Özgün Metin

Vezin: Mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Şarāb-ı ‘aşḳuñı ref‘-i ḫumāra dek çekerüz
Kemend-i ṭurrañı boynumda dāra dek çekerüz
Ġam-ı firāḳuñ unutmaḳ ne mümkin ey āfet
Bu āh-ı ḥasreti künc-i mezāra dek çekerüz
Metā‘-ı nāleye ḳıymet yoġ ise kūyında
Bahāsı rāyic olan bir diyāra dek çekerüz
Yem-i muḥabbete düşdük bu keştī-i ‘aşḳı
Keş-ā-keş-i ġam ile bir kenāra dek çekerüz
Müsā‘id olmaz ise ger nesīm-i merḥametüñ
Bu fülk-i hicri nice rūzgāra dek çekerüz
Ġām-ı ḫazān-ı firāḳ senüñle ey bülbül
Ne çāre ṣabr idelüm tā bahāra dek çekerüz
Şümār-ı sübḥa-i dāġ-ı derūnum ey Ṣāḥib
Ġam-ı ḥesābını rūz-ı şümāre dek çekerüz

Günümüz Türkçesiyle

1. Aşkının şarabını mahmurluk geçinceye dek içeriz; zülfünün kementini boynumda darağacına dek çekeriz.

2. Ey afet, ayrılığının gamını unutmak ne mümkün; bu hasret ahını mezar köşesine dek çekeriz.

3. Sokağında inleyiş malının kıymeti yoksa onu, değerinin geçtiği bir diyara dek taşırız.

4. Sevgi denizine düştük; bu aşk gemisini gamın çekişmeleriyle bir kıyıya dek çekeriz.

5. Merhametinin meltemi elverişli olmazsa bu ayrılık gemisini nice rüzgâra (nice zamana) dek çekeriz.

6. Ey bülbül, ayrılık güzünün gamını seninle birlikte, ne çare, sabredip bahara dek çekeriz.

7. Ey Sâhib, (gönlümüz) içimdeki yaraların tesbihini sayar; gamın hesabını hesap gününe dek çekeriz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bu gazelin bütün yükünü "çekmek" fiili taşır ve fiil her beyitte başka bir işe koşulur: şarap çekilir (içilir), kement darağacına çekilir, ah çekilir, mal bir diyardan ötekine çekilir, gemi kıyıya çekilir, keder çekilir ve hesap çekilir. "-âra dek" kafiyesi de her beyitte bir varış noktası koyar: mahmurluğun geçmesi, darağacı, mezar, uzak bir diyar, kıyı, bahar ve hesap günü. Böylece gazel, âşığın katlanmasının nereye kadar süreceğini yedi ayrı ölçüyle söyler.

Topal, üçüncü ve yedinci beyitleri Sâhib'de Sebk-i Hindî etkisinin örnekleri arasında gösterir. Üçüncü beyit inleyişi bir ticaret malına çevirir: sevgilinin sokağında değeri yoksa, bu mal fiyatının geçtiği başka bir diyara götürülür. Soyut bir duyguyu alınıp satılan bir eşya gibi düşünmek, bu üslubun sevdiği bir buluş türüdür. Yedinci beyitte ise içteki yara izleri bir tesbihin taneleri olur; âşık bu taneleri sayarak gamın hesabını kıyamet gününe, "rûz-ı şümâr"a kadar tutar. Tesbihin sayma işlevi ile hesap gününün sayma anlamı aynı kökte buluşur.

Dördüncü ve beşinci beyitler bir deniz yolculuğu kurar. Aşk gemisi gam denizinde çekişe çekişe bir kıyıya yanaştırılmaya çalışılır; sevgilinin merhamet rüzgârı esmezse ayrılık gemisi nice zaman daha çekilecektir. "Rüzgâr" kelimesi burada da hem yel hem de zaman demektir.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 6 (3. ve 7. beyitler), s. 147, gazel 49 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 21b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 15a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar