Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Iżṭırāb-ı şevḳ ile şol günedür kim ḥālimüz
Ḫāne-i sīm-āb ider āyīneyi tims̱ālimüz
Añlaruz evṣāf-ı ḥüsn-i ḫaṭṭ-ı yāri ḫālden
Perde-dār-ı şāhid-i tafṣīldür icmālimüz
Bāl-i şevḳ açdı per-i tīr-i müjeñle murġ-ı dil
Ey perī tīr-i müjeñdür şimdi mā-fi'l-bālimüz
Şem‘veş āteş-mizāc u şu‘le-pūş olsaḳ n'ola
Mūy-ı sūzān-ı per-i pervānedendür şālımuz
Gāh olur meftūn-ı ġamzeñe esīr-i çeşm-i yār
Ḥaṣr-ı maṭlab eylemez Ṣāḥib dil-i meyyālimüz

Günümüz Türkçesiyle

1. Özlemin çırpıntısıyla hâlimiz öyledir ki suretimiz aynayı bir cıva evine çevirir.

2. Sevgilinin ayva tüyünün güzelliğini (yüzündeki) beninden anlarız; bizim özetimiz, ayrıntı güzelinin perdedarıdır.

3. Gönül kuşu, kirpiğinin okunun teleğiyle özlem kanadını açtı; ey peri, şimdi aklımızda olan (kanadımızdaki) senin kirpik okundur.

4. Mum gibi ateş mizaçlı ve alev giyimli olsak ne olur? Şalımız pervane kanadının yanan tüylerindendir.

5. Meyilli gönlümüz bazen senin yan bakışına tutulur, bazen sevgilinin gözüne esir olur; Sâhib, (gönlümüz) isteğini tek bir şeye sınırlamaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Matla beytinin buluşu aynanın yapımına dayanır. Eski aynaların arkası cıva ile sırlanırdı ve cıva, yerinde duramayan, titreyip kayan bir maden olarak bilinir. Özlemle çırpınan âşığın sureti aynaya düşünce aynayı bir "cıva evi"ne çevirir: aynanın sırrı zaten cıvadır ama âşığın titreyen görüntüsü onu bir kez daha cıvaya döndürür. Divan şiirinde sabırsız ve huzursuz gönlün cıvaya benzetilmesi bilinen bir benzetmedir; Sâhib bunu aynanın arkasındaki sırla birleştirir.

İkinci beyitte "hâl" ile "hat" (ben ile ayva tüyü) belâgatin iki terimiyle eşleştirilir: "icmâl" (özet) ve "tafsîl" (ayrıntı). Ben, güzelliğin bir noktaya sığdırılmış özeti, ayva tüyü ise onun ayrıntılı açılımıdır; şair, özetin ayrıntıyı perdeleyen bir perdedar olduğunu söyler. Üçüncü beyit bir Arapça kalıpla oynar: "mâ fi'l-bâl" "akılda olan" demektir, ama Farsçada "bâl" kanat anlamına da gelir. Gönül kuşunun kanadında kirpik okunun teleği vardır; bu yüzden aklında olan da kanadında olan da sevgilinin kirpiğidir.

Dördüncü beyitte âşık kendini muma benzetir ve alevden giysisini pervane kanadının yanmış tüylerinden dokunmuş bir şal olarak gösterir. Mahlas beytindeki "hasr" da mantık ve belâgatte bir şeyi tek bir şeye sınırlamak anlamında kullanılan bir terimdir; meyilli gönül isteğini ne yalnız bakışa ne yalnız göze sınırlar.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 148, gazel 50 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 21b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 9a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 13a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar