṣānına ḳā'il geçer
Gelse de ḫaṭ rūy-ı ālinden yine geçmez göñül
Ol perī-rū ile ṣanmañ aramızdan ḳıl geçer
Dīde-dūz-ı şāh-rāh-ı vuṣlatuñdur ḫaste-dil
Sensiz ey cān künc-i ġamda her günim bir yıl geçer
İrmek ümmīdiyle fülk-i dil kenār-ı vuṣlata
Baḥr-i ġamda bār-ı ḥasretle nice sāḥil geçer
Ṣāḥib olmazsa mezāyā-yı muḥabbetden naṣīb
Nüsḫa-i ‘aşḳ vāḳıf-ı cāh ile geçer
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzellikte epeyce yetenekli sayılan gökteki ay, yanağını görse kendi eksikliğini kabul etmiş sayılır.
2. Ayva tüyü gelse de gönül yine (sevgilinin) al yüzünden vazgeçmez; o peri yüzlü ile aramızdan kıl geçer sanmayın.
3. Hasta gönül, vuslatının ana yoluna gözünü dikmiştir; ey can, sensiz gam köşesinde her günüm bir yıl gibi geçer.
4. Gönül gemisi vuslat kıyısına ermek umuduyla gam denizinde hasret yüküyle nice sahili geçer.
5. Sâhib, sevginin erdemlerinden pay alınmazsa aşk kitabı (yalnızca) makam bilenin elinden geçer. (İkinci mısraın vezni bozuktur; okunuşu ve anlamı kesin değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
"Geçer" redifi bu gazelde her beyitte başka bir anlam kazanır. İlk beyitte "sayılır, kabul edilir" demektir: ay güzellikte yetenekli sayılır ama sevgilinin yanağını görünce eksikliğini kabul etmiş sayılır. İkinci beyitte "vazgeçmek" ile "aradan kıl geçmek" deyimi yan yana gelir; üçüncü beyitte zaman geçer, dördüncüde gemi sahilleri geçer. Aynı fiilin bu kadar farklı yüzle tekrarlanması, redifi bir söz oyunu alanına çevirir.
İkinci beyitteki "aramızdan kıl geçmez" deyimi, iki kişinin arasında en küçük bir ayrılık bile olmadığını anlatır. Şair deyimi ayva tüyüyle birleştirir: sevgilinin yüzünde tüy belirmiştir ama gönül yine de vazgeçmez ve bu tüyün aralarına girmediğini söyler. Kıl ile ayva tüyü arasındaki benzerlik, deyimi gerçek anlamına da çeker.
Dördüncü beyitte "fülk-i dil", yani gönül gemisi, hasret yüküyle gam denizinde kıyı kıyı ilerler. Kelimenin burada açıkça "fülk" diye geçmesi, 33. gazelde neşirde "Felek" diye basılan kelimenin de gemi anlamında "fülk" okunabileceği önerisini destekler. Mahlas beytinin ikinci mısraı her iki nüshada sorunludur; Topal vezninin bozuk olduğunu belirtir ve T. 738 nüshasında bir kelimenin silik olduğunu kaydeder.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 140, gazel 42 (İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 5a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 9a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






