Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Dilde o mehüñ mihr-i ruḫı oldı ṭāli‘
Endīşeme dirlerse n'ola şerḥ-i Meṭāli‘
Geh tābi‘ eḳall ekṡere geh ekṡer eḳalla
Bu mes'elede mescid olur cümleye cāmi‘
Ḫūbāna ḳulaḳdan olur ādem gehī ‘āşıḳ
Uġrun ḳapudur şehr-i dile bāb-ı mesāmi‘
Bā‘is̱-i heves dāne-i ḫāl-i zeḳanuñdur
Toḫm-ı ḳaleme oldıġı evrāḳ-ı mezāri‘
Gösterdi süḫanda yine Ṣāḥib yed-i ṭūlā
Bu naẓmuñ olup beytleri penc-i aṣābi‘
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönülde o ayın yanağının güneşi doğdu; düşünceme "Metâli' şerhi" deseler ne olur?
2. Bazen az olan çoğa, bazen çok olan aza tabi olur; bu meselede mescit herkes için cami olur.
3. İnsan bazen güzellere kulaktan âşık olur; kulakların kapısı, gönül şehrine açılan gizli bir kapıdır.
4. Hevesin sebebi, çenendeki benin tanesidir; (bu yüzden) yapraklar kalem tohumuna tarla olmuştur.
5. Sâhib söz sanatında yine ustalığını gösterdi; bu şiirin beyitleri beş parmak oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Matla beyti, Osmanlı medreselerinde okutulan bir kitabın adını bir gökyüzü sahnesine yerleştirir. "Tâli'" doğan, "metâli'" ise doğuş yerleri demektir; ama "Şerh-i Metâli'", Sirâceddin Urmevî'nin mantık kitabı Metâliu'l-envâr üzerine Kutbüddin Râzî'nin yazdığı ve medreselerde okutulan şerhin bilinen adıdır. Sevgilinin yanağının güneşi gönülde doğunca, âşığın düşüncesi bu doğuşu açıklayan bir şerhe döner. Kitap adı ile kelime anlamının birbirinden ayrılmadığı bu beyit, medreseden geçmiş, müderrislik ve kadılık yapmış bir şairin elinden çıkmıştır.
İkinci beyit fıkıh ve usul dilinden gelir. "Az olan çoğa tabidir" sözü, hukukçuların bir hükmü belirlerken başvurduğu bilinen bir ilkedir; şair bunu bazen tersine de işleyen bir kurala çevirir. "Câmi'" hem cuma namazı kılınan büyük cami hem de "toplayan, kuşatan" demektir; küçük mescit bu meselede herkesi bir araya toplayan bir cami olur. Üçüncü beyit halk arasında bilinen "kulaktan âşık olmak" deyimine dayanır: kulak, gönül şehrine açılan gizli bir kapıdır.
Mahlas beyti gazelin kendi biçimi üzerine bir nükte yapar. "Yed-i tûlâ", kelime anlamıyla "uzun el", mecazen bir işte ustalık demektir; şair bu eli gösterirken gazelin beş beytini elin beş parmağına benzetir. Gazel gerçekten beş beyittir; böylece şiir kendi uzunluğunu da konu edinir.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 159, gazel 60 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 24a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 10a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 16a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






