Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Olmaḳ olmaz çeşm-i ḫūbān-ı perīveşden ḫalāṣ
Murġ-ı dil mümkin midür olmaḳ bu ter-keşden ḫalāṣ
Pīrlikle zā'il olmaz ‘aşḳ-ı mevzūn ḳāmetān
Tīr oldukca kemān olmaz keş-ā-keşden ḫalāṣ
Hep ‘itāb-ı yāre cirm-i nā-suverīdür sebep
Dil Siyāveş (?) olsa da olmaz bu āteşden ḫalāṣ
Şāneveş çāk olsa da gitmez göñülden fikr-i zülf
Merd-i pür-sevdāya yoḳ fikr-i müşevveşden ḫalāṣ
Olma Ṣāḥib bāzī-i ‘aḳl ile bu şeş-derde zār
Bī-ḫavāṣṣ ol eyle kendin pencden şeşden ḫalāṣ
Günümüz Türkçesiyle
1. Peri gibi güzellerin gözünden kurtulmak olmaz; gönül kuşunun bu ok kuburuyla kurtulması mümkün müdür?
2. Yaşlılıkla ölçülü boylu güzellerin aşkı geçmez; ok (var) oldukça yay çekişmekten kurtulmaz.
3. Sevgilinin sitemine hep (âşığın) bir suçu sebeptir; gönül Siyavuş olsa da bu ateşten kurtulamaz. (İlk mısraın anlamı tam açık değildir; "Siyâveş" kelimesi neşirde soru işaretiyle verilmiştir.)
4. Tarak gibi yarılsa da gönülden zülfün düşüncesi gitmez; sevdalı adamın karışık düşüncelerden kurtuluşu yoktur.
5. Sâhib, bu tavlada akıl oyunuyla perişan olma; duyulardan geç, kendini beşten ve altıdan kurtar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin en yoğun beyti, tavla oyununun dilini insanın beş duyusu ve altı yönüyle birleştiren mahlas beytidir. "Şeşder", altı haneli tavla tahtasıdır; "penc" ile "şeş" de hem zarın beş ve altı yüzleri hem de tasavvuf dilinde beş duyu ile altı yönü (önü, arkası, sağı, solu, üstü, altı) anlatır. Şair, akıl oyunuyla bu tavlada perişan olmamayı, duyulardan geçip kendini beşin ve altının, yani maddi dünyanın sınırlarından kurtarmayı öğütler. "Havâss" kelimesi de hem duyular hem de seçkinler demektir; "bî-havâss" olmak böylece hem duyulardan geçmeyi hem de gösterişten uzak durmayı çağrıştırır.
İkinci beyit yaşlılığı ok ile yay benzetmesiyle anlatır. Yaşlanan âşığın beli bir yay gibi bükülmüştür; sevgilinin düz boyu ise oktur. Ok var oldukça yay gerilip çekilmekten kurtulamaz; yaşlı âşık da ölçülü boylu güzellere duyduğu aşktan kurtulamaz. Birinci beyitte de güzellerin gözü bir ok kuburuna (tirkeş) benzetilir ve gönül kuşu bu kuburdan çıkan okların hedefi olur.
Üçüncü beyitteki Siyavuş, Firdevsî'nin Şâhnâme'sinde suçsuzluğunu kanıtlamak için ateşin içinden yanmadan geçen kahramandır; Topal kelimeyi soru işaretiyle okumuştur. Bu okuma doğruysa beyit, ateşten sağ çıkan Siyavuş bile olsa gönlün bu aşk ateşinden kurtulamayacağını söyler. Dördüncü beyit, tarak gibi dişlerine ayrılmış bir gönlü anlatır; tarağın zülfün içinde dolaşması gibi zülfün düşüncesi de yarılmış gönülden çıkmaz.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 157, gazel 58 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 23b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 10a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 15b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






