Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Sāḳiyā ṣanma ki ḫāhişker-i ibrāmuz biz
Emrine pīr-i muġanuñ ne dise rāmuz biz
Açmazuz beste gibi ḥalḳa dehān-ı şekve
Seng-i cevr-i feleġe ṣabrda bādāmuz biz
Yoḳ mecāz ehli gibi bizde televvünden es̱er
Ḥaciyān-ı ḥarem-i vaḥdete iḥrāmuz biz
Ḥarfveş geh müteḥarrik oluruz geh sākin
Zīr ü bālāda olur cilvemüz i‘cāmuz biz
Çeşm-dūz-ı kerem-i sāḳī-i şīrīn-dehenüz
Būs-ı la‘l-i leb-i yāre dolanur cāmuz biz
Farḳı yoḳ şenbih ü āẕīnemizün ḥayretden
Saṭr-ı taḳvīm-i kühen-i sālde eyyāmuz biz
Oluruz defter-i her fırḳada Ṣāḥib meẕkūr
Mühre hem seng-i mezāra yazılur nāmuz biz

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saki, bizi ısrarla isteyen biri sanma; meyhane pirinin buyruğuna, ne derse, boyun eğeriz.

2. Kapalı bir halka gibi şikâyet ağzını açmayız; feleğin zulüm taşına karşı sabırda badem gibiyiz.

3. Mecaz (aşk) ehlinde olduğu gibi bizde renkten renge girmenin izi yoktur; birlik haremine giden hacıların ihramıyız.

4. Harf gibi bazen harekeli, bazen sakin oluruz; cilvemiz altta ve üstte görünür, biz (harflerin) noktalarıyız.

5. Şirin ağızlı sakinin cömertliğine gözümüzü dikmişiz; sevgilinin yakut dudağını öpmek için dolaşan kadehiz.

6. Şaşkınlıktan cumartesimiz ile cumamızın farkı yoktur; eski bir yılın takviminin satırındaki günleriz.

7. Sâhib, her topluluğun defterinde anılırız; adımız hem mühre hem de mezar taşına yazılır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Âşık her beyitte kendini bir nesneyle tanımlar ve "-âmuz biz" redifi bu tanımları bir kimlik tarifine çevirir. Sabırda badem, birlik yolunda ihram, yazıda nokta, mecliste kadeh, takvimde gün olur. İkinci beyitteki badem benzetmesi kapalı kabuğu üzerine kuruludur: badem kırılmak için taşla dövülür ama ağzını kendiliğinden açmaz; âşık da feleğin taşları altında şikâyet etmez. Üçüncü beyitte "televvün", yani renkten renge girme, mecazi aşkın kararsızlığıdır; hacıların giydiği tek renkli, dikişsiz ihram ise vahdet yolundaki sadeliği ve kararlılığı anlatır.

Altıncı beyit gazelin en ince buluşudur. Âşık, şaşkınlıktan cumartesiyi cumadan ayıramaz hâle gelmiştir ve kendini geçmiş bir yılın takvimindeki günlere benzetir. Eski bir takvimin günleri artık hiçbir işe yaramaz, birbirinden farkları da kalmamıştır. Dördüncü beyit ise Arap yazısının diliyle kuruludur: harekeli harf "müteharrik", harekesiz harf "sâkin" diye anılır; "i'câm" harflere nokta koymaktır ve noktalar harfin altında ya da üstünde yer alır. Âşık bazen kıpırdayan bazen duran, bazen altta bazen üstte görünen bir nokta gibidir.

Topal, matla beytini şairin şiirinde "pîr-i mugan" kavramının geçtiği yerler arasında anar. Mahlas beytindeki mühür ve mezar taşı, bir devlet adamının hayatının iki ucunu gösterir: adı hayattayken resmî belgeleri onaylayan mühre, öldükten sonra da mezar taşına kazınır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 17 (1. beyit), s. 153, gazel 55 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 23a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 9b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 14a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar