Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Sipihr-i vuṣlatuñ kim sīne ḫūrşīd-i münīridür
O ḫurşīdüñ şikāf-ı pīrehen ṣubḥ-ı āḫiridür
Giyüp ‘iydiyye dil-berler ḳabā-yı aṭlas-ı ḫāra
Kibāruñ ḫānesi gūyā maḳāmāt-ı ḥarīridür
Leṭāfet-i ḳad u ḳāmet-i ḥüsn-ṣūret kemālinde
O şāhuñ ḳıṭ‘a-i mecmū‘a-i ḥüsni vezīridür
Olursa sāl-i ‘aşḳuñ sūz-ı dil eyyām-ı bāḫurı
O sālüñ āh-ı serdinde zamān-ı mihr yiridür
Bu seyl-i eşk ü āhum hep o meh ruḫsār-ı rāci‘dür
Dü-çeşm-i hā-nümūn-ı ḫūn-feşān anuñ żamīridür
Ḳarār-ı mezra‘-ı dilden olur taḥṣīl-i peyveste
Nuḳūd-ı eşk-i çeşme naḳş gelmez māl-i mīrīdür
Cihānuñ bulmayan nān pāresinden māye-i lez̤z̤et
Çü Ṣāḥib bu tenūrun ne ḫamīri ne faṭīridür
Günümüz Türkçesiyle
1. Vuslatının göğünde göğüs, parlak bir güneştir; o güneşin gömlek yırtığı da son sabahtır.
2. Güzeller bayramlık olarak hareli atlastan kaftanlar giyince büyüklerin evi sanki Harîrî'nin Makâmât'ı olur.
3. Boy bos inceliği ve yüz güzelliğinin kemalinde, (yüzündeki) güzellik mecmuasının kıtası o şahın veziridir. (Beytin anlamı tam açık değildir.)
4. Gönlün yanışı aşk yılının en sıcak günleri ise, o yılın soğuk ahında güneşin (ya da Mihr ayının) zamanı gelmiştir. (İkinci mısraın anlamı kesin değildir.)
5. Bu gözyaşı seli ve ahlarımın hepsi o ay yanaklıya döner; he harfine benzeyen kan saçan iki göz onun zamiridir.
6. Gönül tarlasının hasılatından sürekli vergi toplanır; gözün gözyaşı akçelerine damga basılmaz, onlar devlet malıdır.
7. Sâhib gibi dünyanın ekmek parçasında lezzet mayası bulamayan için bu fırının (ekmeği) ne mayalıdır ne mayasız.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gökbilimden fırıncılığa kadar altı ayrı alanın kelimeleri bu gazelde bir araya gelir. Her beyit başka bir alandan kelime alır: gökbilim (sipihr, hurşîd), edebiyat tarihi (Makâmât), takvim (eyyâm-ı bâhur, sâl), Arap dilbilgisi (râci', zamîr), maliye (tahsîl, mâl-i mîrî) ve fırıncılık (hamîr, fatîr). Topal, ikinci beyti şairin bayram kıyafetlerini ve Harîrî'nin Makâmât'ını andığı yer olarak kaydeder. Beytin nüktesi bir cinastadır: "harîr" ipek demektir; ipekli atlaslar giymiş güzellerle dolu konaklar, böylece Harîrî'nin ünlü Makâmât'ı olur. "Makām" kelimesi de hem konak, oturulan yer hem de bu kitabın bölümleri anlamına gelir.
Beşinci beyit dilbilgisinden bir benzetme kurar. Arapçada üçüncü şahıs zamiri ه (he) harfiyle yazılır ve bu harf, ortasındaki iki boşluk yüzünden "iki gözlü he" diye anılır. Âşığın kan saçan iki gözü bu harfe benzer; gözyaşı ve ahlarının hepsi sevgiliye "râci'" olur, yani dilbilgisindeki zamir gibi ona geri döner. Altıncı beyitte gönül, vergisi sürekli toplanan bir tarladır; gözyaşı akçeleri ise üzerine damga basılmayan devlet malıdır. Vergi tahsili ve mîrî mal gibi kavramlar, ömrünün bir bölümü kadılıkta ve devlet hizmetinde geçen Sâhib'in yabancısı olmadığı bir dünyaya aittir.
Dördüncü beyitteki "eyyâm-ı bâhur", eski takvimlerde yazın en sıcak günleri için kullanılan addır; gönlün yanışı bu günlere benzetilir. Mahlas beyti ise dünyayı bir fırına çevirir: lezzetin mayasını bulamayan kişi için bu fırının ekmeği ne mayalıdır ne mayasız, yani dünya hiçbir biçimde ona tat vermez.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 23 (2. beyit), s. 143, gazel 45 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 12b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






