Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Ol āfetüñ helāk-i ḫaṭ-ı dil-ḫırāşıyuz
Minnet-keş-i telāfī-i rūz-ı tirāşıyuz
Ṣanmañ bizi ki meclis-i rindīde-pāşıyuz
Bezmüñ ayaġı ṭopraġıyuz gerçi başıyuz
Virir şifā-yı ṣadr bize sāde ḥüsn-i medḥ
Müstaġni-i nükāt-ı ḫaṭṭ çün h̆āşıyuz
‘Arż-ı niyāze her ne ḳadar söz ḥażırlasaḳ
Yāri görünce yine esīr-i telāşıyuz
Geh telḫ-kām-ı tünd-i ḫiṭāb-ı ‘itābıyuz
Geh ḫoş-meẕāḳ-ı la‘l-i leb-i nükte-pāşıyuz
Ṣāḥib bu tāze vādī-i ra‘nāda nüzhetüñ
Meftūn-ı ṭarḥ-ı nev-ġazel-i ḫoş-ḳumāşıyuz

Günümüz Türkçesiyle

1. O afetin gönül tırmalayan ayva tüyünün helak ettiği kişileriz; (tüyün) tıraş edildiği günün telafisine minnettarız.

2. Bizi rintlerin meclisini dağıtanlardan sanmayın; gerçi meclisin başıyız ama ayağının toprağıyız. (İlk mısraın anlamı tam açık değildir.)

3. Güzelliğin yalın övgüsü bize gönül ferahlığı verir; çünkü ayva tüyünün inceliklerine (ve şerhlerine) ihtiyacımız yoktur. (İkinci mısraın son kelimesinin okunuşu kesin değildir.)

4. Niyazımızı sunmak için ne kadar söz hazırlasak da sevgiliyi görünce yine telaşın esiriyiz.

5. Bazen sert sitem sözlerinin acısını tadan ağızlarız; bazen nükte saçan yakut dudağın tadını alanlarız.

6. Sâhib, bu taze ve güzel vadide gezintinin (verdiği) zevkle, iyi dokunmuş yeni gazel tarzının hayranıyız.

Edebî ve Tarihî Yorum

Mahlas beyti, Sâhib'in kendi şiir anlayışını açıkça söylediği yerlerden biridir ve Topal bu beyti şairin "taze mana" arayışına örnek olarak gösterir. "Vâdî" hem vadi hem de bir şiir tarzı, bir üslup yolu demektir; "gazel" kelimesi de hem şiir türünü hem de vadide gezen ceylanı hatırlatır. Böylece şair, taze bir vadide gezinip yeni bir ceylan gibi beliren yeni gazel tarzına hayran olduğunu söyler. "Kumaş" ise bir şeyin dokusunu ve niteliğini anlatır; iyi dokunmuş bir kumaş gibi sağlam işlenmiş gazel, XVIII. yüzyılın başında taze söz peşindeki şairlerin ölçüsüdür.

İkinci beyit Topal'ın meclis tasvirleri arasında andığı bir beyittir. Âşık, meclisin başı sayılsa da kendini onun ayağının toprağı olarak gösterir; "baş" ile "ayak" karşıtlığı, eski Türkçede "ayak" kelimesinin kadeh anlamına da gelmesiyle zenginleşir. Meclisin ayağı hem en alt yeri hem de elden ele dolaşan kadehtir.

Matla beyti ayva tüyü ile ustura arasında bir hesap kurar: sevgilinin tüyü âşıkları helak etmiştir ama tıraş edildiği gün bu kaybı telafi eder ve âşık o güne minnet borçludur. Üçüncü beyitte "nükat" (incelikler) ve "hat" kelimeleri, medrese kitaplarının kenarlarına yazılan şerh ve haşiyeleri de hatırlatır; yüzün kenarındaki tüy, bir kitabın kenarındaki yazıya benzer. Mısraın son kelimesi neşirde açık okunamadığı için bu yorum bir ihtimal olarak kalır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 3 (6. beyit), s. 18 (2. beyit), s. 145, gazel 47 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 21a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 8a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar