Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Bir şūḫ kim temādī-i dil-berlik istemez
Beñzer şu kimseye ki mu‘ammerlik istemez
Ref‘-i ser itme el viricek pāy-būs-ı yār
Ol pāye-i refī‘ sebük-serlik istemez
Ḫūbān-ı dehr ber-ṭaraf olursa da yine
Mīzān-ı ḥüsn-i yār ber-ā-berlik istemez
‘Uşşāḳa ‘aczdür yaḳışan Kūh-kense de
Meydān-ı ‘aşḳ zūr-ı dil-āverlik istemez
Ṣāḥib ġubār-ı dehr ile āḫir kederlenür
Anlar ki rūy-ı yāre ḫaṭ-āverlik istemez
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzelliğinin uzun sürmesini istemeyen bir şuh, uzun ömür istemeyen kimseye benzer.
2. Sevgilinin ayağını öpmeye izin verilince başını kaldırma; o yüce mertebe hafifmeşrepliği kaldırmaz.
3. Dünyanın güzelleri bir yana bırakılsa da sevgilinin güzelliğinin terazisi yine bir denk istemez.
4. Dağ delen Ferhat da olsa âşıklara yakışan acizliktir; aşk meydanı yiğitlik gücü istemez.
5. Sâhib, sevgilinin yüzünde ayva tüyü bitmesini istemeyenler sonunda zamanın tozuyla kederlenir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Dördüncü beyit, divan şiirinin en güçlü âşıklarından birini, dağları delen Ferhat'ı, alışılmış rolünün tersine çevirir. Ferhat, Şirin'e kavuşmak için Bîsütun dağını kazmasıyla gücün ve azmin simgesidir; Sâhib ise aşk meydanında bu gücün işe yaramadığını, âşığa yakışanın acizlik olduğunu söyler. Ferhat bile olsa âşığın kazmasının değil, çaresizliğinin değeri vardır. Bu, sevgilinin karşısında güç gösterisini değil teslimiyeti öne çıkaran bir aşk anlayışıdır.
"-erlik istemez" redifi her beyitte bir niteliği reddeder: dilberlik süresi, uzun ömür, hafifmeşreplik, denklik, yiğitlik ve ayva tüyü getirme. İkinci beyitte "pây" (ayak) ile "pâye" (mertebe) arasında bir ses oyunu vardır; sevgilinin ayağını öpme izni yüksek bir mertebedir ve böyle bir mertebe baş kaldırmayı, hafifliği kaldırmaz. "Sebük-ser", kelime anlamıyla "başı hafif" demektir; başını kaldıran kişi bu yüzden iki kez hafiflik etmiş olur.
Matla ile mahlas beyti zaman üzerine aynı düşünceyi iki yönden söyler. Güzelliğinin uzun sürmesini istemeyen bir güzel, ömrünü kısaltmak isteyen birine benzer; ayva tüyünün çıkmasını istemeyen âşıklar ise zamanın getirdiği "gubâr" karşısında kederlenir. "Gubâr" hem toz hem de ayva tüyünün benzetildiği ince yazıdır; zamanın tozu sonunda sevgilinin yüzüne de konacaktır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 152, gazel 54 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 22b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 9b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 14b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






